Memur Sen 400 TL' İçin Tarih Açıkladı: İvedilikle Bekliyor!

Kamuajans.com – Memur Sen 400 TL'yi ivedilikle bekliyor! Memur Sen'den hafta sonu zam açıklaması geldi. Ali Yalçın; 'Zorluklar dayanışmayla aşılır, sorunlar örgütlenerek çözülür. Alım gücü düşen kamu görevlilerinin mevcut maaşlarına/ücretlerine seyyanen zam yapılmalıdır.Oluşan kayıplar giderilsin,enflasyona ezilme riski bitirilsin istiyoruz.'

KAMU (MEMURLAR) 25.01.2021, 11:06
Memur Sen 400 TL' İçin Tarih Açıkladı: İvedilikle Bekliyor!






Memur Sen'den hafta sonu zam açıklaması geldi. Ali Yalçın; 'Zorluklar dayanışmayla aşılır, sorunlar örgütlenerek çözülür. Alım gücü düşen kamu görevlilerinin mevcut maaşlarına/ücretlerine seyyanen zam yapılmalıdır.Oluşan kayıplar giderilsin,enflasyona ezilme riski bitirilsin istiyoruz.'

"Zorluklar dayanışmayla aşılır, sorunlar örgütlenerek çözülür"

Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın'dan hafta sonu mesajında yine memura seyyanen zam çıktı. Enflason kayıpları ile geçen senenin ardından bu yıl için de enflasyonun devletin resmi kurumları tarafından %11 beklentisi ile memur zammı gündemden düşmüyor.

MEMUR SEN TARİH VERDİ: İVEDİLİKLE BEKLİYORUZ
Ali Yalçın "Bunun anlamı, hakem kurulunun 2021 yılı için kararlaştırdığı 3+3’lük artışın yetersiz kalacağının, enflasyon farkı oluşacağının itiraf edilmesidir. Biz bu itirafın gereğinin yapılarak, 400 TL’lik seyyanen zammın 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere maaşlara yansıtılmasını talep ve teklif ediyor, ivedilikle bekliyoruz" dedi.

1 OCAK'TAN İTİBAREN GEÇERLİ OLSUN

Yalçın yaptığı açıklamada seyyanen zammın 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren geçerli olmasını istediklerini belirterek "Hükûmetin siyasi sorumluluk, devletin medeniyet perspektifimiz kaynaklı zorunluluk hassasiyetiyle sorunu çözümle, talep ve teklifimizi evetle buluşturması gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın hafta sonu yaptığı açıklamasında;

"Özel eğitim kurumlarında görev yapanlarla birlikte toplamda 1 milyon 200 bini bulan bir meslek grubunun, öğretmenliklerin meslek kanununun olmaması; hukuki açıdan boşluk, mesleki açıdan ise yoksunluktur. Öğretmenin yetiştirilmesinden emekliliğine kadar öğretmenlik mesleğini bütün olarak ele alacak, yöneticilik ve liderlik süreçlerine katılım, bu pozisyonlardaki mali, sosyal ve özlük hakları da içerecek, uluslararası standartlara uygun, öğretmenliğin kariyer mesleği niteliğini dikkate alan, öğretmenin etkinliğini artıracak, itibarını yükseltecek nitelikte bir meslek kanunu eğitimin geleceği açısından ertelenemez bir zorunluluktur. Görev, yetki, ehliyet, liyakat meselelerini çeşitli yönetmeliklerle, genelgelerle oluşturulmuş karmaşık ve dağınık bir mevzuatla düzenlemeye çalışan bir idari anlayışın eğitimi yüksek standartlara, ülkeyi uzak ufuklara taşıması beklenemez. 2023 Eğitim Vizyonu’nda da yer alan bu vaadin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen kamuoyunahâlâ net bir içerik paylaşılmış değildir. Mesleğin hak ettiği şekilde tanımlanması, öğretmenlerin itibarının, haklarının korunması ve artırılması, sorunlarının giderilmesi için öğretmenlik meslek kanunu sosyal paydaşlarla istişare edilerek ivedilikle hazırlanıp yürürlüğe konulmalıdır. Bunun yanı sıra, kamu görevlilerinin mevcut maaşlarına/ücretlerine seyyanen zam istiyoruz. Böylece geçmiş yönüyle kayıpların giderilmesini, gelecek yönüyle de enflasyona yenilme riskinin bitirilmesini talep ediyoruz.

Bizzat kamu işvereninin ve siyasi iktidarın öngörüleriyle 2021 yılı enflasyon tahmini, beklentisi yüzde 11 seviyesindedir. Bunun anlamı, hakem kurulunun 2021 yılı için kararlaştırdığı 3+3’lük artışın yetersiz kalacağının, enflasyon farkı oluşacağının itiraf edilmesidir. Biz bu itirafın gereğinin yapılarak, 400 TL’lik seyyanen zammın 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere maaşlara yansıtılmasını talep ve teklif ediyor, ivedilikle bekliyoruz. Bu adım, hem gelir dağılımında hem de sosyal kulvarda adaletin sağlanması, sosyal maliyet ihtimalinin de ortadan kaldırılması gibi önemli sonuçları beraberinde getirecektir.

Bizler, alın teri kurumadan karşılığının verilmesi hassasiyetine davet eden bir medeniyetin mensuplarının emeğin, alın terinin, kamu görevlilerinin hizmet üretme gayretlerinin karşılığı olacak değerin verilmesinde hükûmetin siyasi sorumluluk, devletin medeniyet perspektifimiz kaynaklı zorunluluk hassasiyetiyle sorunu çözümle, talep ve teklifimizi evetle buluşturması gerektiğine inanıyoruz." dedi

İşte Kamu Sen'den yapılan açıklamanın tamamı;

"Dünya, kovid-19 salgınının etkisi altında, distopik kurguları aratmayacak bir dönemden geçiyor. Dünyaya nizam vermeye çalışan küreselcilerin, yüzlerine taktıkları insan hakları maskesinin düştüğü, eşitlik ve demokrasi söylemlerinin artık mizah konusu olacak hâle geldiği, kötülüğün salgın gibi tüm dünyaya yayıldığı bir süreç yaşıyoruz.

Salgın sürecinin başlarında, açık denizlerde birbirlerinin maske ve tıbbi malzemesine el koyan, işi gasba kadar vardıran ‘Avrupalı ülke bencilliği’ni tüm dünya gördü. Şimdilerde emperyalist ülkeler, lehlerine kurdukları gelir adaletsizliği düzenini devam ettirmek için aşıyı bir fırsata dönüştürmeye çalışmakta, bir tekel oluşturma yarışına girmiş görünmektedir.

Ahlaksız paylaşım projelerinin, bencil küresel politikaların, ırkçı emperyal siyasetin açıktan yürütüldüğü alan sadece salgınla sınırlı değildir. Emperyalist sömürge politikaları bakımından da artık hümanizm makyajının tazelenemediği bir döneme girmiş bulunmaktayız. Emperyalizm, on yıllardır sürdürdüğü maskeli sömürü düzenini artık sürdürmekte zorlandığı için, çirkin yüzünü gizleyemiyor, açık verince de giderek saldırganlaşıyor. Fransa başta olmak üzere, güya insan haklarına karşı çok saygılı batılı devletler, İslam ve Müslüman düşmanlığında yarışıyor; camilere saldırıyor, ibadet esnasında cemaati katlediyor. Batılı medya, İslamofobiyi yaygınlaştırmak için desiseli yayınlar yapıyor. Avrupa’nın her yerinde ırkçı söylemler yükselirken, Müslümanlara yönelik baskılar da artıyor. 11 Eylül konsepti, farklı isimler ve kurgular altında terörizm aparatlaştırılarak sürdürülüyor. İsrail’le normalleşme adı altında açıktan açığa baskı, şantaj, tehdit ve rüşvet siyaseti izleniyor. Emperyal ülkeler için, imza atılmış uluslararası anlaşmalar, Birleşmiş Milletler kararları önemsiz birer sahife parçasından ibaret kalıyor. Mevcut düzenin adil olmadığını haykıran Türkiye gibi ülkelerin güçlenmesi ve ülke menfaatini öne çıkaran bağımsız politikalar üretmesi küreselcileri endişelendiriyor. Türkiye başta olmak üzere, kendi yolunu çizmeye çalışan ülkelere siyasal, askeri, ekonomik baskılar da artıyor.

Dünyanın birkaç ailesinin bütün dünya servetinin yarısından fazlasına sahip olduğu vahşi neoliberal düzen, tarihin başka hiçbir döneminde olmadığı kadar büyük bir mağdur kitlesi üretti, üretmeye de devam ediyor. En zengin yüzde 1’lik kesimin toplam serveti, dünyanın geri kalan yüzde 99’unun servetinden daha fazla. Dünyanın en zengin 26 kişisinin serveti ise 3,8 milyar insanın servetine denk düşüyor. Çok değil, sadece 4 yıl önce bu sayının 62 olduğunu düşünürsek, küresel paylaşımdaki çarpıklığın ne kadar büyük bir hız kazandığı da anlaşılmış olur. Bölgeler, ülkeler, toplum katmanları arası eşitsizlik her geçen gün büyüyor. Eşitsizliğinsalgınla birlikte daha da artacağı, küresel yoksulluğun daha fazla derinleşeceği ise sır değil. Salgınla birlikte zaten görünmez olan dünyanın en fakir ülkeleri, mülteciler, savaş ve insani kriz ortamında yaşayanlar unutulmakla kalmıyor, gözden de çıkarılıyor. Ne Birleşmiş Milletler ne Dünya Sağlık Örgütü ne de başka bir kurumun bu kesimlerin sorunlarını ciddi şekilde gündeme taşıma ve çözme gibi bir niyeti söz konusu değil. Fakir bırakılmış, sömürülmüş, yurdundan edilmiş, mazlum ve mağdur kesimlere el uzatmaya çalışan Türkiye gibi az sayıdaki ülke ise kuşatmanın her türüyle yıldırılmaya çalışılıyor.

Dünyanın her bölgesi, emperyalizmin harladığı çatışmalar, savaşlar, iç kargaşalarla sarsılıyor. 60 milyondan fazla insanın mülteci durumuna düştüğü; sağlığa, gıdaya, temiz suya erişimin olmadığı, temel hak ve hürriyetlerin taammüden katledildiği, doğanın tahrip edildiği, insanlığın değersizleştirildiği dünyanın bir diğer yarısının can çekiştiği her açıdan görülüyor. İçi boşaltılmış kavramlarla üretilen gösterişli söylemler de bu karanlık tabloyu örtmeye yetmiyor.

Modernizmin cenneti dünyada inşa etme projesi, dünyayı korkunç bir cehenneme dönüştürmekle sonuçlanmıştır. O hâlde dünyaya yeni ve sağaltıcı sosyal, siyasal, ekonomik bir paradigmayı kazandırmaktan başka çare kalmamıştır. İnsanlığa dair fıtri öneriler sunabilmek ise yeni bir dünya özlemi çeken hepimizin boynunun borcu, geleceğimizin teminatıdır. Daha adil bir dünyanın özlemini çeken herkeste olduğu gibi biz de değişimin nasıllığına kafa yoruyoruz ve ulaştığımız tek bir yöntem var: Kendi sorumluluk alanında istikrarlı, kararlı ve müstakim bir şekilde sorunları çöz.Yapısal sorunlara daha kolektif zeminlerde paradigmal çözümlerin bulunmasına katkıda bulun. Bunun gereği olarak, ana sorumluluk alanımız olan sendikal mücadelede kararlı, istikrarlı, müstakim bir gayretle çözümler geliştiriyor, kazanımlar üretiyoruz. Bunun yanı sıra, karşılaştığımız sorunları ortaya çıkaran küresel, ülkesel ve sektörel boyutlu yapısal sorunlara yönelik de müktesebatımızı artırmaya, bunun üzerinden paradigmal ve zihnî dönüşümleri sağlamaya, kalıcı yapısal çözümler üretmeye gayret ediyoruz. Hangi konuyu neden gündemimize aldığımızı anlamak isteyenlerin bakmaları gereken işte bu temel tutumumuzdur.

Salgın, bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de eğitimden sağlığa, lojistikten güvenliğe hayatın her alanını olumsuz etkilemektedir. Bir yandan hayatta kalma mücadelesi verilirken, diğer yandan toplumsal hizmetleri sürdürmek, gerek psikolojik gerek fiziki olarak son derece meşakkatli bir durumdur. Buna mukabil Eğitim-Bir-Sen olarak, salgın sürecinin getirdiği zorlu şartların sendikal mücadelemizi sekteye uğratmasına izin vermedik.

Raporlarımızı, odak analizlerimizi hazırlayıp yetkililerle, ilgililerle ve kamuoyuyla paylaştık. Bu bağlamda ‘Kadın Öğretmenlerin Çalışma Hayatı: Tespitler ve Öneriler’ Raporu, Eğitime Bakış 2020: İzleme ve Değerlendirme Raporu, Yükseköğretime Bakış 2020: İzleme ve Değerlendirme Raporu, Kovid-19 Salgınının Gölgesinde Eğitim Riskler ve Öneriler Araştırması, Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak: Öğretmen ve Veli Araştırması başlıklı rapor ve araştırmalarımıza dikkat çekmek isterim.

Salgın sürecinde, eğitim politikaları açısından salgının boyutunun her gün değişen grafiğinin Bakanlık politikalarının grafiklerine de gelgit olarak yansıdığını görüyoruz. Okulların açık mı kapalı mı tutulacağı, eğitimin yüz yüze mi online mi ya da EBA üzerinden mi olacağı, testi pozitif çıkan ya da temaslı olan öğretmenlerin ders ve ek ders görevlerinin yapılmış sayılıp sayılmayacağı, öğretmenlerin okula gidip gitmemesi veya gidecekse kaç gün gideceği gibi birçok konuda bu kararsız, çelişik politikalara şahitlik ettik.

Yerinde ve zamanında müdahalelerle sorunların çözümü noktasında etkili girişimlerde bulunduk. Eğitim çalışanlarının bu süreçte gerek filyasyon gerek Vefa Sosyal Destek gruplarında gönüllü ya da görevli olarak yer almalarına karşılık, takdir etmeyen bir yönetim anlayışı asla tasvip etmeyeceğimiz bir durumdur. Bu bağlamda çok da proaktif bir eğitim yönetiminin gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizmek gerekiyor. Bununla birlikte, sorunların çözüme kavuşturulması için bu dönemde daha fazla dikkat ve dirayet gösterilmesi elzemdir.

Özel eğitim kurumlarında görev yapanlarla birlikte toplamda 1 milyon 200 bini bulan bir meslek grubunun, öğretmenliklerin meslek kanununun olmaması; hukuki açıdan boşluk, mesleki açıdan ise yoksunluktur. Öğretmenin yetiştirilmesinden emekliliğine kadar öğretmenlik mesleğini bütün olarak ele alacak, yöneticilik ve liderlik süreçlerine katılım, bu pozisyonlardaki mali, sosyal ve özlük hakları da içerecek, uluslararası standartlara uygun, öğretmenliğin kariyer mesleği niteliğini dikkate alan, öğretmenin etkinliğini artıracak, itibarını yükseltecek nitelikte bir meslek kanunu eğitimin geleceği açısından ertelenemez bir zorunluluktur. Görev, yetki, ehliyet, liyakat meselelerini çeşitli yönetmeliklerle, genelgelerle oluşturulmuş karmaşık ve dağınık bir mevzuatla düzenlemeye çalışan bir idari anlayışın eğitimi yüksek standartlara, ülkeyi uzak ufuklara taşıması beklenemez. 2023 Eğitim Vizyonu’nda da yer alan bu vaadin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen kamuoyunahâlâ net bir içerik paylaşılmış değildir. Mesleğin hak ettiği şekilde tanımlanması, öğretmenlerin itibarının, haklarının korunması ve artırılması, sorunlarının giderilmesi için öğretmenlik meslek kanunu sosyal paydaşlarla istişare edilerek ivedilikle hazırlanıp yürürlüğe konulmalıdır. Bunun yanı sıra, kamu görevlilerinin mevcut maaşlarına/ücretlerine seyyanen zam istiyoruz. Böylece geçmiş yönüyle kayıpların giderilmesini, gelecek yönüyle de enflasyona yenilme riskinin bitirilmesini talep ediyoruz.

Bizzat kamu işvereninin ve siyasi iktidarın öngörüleriyle 2021 yılı enflasyon tahmini, beklentisi yüzde 11 seviyesindedir. Bunun anlamı, hakem kurulunun 2021 yılı için kararlaştırdığı 3+3’lük artışın yetersiz kalacağının, enflasyon farkı oluşacağının itiraf edilmesidir. Biz bu itirafın gereğinin yapılarak, 400 TL’lik seyyanen zammın 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere maaşlara yansıtılmasını talep ve teklif ediyor, ivedilikle bekliyoruz. Bu adım, hem gelir dağılımında hem de sosyal kulvarda adaletin sağlanması, sosyal maliyet ihtimalinin de ortadan kaldırılması gibi önemli sonuçları beraberinde getirecektir.

Bizler, alın teri kurumadan karşılığının verilmesi hassasiyetine davet eden bir medeniyetin mensuplarının emeğin, alın terinin, kamu görevlilerinin hizmet üretme gayretlerinin karşılığı olacak değerin verilmesinde hükûmetin siyasi sorumluluk, devletin medeniyet perspektifimiz kaynaklı zorunluluk hassasiyetiyle sorunu çözümle, talep ve teklifimizi evetle buluşturması gerektiğine inanıyoruz.

Binlerce insanımızın ölümüne neden olan kovid-19 virüsü ne yazık ki teşkilatımızı da tam kalbinden vurmuştur. Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Mithat Sevin ağabeyimiz elli gün boyunca sürdürdüğü yaşam mücadelesini kaybederek 16 Aralık günü hakka yürümüştür. Acımız tarifsiz, kaybımız büyüktür. Hayatı boyunca bir dava adamı olarak yaşamış, bir dava adamı olarak son nefesini vermiştir. Vakur duruşu, inandığı konulardaki tavizsizliği, yılmak ve yorulmak bilmeyen mücadelesi, istikamet ehli ve yaşadığı çağın şahidi olması itibarıyla bütün teşkilatımız için gerçek bir örnek ve ağabeydi.

Mehmet Akif İnan ve Erol Battal gibi,Mithat Sevin başkanımızın da örnekliğini tüm teşkilata ve gelecek nesillere aktarmak, adını yaşatmak, yolunu sürdürmek,adı vefa ile özdeşleşmiş Eğitim-Bir-Sen olarak boynumuzun borcudur. Nasıl ki yaşamıyla bizlere ağabeylik yapıp rehberlik ettiyse, bıraktığı ameli ve fikrî mirasla da mutlaka yol göstermeye, yol açmaya, ağabeylik yapmaya devam edecektir. Allah, Mithat Ağabeyimizi merhametiyle kuşatsın."


Kaynak : SGK Rehberi

Yorumlar (34)
Mahmut 1 ay önce
Komik mi komik
Ümit 1 ay önce
yaw he he
Ogretmen 1 ay önce
sonuç ne ali bey. 3 un 1 ni mi aldık.. vermezlerse ne yapacaksın bi de bunu anlatmaya cesaret etsen ..
Jahro 1 ay önce
Yapma buçuk Ali beceremedim istifa ediyorum de defol git bu arada değil 400 zırnık alamazsın
tebrikler 1 ay önce
sendikacılık tamam da gerçekten sizi ayakta alkışlıyorum... öğretmenleri hademe seviyesi ücret ve anlayışa indirip hem de nasıl oluyor da en çok üye sayısı sizde.... koltukçular, yanaşmalar tamam onlarda sizden..... ne diyeyim tebrik ederim ben istemiyorum zam..... zaten sende şirin görünmek için bu yazıyı burdan yayınlattın ama endişelenme bu yazıyı okuyup 50 bin üye cepte.....
öğretmen 1 ay önce
Sayın Ali YALÇIN bey Söz verilen 3600 ek gösterge nerede kaldı?Lütfen öncelikle söz verilen ek gösterge üzerine gidiniz.ilk gündem ek gösterge olmalıdır.
İlhan güneş 1 ay önce
Memursenli arakadaşlar, eğer memurun iyiliği için bir düzenleme umut ediyorsanız öncelikle toplu şekilde bu sendikadan istifa etmeniz gerekir, memursen resti görmelidir ve bu resti sadece siz çekebilirsiniz, vaatler yerine geldiğinde tekrar üyeliğe geçmek zaten çok basit
cem 1 ay önce
ali cengiz oyunu yemezler
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
9
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 26 57
2. Beşiktaş 25 54
3. Fenerbahçe 26 54
4. Trabzonspor 26 48
5. Hatayspor 26 45
6. Alanyaspor 26 42
7. Gaziantep FK 26 40
8. Karagümrük 26 40
9. Göztepe 26 35
10. Antalyaspor 26 34
11. Sivasspor 25 32
12. Konyaspor 25 31
13. Malatyaspor 26 31
14. Kasımpaşa 26 29
15. Rizespor 26 28
16. Kayserispor 25 25
17. Başakşehir 26 25
18. Erzurumspor 26 25
19. Denizlispor 26 21
20. Gençlerbirliği 25 21
21. Ankaragücü 25 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 24 46
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 24 39
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 24 26
13. Boluspor 24 26
14. Menemenspor 24 26
15. Balıkesirspor 23 24
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 23 14
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 26 62
2. M. United 26 50
3. Leicester City 26 49
4. West Ham 26 45
5. Chelsea 26 44
6. Liverpool 26 43
7. Everton 24 40
8. Tottenham 25 39
9. Aston Villa 24 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 26 34
13. Crystal Palace 26 33
14. Southampton 25 30
15. Burnley 26 28
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 26 23
19. West Bromwich 26 17
20. Sheffield United 26 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 24 52
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 24 41
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 25 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Celta de Vigo 25 30
12. Osasuna 25 28
13. Getafe 25 27
14. Valencia 25 27
15. Cádiz 25 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 24 21
20. Huesca 25 20