Baladan Bir Ses
Dün tweter platformunda Türk Eğitim- Sen Genel Başkanı Talip Geylan Beyefendi’nin dilinden Bala’dan başkaca bir ses yükseldi. Sayın Başkan üyelerinin müfettiş baskısına maruz kaldıklarını ifade ediyor ve buna tepki gösteriyordu. Yine başkaca kimseler bunun ilçede yetkinin Türk Eğitim- Sen’e geçmiş olmasından kaynaklı olduğunu falan ifade ediyorlardı. Meseleyi “etrafını cami ağyarını mani” olacak şekilde şöyle bir araştırdık ve müşahede ettiğimiz gerçekliği siz okuyucumuzla paylaşmak isterim. Bala, yaklaşık 33 bin nüfuslu 24 kurumu ve 279 öğretmeni olan Ankara şehir merkezine hemen hemen 60 km uzaklıkta bir ilçe. Her şeyden evvel görüleceği gibi aslında öğretmen sayısı bakımından pek büyük rakamları karşılamıyor. İstanbul’da şöyle irice bir meslek lisesinin öğretmeni kadar öğretmen sayısına sahip. Bu veri bile tek başına mevzunun üye sayıları ile alakalı olmadığının en basit göstergesi. Peki, neler öğrendik. En başında Bala’da bütün işlerin bir ilçe memuru üzerinde yürüdüğü hakikatini gördük. Neredeyse bütün ilçe milli eğitim kendisinden soruluyor. Hiyerarşi içerisinde yönetim sınıfında olmayan birinin nasıl ve ne şekilde böylesi bir yönetme yetisini eline aldığına hayret ettik. Biraz da taşra ilçe olduğu için teknik yazışma vb. hususları bilen insanın yokluğu şahsı bu konudaki azıcık bilgisi ile bu konuma getirmiş. “Kaht-ı rical mi katl-i rical mi” sözüyle eş değer devlet adamı yokluğu Abdurrahman Çelebiyi zuhur ettirmiş. Ali kıran baş kesen. Sindirmeler, okul müdürlerini ayırıp dilediklerinin işlerini güçleştirmeler. Dilediğine dilediği gibi özel muameleler. Hasılı, zat-ı muhterem unutmuş devletin hadimi olduğunu, olmuş Bala’nın hakimi. Tabi, diyeceksiniz bu ilçenin bir milli eğitim amiri yok mu? O da teknik bilgisi yetmeyince ilçeyi yönetmeye, mecbur olmuş şahsa teslim olmaya. Okul müdürleri de bu durumdan cesaret almış, başlamışlar bir istibdat rejimi uygulamaya. Bir ortaokulda Eğitim Bir-Sen sendikası üyesi oldukları için diğer öğretmenlerin dersleri bir araya toparlanıp haftada bir gün nöbet görevi verilirken 3 bayan öğretmenin dersleri haftanın beş gününe yayılmış ve hafta 3 bazen 4 gün artık Allah ne verdiyse nöbet görevi yazılmış. Okulun müdürü tarafından Sendikalarını değiştirmedikleri için bu baskıların kendilerine yapıldığı yüzlerine karşı söylenmiş. Aslan yürekli öğretmenler gitmiş durumu ilçe milli eğitim müdürüne anlatmışlar, resmi dilekçe ile müşteki olmuşlar, sonuç yok tabi dosya sumen altı edilmiş. Sonra, milli eğitim müdürlüğündeki zat sağda solda demiş ki “Bala küçük yer ben o öğretmenlere bir iftira ederim altında kalırlar”. Mevzuya daha fazla direnemeyen öğretmenler başka okula görevlendirilmişler, sonra onların yerine de ilçe mem ücretli öğretmen görevlendirmiş. Sendikal baskı o raddede devam etmiş ki ilçe onlarca memur sendikalarından istifa etmek durumunda kalmış. Aslında mevzu sendikadan ziyade şahsın tahakküm etme arzusu. Buna engel olacakları sindirme çabası. Anayasanın 51. Maddesindeki sendikal hak ve özgürlük hukuk devletinde hem de devletin merkezine 60 km yakınlıkta ayaklar altına alınmış. Bala küçük yer onlar da şehrin yerlisi ver odunu yansın durumu. Eğitim Bir-Sen Ankara 1 Nolu Şube Başkanı Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne öyle imzasız kaçak göçek değil altında sendikanın mührü ve kendi imzası ile sendikal hakların gaspını ihbar etmiş ve meselenin incelenmesini istemiş, delillerini de eklemiş dosyasına. Durum bu ve müfettişler vazifelerini yapıyorlar. Öylesine pervasızca yapılmış ki işler gizli saklı falan değil, her şeyin delili var, tanığı var, suçlar sabit ve sübutlu. Tüm Bala’da vazife yapan öğretmenler hadiselerin bilgisinde. Sayın Türk Eğitim-Sen başkanı izan sahibi ve ferasetli güzel bir insandır. Mesele kendilerine böyle aktarılmış olsa kendileri de üç beş üye için böyle bir çirkinliğe rıza göstermezdi, böylesi çirkinlikleri savunmaya talip olmazdı kanaatimce. Mesele çarpıtılarak aktarılmış, sendikal gücü kendi çirkinliklerine kalkan etmek isteyenler, çirkinliklerinin ifşa edileceğini görünce fotoğrafın başka bir yerine projektör tutma derdine düşmüşler. Sayın Başkan, bırakını hak araştırılsın. Bilirim siz de Hak aşığısınızdır. Devletin vazifeli memurları görevlerini yapsınlar. Sizin de dediğiniz gibi sendikacılığı sendikacılar yapsın, devletin gücüne yaslanıp kendilerini padişah zannedenler de devletle tanışsınlar. Yetkililerden meseleye sahip çıkmalarını ve cesaretle mevzunun üzerine gitmelerini bekliyoruz. Bala’da cinayet işlenmedi fakat cinayetten beter fiiller vücuda geldi. Bireyin özgürlüğü, kişisel tercihlerin üstünlüğü, hukuk devletinin yüceltilmesi, vatandaşın biricikliği, en önemlisi anayasal hakların muhafazası hususlarının çiğnenmesi cinayete bedel fillerdir nazarımızda. Meselenin çözümü de basittir. İlçe milli eğitimdeki görevli memura vazifesi, haddi ve hududu hatırlatılıp, bir görevli memur olduğu bilinci tekrar kazandırılıp devletle tanışması sağlanacak veya Bala’ya işini yapabilecek donanımda bir ilçe milli eğitim müdürü tayin edilecek. En nihayetinde İstanbul’da büyükçe bir okul kadar öğrenci ve öğretmeni olan bir yerden bahsediyoruz değil mi? 

İbrahim Hakkı Celis 
Loading...
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.