Bakan Özer: Süreç içerisinde bazı okullarla ilgili basına yansımalar oldu. Yaklaşık 234 tane ihbar aldık. Bu ihbarlar bağlamında da gerekli işlemleri yaptık. 3 okul yöneticimize ceza verdik ve bizim gözlemlediğimiz geçen senelere göre çok daha az sayıda basında bağış ile ilgili haberler oldu.

TRT Haberin özel röportaj konuğu olan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, yeni eğitim öğretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özerin, açıklamalarının satır başları şöyle;

Bu dönem 2022-2023 eğtim öğretim yılı hazırlıklarına çok erken başladık. 17 Haziranda 2021-2022 eğitim yılı kapatıldıktan sonra tüm okul yöneticilerimiz ile bir araya geldik ve ilk startı verdik. Okullarımızın ihtiyacının karşılanması noktasında, bütçelerin aktarılması noktasında, okulların eğitim öğretime hazırlanması noktasında çok önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Bu dönem ilk defa 20 yıldan bu yana biliyorsunuz eğitimde fırsat eşitliği bağlamında dağıtılan okul ders kitaplarına ilave olarak yardımcı kaynaklar tüm sıralara yerleştirildi. Yaklaşık 136 milyon 2. sınıftan 12. sınıfa kadar tüm öğrencilerin bir dönem boyunca ihtiyaç duyabilecekleri tüm yardımcı kaynaklar okullara gönderildi.

Diğer taraftan ilk defa Milli Eğitim Bakanlığı orta öğretim kurumlarına bütçe gönderiyordu fakat temel eğitim, anaokulu, ilkokul ve orta okullara bütçe göndermiyordu. İlk defa temizlik, kırtasiye, küçük onarım ve eğitim ortamlarının zenginleştirilmesi bağlamında tüm okullarımıza bütçe gönderildi. Aslında bu sessiz bir devrimdir. 3,1 milyar bütçe tüm okullarımıza gönderildi. Buradaki amacımız şuydu; Okullarımızın okul iklimini güçlendirmek ve asıl önemlisi okullarımız okul yöneticilerimiz ve öğretmenlerimizin velilerle bir maddi ilişki zeminini ortadan kaldırmak. Biliyorsunuz yıllardan bu yana kayıt paraları, spekülasyonlar çok istisna durumlar olmasına rağmen sanki eğitim sisteminin yaygın bir problemiymiş gibi, sanki Milli Eğitim Bakanlığı okulların ihtiyacını karşılayamıyormuş gibi bir algı vardı. Biz bu algıyı bu dönem yıktık. Tıpkı velilerin üzerinde büyük bir yük olan yardımcı kaynaklar ile ilgili problemi çözdüğümüz gibi artık hiç bir okulda yardımcı kaynakla ilgili bir okul yöneticisinin, öğretmenin piyasadaki herhangi bir kaynağı refere etmesi mümkün değil. Çünkü tüm ihtiyaçları biz karşılayabiliyoruz.

Aynı şeyi okulların ihtiyaçları bağlamında da giderdik. En önemli hazırlık kısmımız buydu. Süreç içerisinde bazı okullarla ilgili basına yansımalar oldu. Yaklaşık 234 tane ihbar aldık. Bu ihbarlar bağlamında da gerekli işlemleri yaptık. 3 okul yöneticimize ceza verdik ve bizim gözlemlediğimiz geçen senelere göre çok daha az sayıda basında bağış ile ilgili haberler oldu. Yani bu yavaş yavaş tedrici bir şekilde inşallah eğitim sistemi gündemimizden ortadan kalkacak. Çünkü siz okulların ihtiyacını karşıladığınız zaman ve bunu hem okul yöneticilerine hem öğretmenlere hem de velilere gösterdiğiniz zaman gerçekten böyle bir ilişkinin zemini ortadan kalkmış olacak. Okul aile birlikleri daha rahat edecektir. Çünkü bağış almak zorunda kalmayacaklar. Fakat kayıt yapma ilişkisi bağlamında bağış, fakat veli isterse okul aile birliğine, okuldaki eğitim ikliminin daha güçlenmesi için yardımda, bağışta bulunabilir. Fakat kesinlikle kayıt yaptırmayla bağış arasındaki ilişkiyi bu dönem kopartmış olduk. En önemli hazırlığımız o oldu.

"4 FARKLI YAZ KURSU AÇTIK"

Bunun için 4 farklı yaz kursu açtık. Bilim sanat merkezlerimiz bizim özel yetenekli öğrencilerimizin yeteneklerini geliştirmek için farklı programlar uygulayan merkezler. Burada gerçekten çok nitelikli laboratuvarlarımız var bilimle ilgili, sanatla ilgili, robotik kodlama ile ilgili, tasarımla ilgili, dijital içerik üretimle ilgili inanılmaz laboratuvarlar var. Fakat bu laboratuvarlar yazın biliyorsunuz kapalı kalıyor. İstedik ki bilim sanat merkezlerinde bir bilim, bir de sanat yaz kursu açalım. Sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla dile getirdiği gibi TEKNOFEST gençliğinin alt yapısını güçlendirmek için bilim sanat merkezlerinin imkanlarını sadece oradan yararlanan öğrenciler değil tüm öğrenciler oradaki imkanlardan yararlandıralım.

"EN BÜYÜK ŞİKAYET YAZ OKULLARININ KISA OLMASI OLDU"

İkinci basamak olarak da bizim öncelik verdiğimiz iki tane dil var. Bir matematik, ikincisi de yabancı dil İngilizce. İlk kez matematik ve yabancı dil ile ilgili 4. sınıftan 12. sınıfa kadar yaz okulları açtık. İnanılmaz rağbet oldu yaklaşık 1 milyon öğrencimiz yaz kurslarından yararlandılar. Bize gelen en büyük şikayet yaz okullarından yaz okullarının çok kısa olması oldu. Aslında öğrencilerimiz gerçekten oyun temelli bir şekilde bir öğrenme mekanizması ortamı iklimi oluşturulduğu zaman çok keyifli bir şekilde vaktin nasıl geçtiğini bile fark edemediler.


Bakan Özer: Hedefimiz her öğrencimize eşit nitelikle eğitim imkanı sunmak

(Atanan öğretmenler ne zaman göreve başlayacak?) 12 Eylülde başlamasını planlıyoruz biliyorsunuz güvenlik soruşturması süreci var. Öğretmenlerimizin okulları belli oldu fakat Valiliklerimiz hızlı şekilde güvenlik soruşturmalarını tamamlayacaklar. Bizim hedefimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi 12 Eylülde tüm öğretmenlerimizin sınıflarında hazır bulunmaları. Mutlaka gecikmeler olabilir, bazı illerde güvenlik soruşturmaları ile ilgili gecikmeler yaşanabilir fakat bir hafta önce bir hafta sonra tüm öğretmenlerimiz Eylül ayı içerisinde eğitim öğretime katkı vermeye başlayacaklar.

Bir de burada Sayın Cumhurbaşkanımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten Türkiyenin başardığı en büyük hikayelerden bir tanesi bir taraftan bu kitleselleşme evresi yani öğrenci sayısını tüm eğitimin kademelerinde artırırken öğretmen başına düşen öğrenci sayısında azaltması. Bu ikisini birlikte yapabilmek öyle kolay bir şey değil. Düşünün 2000li yıllarda 500 bin öğretmen varken eğitim sisteminde şu anda özel öğretim kurumlarıyla birlikte 1,2 milyon öğretmenden fazla öğretmen eğitim sisteminde yer alıyor. Yani mevcut eğitim sistemindeki öğretmenlerin yaklaşık yüzde 75i son 19-20 yılda eğitim öğretime katılmıştır. Bunların büyük bir çoğunluğu yüzde 59u kadınlarımızdan oluşuyor. Aynı zamanda kadınlarımızın istihdamı ile ilgili de çok önemli bir açılıma yol açıyor. Bu kadar öğrenci sayısı artmasına rağmen öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 2000li yılların çok altına düştüğü gibi OECD ortalamasını yakaladı. Yani bu büyüme özellikle öğretmen istihdamı ile birlikte kalite odaklı bir büyüme olarak gerçekleşti.

(Yeni öğretmen ataması var mı?) Hiçbir yıl yok ki son 20 yılda öğretmen ataması olmasın. Yani ihtiyaca binaen özellikle Milli Eğitim Bakanlığının yeni açılımlarına odaklanarak mutlaka yeni öğretmen istihdamları da olacak. Mesela biz bu dönemde en fazla ağırlık verdiğimiz Milli Eğitim Bakanlığı olarak eğitim politikalarından bir tanesi okul öncesi eğitimin okullaşma oranını yükseltmek. Bunu ne için istiyoruz, birincisi eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek. İkincisi de tüm öğrencilerimizin, yavrularımızın sadece bilişsel becerilerini değil bilişsel olmayan becerilerini de geliştirelim istiyoruz. Bunun için çok önemli bir hedef koyarak 3 bin tane yeni anaokulu yapmak için yola çıkmıştık. Şimdi Milli Eğitim Bakanlığı olarak okul öncesi eğitime ağırlık verince, 20 bin öğretmen atamasını da 7 bin 503 öğretmenimizi okul öncesi öğretmen olarak istihdam ettik. Yani Bakanlığın değişen politikaları, önceliklerine göre mutlaka dağılımı farklılaşan öğretmen atamaları gerçekleşecek.

Öğretmenlik Meslek Kanunu, başlangıç kanunudur. En önemli yenilik aday öğretmenlikte sınavın kaldırılması. Aynı zamanda son zamanlarda en çok tartışılan uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik. Uzman öğretmenlikte 180 saatlik bir uzaktan eğitim alıyorlar ve yapılan sınavla uzman öğretmen oluyor. Öncelikle özlük hakkına değinelim. Uzman öğretmen olan öğretmenlerimiz 1 derece alıyor. Sistemde yaklaşık 75 bin tane uzman öğretmen vardı. Zaten vardı, ilk defa kapsamı genişletilecek şekilde bir mekanizma oldu. Bu düzenleme yeni bir düzenleme değil aslında. Burada öncekinden farklılık var, önceki düzenlemede kota vardı.

614 bin öğretmen başvurmuş, hepsi başarılı olursa hepsi baş öğretmen veya uzman öğretmen olabilecek.

1 Ekim Uzmanlık/Başöğretmenlik Beklenti Günü 1 Ekim Uzmanlık/Başöğretmenlik Beklenti Günü

(Okullarda koronavirüs önlemleri) Dersliklerde maske kullanımı zorunluluğu olmayacak.

Kaynak : TRT