Öğretmenin anlattığı dersin sınav sorusunu Bakanlık soracak
MEB tarafından açıklanan Ortak Yazılı Sistemi hakkında Eğitim-İş sendikasından değerlendirme geldi.
İşte Eğitim-İş sendikasının OYSS değerlendirmesi:
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenin tüm yaşamını kuşatan sorunlarına çözüm üretmek yerine, öğretmenin mesleki özerkliğini yok sayan, eğitim ve ölçme-değerlendirme sürecini merkezileştiren antidemokratik uygulamalarına devam ediyor. Bakanlık, “yaptım oldu” anlayışıyla hayata geçirdiği uygulamalarla önce karar vermeyi, sonra duyurmayı, en son da sahadaki öğretmenden itaat beklemeyi alışkanlık haline getirmiştir.
MEB, birinci dönem yazılı sınavlarına günler kala “Ortak Yazılı Sınav Sistemi” uygulamasını duyurdu. Yapılan duyuruya göre ortaokul ve liselerde 16 branşı kapsayan sistem, sınavsorularını merkezi bir soru havuzuna bağlayacak. Bir kez daha eğitim sürecinin asıl öznesi olan öğretmenler, kendilerine doğrudan ilgilendiren bir değişikliği haberlerden öğrenmiştir.
Ölçme-değerlendirme sürecini standartlaştırmak ve öğrencilerin eksikliklerini tespit etmekgibi gerekçelerle duyurulan ve tepeden inme biçimde yürürlüğe konan sistem; öğretmenin ölçme-değerlendirme sürecindeki yetkisini kısıtlayan, eğitimdeki mevcut eşitsizlikleri göz ardı ederek derinleştiren ve öğretmenin iş yükünü artıran yeni bir dayatmadır.
Yeni sistemde yazılı sınavın yalnızca iki sorusu zümre öğretmenlerince hazırlanacak, geri kalan sorular Bakanlığın dijital soru havuzundan otomatik olarak seçilecektir. Öğretmenin anlattığı dersin sınav sorusunu Bakanlık soracaktır.
Öğretmen, Bakanlığın ideolojik ve merkezi talimatlarını sınıfa taşıyan bir aracı değildir. Öğretmen, öğrencisini tanıyan, öğrenme süreçlerini gözlemleyen ve planlayan, ölçme-değerlendirme araçlarını öğrencilerinin ihtiyaçlarına göre hazırlayan kişidir. Ölçme-değerlendirme süreci eğitimin olmazsa olmazıdır ve öğretme sürecinden koparılamaz. Müfredattan ders kitaplarına kadar her alanda söz hakkı kısılan öğretmenin elinden şimdi de öğrencisine soracağı soruyu hazırlama yetkisi alınmaktadır. Öğretme ve ölçme süreci teknik bir işleme indirgenemez.
Okulların fiziki koşulları, sınıf mevcutları, öğretmen kadrosu ve öğrencilerin sosyoekonomik olanakları birbirinden farklıdır. Özel okulla devlet okulu, büyükşehirdeki bir okulla taşımalı eğitime mahkûm edilen ilçe okulu; kadrolu öğretmeni bulunan sınıfla yıl boyu ücretliöğretmenle idare etmeye çalışan sınıf aynı imkânlara sahip değildir. Öğretmenler sınav sorularını hazırlarken tüm bu koşulları göz önünde bulundurmaktadır. Bu süreci merkezi denetim altına almak, var olan eşitsizlikleri derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır.
Bakanlık, uygulamanın öğrencilerin eksikliklerini tespit edeceğini ileri sürmektedir. Oysa okullarda görev yapan öğretmenler öğrencilerinin durumunu zaten bilmektedir. Sorun, öğretmenin öğrencisi hakkında bilgi sahibi olmaması değil; okulların bu eksiklikleri ve eşitsizlikleri giderecek mekanizmalardan bilinçli olarak mahrum bırakılmasıdır.
Ortak Yazılı Sınav Sistemi’nin tanıtım programında Bakan Yardımcısı, eğitim sisteminin en büyük sorunlarından birinin “sınav odaklı sistem” olduğunu dile getirmiştir. Bakanlığın bu soruna çözümü ise dönem içi yazılıları merkezi sınava dönüştürmek olmuştur. Merkezi sınav dayatması, devlet okullarındaki nitelik kaybını artırırken, velileri ve öğrencileri özel etüt merkezlerine, merdiven altı kurslara ve piyasalaşmış eğitim sektörüne mahkûm etmektedir.
Öte yandan sistem, öğretmenin iş yükünü ciddi biçimde artırmaktadır. Ortalama 9 şubede derse giren bir branş öğretmeni, 300’ü aşkın öğrencinin cevaplarını tek tek puanlayıp sisteme girmekle yükümlü kılınmaktadır.
Soru yazımında ve açık uçlu cevapların puanlanmasında yapay zekâ ve algoritmaların kullanılacak olması da ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.
Sorular hangi bilimsel ve pedagojik denetimden geçecektir? Yapay zekâ destekli soru yazımı ve puanlama sistemi nasıl denetlenecektir? Öğrenci, sınıf ve şube bazında oluşturulacak veri havuzu nasıl korunacaktır? Bu verilerin ileride öğretmenler üzerinde bir baskı ve denetim mekanizması olarak çalışmayacağının güvencesi var mıdır?
Eğitim-İş olarak, öğretmeni dışlayan, eşitsizliği derinleştiren ve eğitimi merkezi bir denetim mekanizmasına dönüştüren her uygulamanın karşısında olmaya; her bir çocuğumuzun laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız, karma ve nitelikli eğitim hakkı için mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamuajans.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz