3 Başlık Altında Vergi Zamlarının Gerekçeleri

Kamuajans.com - Bankacılık ve kamu maliyesi uzmanı Dr. Bahar Bilen, kamuoyunda tartışılan vergi zamlarının gerekçelerini ve muhtemel ekonomik ve siyasi sonuçlarını değerlendiriyor.

EKONOMİ 03.10.2017, 08:48 03.10.2017, 08:54
3 Başlık Altında Vergi Zamlarının Gerekçeleri





Kamuajans.com - Prof. Dr. Kenan Bulutoğlu'nun 'Kamu Ekonomisine Giriş' kitabı 'Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir Japon köyü varmış' diye başlar. Hikayede, köye dadanan eli silahlı eşkıyalara karşı ürünlerini koruyamayan köy halkının, haydutların karşısına savaş sanatını bilen samurayları çıkarmaya karar vermeleri anlatılmaktadır. Hoca kitabına, kişilerin ihtiyaçlarının bir kısmını kendilerinin karşılayamayacağını ve bu ihtiyaçların piyasa dışı bir örgüt tarafından alışveriş konusu yapılmaksızın topluma sunulduğunu izah etmek için bu hikaye ile başlamıştır. Diğer yandan 'samurayların hizmet ve alacakları ücret konusunda anlaşmazlık ortaya çıktığında bunu kim karara bağlayacak?' diye sorarak bir üst güce ihtiyaç olacağını vurgulamış, bu gücün de devlet olması gerektiğini belirtmiştir.

Devlet hizmetlerinin miktarı ve türü, krallık dönemlerinden, demokratik yönetimlere kadar siyasal talep yoluyla kararlaştırılır. Ülke vatandaşları kamu hizmetlerinde miktar ve tür bakımından farklılık yaratmak isterlerse siyasal karar sürecini kullanmak zorundadırlar. Tarih boyunca devlet rejiminin adı ne olursa olsun toplum kesimi sunulan hizmetten ve bu hizmetlerin finanse edilme tarzından memnun olmadığı durumlarda tepkisini ortaya koymuştur. Nitekim 1215 yılında İngiliz soylularının Krala imzalattıkları Magna Carta Libertatum ile vergilendirme yetkisi milletin temsilcilerine yani parlamentoya devredilmiştir. Bu anlamda Magna Carta'dan bu yana vergilendirme yetkisinin tarihçesi parlamento tarihi kadar eskidir ve temsilsiz vergi olmaz ilkesinin ilk görünümüdür.

Günümüzde genel vergi ilkesi uygulamada ne kadar yer bulduğu sürekli tartışıla gelmekle birlikte- vatandaşların vergi yükünün siyasal dengedeki rolüne göre değil kamu hizmetlerinden yararlanma derecelerine ya da vergi ödeme güçlerine göre belirlemesi gerektiği şeklindedir. Tarihsel süreçte Anglo Sakson liberalleri hizmetten yararlanma ilkesini savunmuşlarsa da bugün hemen tüm toplumlarda oturmuş genel kanaat vergi ödeme gücü ilkesidir. Vatandaşların vergi ödeme gücü elde ettiği gelire, yaptığı tüketim harcamalarına ya da sahip olduğu servete göre belirlenir.

ORTA GELİR ALGISI FARKLI

Bu uzun giriş ile bilgilerimizi tazeleme gereğini, geçen hafta açıklanan vergi artışları nedeniyle duyduk. Yapılan vergi artışlarının gerekçesi şüphesiz ki hükümetin 15 yıllık iktidarı boyunca üzerinde ısrarla durduğu mali disiplinin bir miktar bozulmasıdır. Mali disiplinden kastedilen devlet bütçesinin gelirlerinin giderlerini karşılama durumudur. Konuyu somutlaştırmak adına rakamlarla konuşacak olursak yıllar itibarıyla devlet bütçe dengesi şu şekilde oluşmuştur.

Son 10 yıllık süreçte bütçe açığının GSMH'ya oranı ortalama olarak yüzde 1'i bir miktar geçmiştir. Bu durum uluslararası kredi notumuz belirlenirken hep olumlu bir unsur olarak değerlendirilmiştir. 2017 yıl sonu itibarıyla mevcut gelir ve giderlerimiz veri olarak kabul edildiğinde bu oranın yüzde 2 düzeyinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Konulan yeni vergilerle bu açığın 2020 yılına kadar yüzde 1.6 seviyesine çekilmesi amaçlanmaktadır. Bu anlamda hükümet ekonomideki en güçlü kozu olan mali disiplini tekrar kontrol altına almayı amaçlamıştır. 2019 yılında seçime gidecek bir ülkede radikal vergi artışları şüphesiz ki tartışma konusu olmaktadır. Orta Vadeli Program açıklandıktan hemen sonra bu vergi artışlarının yükünü orta gelir grubunun çekeceği ve bunun da seçim sonuçlarına olumsuz yansımaları olacağı tartışılmaktadır. Benim şahsi kanaatim kamuoyunda kabul görmüş orta gelir grubuyla, hükümetin orta gelir algısının birbirinden farklı olduğu yönündedir. Bir başka deyişle hükümet bu vergi artışlarının haklı gerekçelerini en azından kısa vadede açıklayabilecek argümanlara sahip olduğunu düşünmektedir.

Örneğin finans sektöründeki (halk diliyle bankaların) yüzde 10'luk vergi artışının haklı gerekçesi, sektörün yüzde 40 gibi 'oldukça yüksek karlılığa sahip olduğu şeklinde' açıklanacaktır. Muhtemel ve kamuoyunda kabul görebilecek argüman "faizleri düşürmemekte ısrar eden finans sektörü, ekonomide istenen büyüme ivmesinin yakalanmasında gerekli fedakarlığı yapmamıştır. Bu konuda riski yine üstlenerek, Kredi Garanti Fonu (KGF) ile KOBİ'lere ihtiyaç duyduğu finansman desteği devletin verdiği garanti ile sağlanmıştır."

Motorlu taşıtlar vergisindeki yüzde 40'lık artış, vatandaşların sahip olduğu mülkiyet üzerinden alınan vergide bir artışa sebep olacaktır. Bu artış vatandaşın gelirinde taksitlere bağlanmış bir satış vergisi etkisi doğuracaktır. Bir satış vergisi, konduğu malın nasıl talebini azaltırsa mülkiyet üzerine konan vergi de malı elde bulundurma arzusunu azaltır. Kanaatimiz şudur ki bu vergi artırılırken hükümet hane halklarındaki tüketim eğilimindeki değişikliği ve bunun enflasyon oranına yansımalarını dikkate almış olmalıdır. TÜİK'in 2016 yılında açıkladığı hanehalkı tüketim eğilimi verilerin göre en düşük 1'inci yüzde 20'lik gelir grubu ile en yüksek 5'inci yüzde 20'lik gelir grubu arasında şöyle bir dağılım oluşmaktadır:

Görüldüğü üzere toplumun en düşük gelir grubunun harcamaları arasındaki en yüksek payı konut ve kira alırken, en yüksek gelir grubunda ise 2016 yılında ulaştırma almaktadır. Ulaştırma harcamalarının detayına baktığımızda araç satın alımı, demir, karayolu, havayolu, deniz ulaşımı, kişisel ulaştırma araçlarının yakıt, bakım vs. giderleri olduğu görülmektedir. Bu oranlar 3 ve 4'üncü yüzde 20'lik gelir gruplarında da 3'üncü sırada yer almakla birlikte toplam harcamalar içerisinde yüzde 18 düzeyinde yer kaplamaktadır. İşin dikkat çekici boyutu ulaştırma harcamaları en düşük gelir grubunda dahi artış eğilimi göstermektedir.

2017 Ağustos ayı itibarıyla enflasyonda istenilen rakamlara ulaşmadaki en büyük engellerden biri ulaştırma harcamalarıdır. Bunda elbette artan benzin fiyatlarının etkisi göz ardı edilemez. Ancak en düşük gelir grubunda bile araba sahipliği arzusu otomotiv sektöründeki fiyatların yukarı yönlü seyretmesine neden olmaktadır. Cumhurbaşkanı'nın yakın zamanda "Her evde en az 2 araba israftır" söylemini de göz önünde bulunduracak olursak otomobile olan talebi kısmak için böyle bir artış yapılması uygun görülmüş olmalıdır. Kısa vadede bu artış hane halklarının gelirinde bir azalmaya neden olacağı için talepte bir düşme olması beklenecektir. Haliyle otomotiv sektöründe bir daralma etkisi beklenebilir. Ancak harcamaları arasında en yüksek payı alan en yüksek gelir grubunun bu artıştan çok etkileneceği düşünülemez. Sektörü etkileyebilecek olan 3 ve 4'üncü gelir grubu olacaktır. Bu grup, orta gelir olarak genel kabul görmekle birlikte gelir vergisi dilimlerinde yapılan düzenleme ile bu grubun da çok kazanan grup olarak değerlendirildiği aşikardır. Şöyle ki; yeni düzenleme ile birlikte asgari ücret, vergi dilimi uygulaması nedeniyle net 1.404 TL'nin altına düşmeyecek biçimde yapılandırılırken buradan kaynaklanan vergi kaybının gelir vergisi tarifesindeki 3'üncü diliminin yüzde 27'den, yüzde 30'a çıkartılarak telafi edilmesi düşünülmüştür. Bu aylık yaklaşık 5 bin TL brüt ücret alan bir çalışanın eylül ayı gibi daha yüksek vergi dilimine girdiği için daha az maaş alması anlamına gelmektedir. Bu anlamda tam olarak orta gelir grubu sayılacak bu grup en düşük gelir grubundaki vergi indirimi nedeniyle doğan vergi kaybını üstlenmiş olmaktadır.

HARCAMALARIN FİNANSMANI

Yapısal vergisel düzenlemelerin tamamını irdeleme şansımız bu yazıda bulunmamakla birlikte en çok tartışma yaratan üç düzenlemeden çıkardığımız sonuç şu, hükümet yaptığı bu vergi artışları ile; konjonktürel güvenlik riskleri ile açığa çıkması muhtemel yeni güvenlik harcamalarını finanse etmeyi, KGF ile üstlendiği riskin bir bölümünü finanse etmeyi, son dönemde yapılan yol ve köprü yatırımlarının finansman ve fiyatlama modelleri nedeniyle açığa çıkan zararlarını finanse etmeyi, seçim döneminde ihtiyaç duyabileceği yeni harcamaları finanse etmeyi amaçlamıştır.

Vergi artışları toplum tarafından güle oynaya kabul görecek uygulamalar değildir. Hükümet bu artışları düzenlerken topluma bunun haklı gerekçelerini izah edebileceğini ve en önemlisi de toplumun bunu kabul edeceği hassasiyetleri olduğunu düşünmüş olmalıdır. Sonuçlarını hep beraber göreceğiz. 

Karar
Yorumlar (0)
12°
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 20 44
2. Galatasaray 20 39
3. Fenerbahçe 19 39
4. Gaziantep FK 20 35
5. Trabzonspor 20 33
6. Hatayspor 20 32
7. Alanyaspor 19 31
8. Karagümrük 20 30
9. Malatyaspor 20 27
10. Antalyaspor 20 26
11. Göztepe 20 25
12. Kasımpaşa 20 25
13. Rizespor 20 25
14. Sivasspor 20 24
15. Başakşehir 20 24
16. Konyaspor 20 23
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 20 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 18 38
2. İstanbulspor 18 37
3. Samsunspor 18 36
4. Altay 18 32
5. Adana Demirspor 18 31
6. Ankara Keçiörengücü 18 31
7. Bursaspor 18 30
8. Tuzlaspor 18 30
9. Altınordu 17 28
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 18 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 18 19
14. Akhisar Bld.Spor 18 16
15. Menemen Belediyespor 17 16
16. Balıkesirspor 18 16
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Aston Villa 17 29
9. Chelsea 19 29
10. Southampton 18 29
11. Arsenal 19 27
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Burnley 18 19
16. Newcastle 19 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 18 47
2. Real Madrid 19 40
3. Barcelona 19 37
4. Sevilla 19 36
5. Villarreal 20 34
6. Real Sociedad 20 31
7. Granada 20 28
8. Real Betis 20 27
9. Celta de Vigo 20 24
10. Cádiz 20 24
11. Levante 19 23
12. Getafe 18 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 20 20
15. Eibar 20 20
16. Real Valladolid 20 20
17. Osasuna 20 19
18. Deportivo Alaves 20 18
19. Elche 18 17
20. Huesca 20 13