Bir imamın, minberden "Dün hastanelerin hiçbiri görev yapmadı. Günlük iğne yaptıracak, serum alacak, tedavi olacak adam var. Bu kadar fırsatçılığa gerek yok. Bu neyi getirir? Daha fazla doktorun öldürülmesini getirir. Bu tahriktir ya! İğne yapılacak, doktor dedi: 'Git bugün grevdeyiz'. Öldürmez misin, dövmez misin, sövmez misin? Herkes akıllı olsun." dediği bir dönemde Ziya SELÇUK’un ‘‘Kırk Kere Söyledim.’’ kitabından alıntılar bol gelecektir bazı insanlara elbette.

Bir dekanın kürsüdeki öğrencinin konuşmasını kendi zaviyesinden kabul edilebilir bulmadığı için öğrenciyi engellemeye çalıştığı devirde Ziya SELÇUK’un ‘‘Kırk Kere Söyledim.’’ kitabından alıntılar bol gelecektir bazı insanlara elbette.

Şarkıcı Mustafa Ceceli’den alıntılanan sözlerin siyasi prim kasmak için kullanıldığı bir zamanda Ziya SELÇUK’un ‘‘Kırk Kere Söyledim.’’ kitabından alıntılar bol gelecektir bazı insanlara elbette.

Eski Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ‘‘6 milyar dolarlık jelibon bulundu.’’ esprisini ciddi ciddi siyasi propaganda malzemesi yaptığı bir vakitte Ziya SELÇUK’un ‘‘Kırk Kere Söyledim.’’ kitabından alıntılar bol gelecektir bazı insanlara elbette.

Bir ‘‘Suç Örgütü Lideri’’nin  iddialarının toplumda karşılık bulduğu gibi üstüne üstlük ses getirdiği yıllarda Ziya SELÇUK’un ‘‘Kırk Kere Söyledim.’’ kitabından alıntılar bol gelecektir bazı insanlara elbette.

Dünyayı paylaştığımız bir kısım insana ‘‘mülteci’’ nazarında bakıp insafsızca ve vicdansızca dışlayıcı bir tavırla yaklaştığımız şu aylarda Ziya SELÇUK’un ‘‘Kırk Kere Söyledim.’’ kitabından alıntılar bol gelecektir bazı insanlara elbette.

Cinsiyet ayrımcılığının gitgide çığırından çıktığı hatta birtakım insanların cinsiyet üzerinden had bildirdiği ve tehditler savurduğu günlerde Ziya SELÇUK’un ‘‘Kırk Kere Söyledim.’’ kitabından alıntılar bol gelecektir bazı insanlara elbette.

En önemlisi ise çocukların yataklara aç girdiği, komşusu aç olanların tok yattığı, çocukların ekonomik darboğazı iliklerine kadar hissettiği şu saatlerde Ziya SELÇUK’un ‘‘Kırk Kere Söyledim.’’ kitabından alıntılar bol gelecektir bazı insanlara elbette.

İçinde bulunduğumuz döneme ilişkin bu kadar durum tespiti kafidir kanaatindeyim.

Şimdi gelelim Ziya Öğretmen’in söz konusu kitabından alıntılara:

‘‘Fakat asıl kıyım korumak niyetiyle çocuğa kıyamama hali.’’

‘‘Şu bir gerçek ‘sen de uslu ol!’ mesajını aldıkça sıradanlaşmaya, yaratıcılıklarını yitirmeye, merak etmemeye, kendileri gibi olmamaya başlıyorlar.’’

‘‘Özet olarak ileri gelenler ileri gidenleri hizaya çekiyor.’’

‘‘Biraz farklı olmaya çalışanlar, üretenler, farklı yerden bakanlar hemen ortalamaya davet ediliyor. Kabul etmezlerse bezdirme, tehdit, alay ve benzeri yıldırma girişimleriyle karşılaşabiliyorlar. Sonuç: Bir süre sonra onlar da durumu kabullenip köreliyorlar.’’

‘‘Benim kızım çok uslu, benim oğlum çok efendi dedikçe bazı çocuklar büyüklerin onayını alabilmek için doğuştan sahip oldukları mizaç özelliklerini bırakıp sahte bir kişilik geliştirmeye başlayabiliyorlar.’’

‘‘Altın alırken, bal alırken saf mı diye kontrol etmek ne kadar doğaya uygun davranmaksa insan için de saf olmak varoluşun hedefidir.’’

‘‘İngiliz Filozof Jeremy Bentham’ın ortaya attığı bir yapı vardır: Panoptikon… (https://tr.wikipedia.org/wiki/Panoptikon) Tek fark, biz gardiyanları herkes ve el alem, mahkumları kendimiz ve çocuklarımız, ceza gerektiren davranışı da doğal davranmak yaptık.’’

‘‘Panoptikon’da mahkummuşsun gibi… Evde, sokakta, çarşıda, pazarda, her yerde…’’

‘‘Kaybettim çıkmazından öğrendim güvenine doğru yol almaya öncülük etmek…’’

‘‘Hatanın, köşe başında beklediğini bilsek karşılaşmamak için yol değiştireceğiz. O kadar korkuyor, çekiniyor, kaçınıyoruz.’’

‘‘Hata yapılır ve telafi imkanı doğar. Böylece öğrenme yeniden başlar.’’

‘‘Ufak hatalara tahammülümüz olmadığında ileriki yaşlarda büyük hatalar oluşuyor ve bunların yönetilmesi zorlaşıyor.’’

‘‘Geleceğin cümleleri bugünden kuruluyor.’’

‘‘Normal olmak bize kim olduğumuzu ve ne istediğimizi unutturan her şeydir.’’

‘‘Çocukların unvanı yoktur, sonsuz hayalleri ve yetişkinlere örnek olacak kadar barışçıl yürekleri vardır… Ama an itibarıyla çocuk çocuktur ve çok zengindir.’’

‘‘Bugünün çamaşırları dünkü güneşte kurumaz.’’

‘‘Haksızlığı göre göre susmak, samimiyetsiz ‘iyiyiz, şükür’ halleriyle sorunları örtmeye çalışmaktansa bazen şikayet etmek işlevsel olabilir.’’

‘‘Çocukların dirençli ve yılmaz olması onların ne kadar zengin deneyimleri olup olmadığıyla doğrudan ilgilidir.’’

‘‘Demem o ki bırakalım çocukları kendilerine.’’

‘‘Öğretmenler bile bazı seminerlerden çıktığında ‘çok güzeldi, çok eğlendik’ diyorlar ancak bunların davranış değişikliğine yol açacak bir etki oluşturup oluşturmadığı belirsiz… Güzel, güzelce oyalayan ama temelsiz birçok etkinlikle karşılaşıyorum.’’

‘‘gelişimde daha erken iyi değildir. Daha geç de iyi değildir. Zamanın ne zaman geleceğini ancak çocuğun kendisi bilir. Çocuğu izleyin, o size yol gösterir.’’

‘‘Çocuk gelişimini araba bakım prosedürleri gibi algılamaya başladık.’’

‘‘Ezberleyenlerin ise güç ve cesaretleri sınırlı oluyor. Keza yaratıcılık, atılımcılık, girişimcilik ve muvaffakiyet sadece ezberle elde edilebilecek bir şey değildir.’’

‘‘Çocuğun içindeki kendine özgü potansiyel hazinesini bulmak, geliştirmektir değerli olan.’’

‘‘Tekrar ve ezber temelli akademik ağırlık şahsiyet gelişimini sekteye uğratabiliyor.’’

‘‘Konuları sınav sonuna kadar bilebilen ama hayattaki karşılığını yapamayan çocuklar övgü alıyor okullarda.’’

‘‘Tüm dünyada okulların programlanmış öğretim sistemleri çocukları sonsuzluğu ve hayali unutmaya davet ediyor.’’

‘‘Fakat okula başladıktan sonra tüm dünyada çocukların yaratıcı bakış açıları hızla köreliyor. Çünkü mekanik zihinler onları mekanize ediyor.’’

‘‘İlerleyen yaşlarda başka seçenekler olduğunu yaşadıkları deneyimlerle fark etseler bile aynada kendilerine bakan çocuğun artık orada olmadığını idrak ediyorlar.’’

Siyasetin eğitimin her yanına yayıldığı bir süreçte Ziya SELÇUK, bakanlığı sırasında bizlere yalnızca pratik edilebilecek bir teoriyi ya da retoriği gösterdi. Ve bunu düşünen, uygulama sahasında denemeyi aklından geçiren samimi bir bakanın olduğunu gözler önüne serdi. Pratik için şartlar ve altyapı yok idi. İnsan kaynağı da buna hazır değildi. Farklı düşünen bir bakan gördük hiç değilse. Nahif ve naif… O da korkmadı, cesaretini topladı ve denedi. Bakan olarak denedi ve olmadı. Olsun, biz deneyince olacak inşallah. Hayali korku duvarlarının aşılabileceği vizyonuna motivasyon katkısı sundu.

Ziya Öğretmen’e teşekkür ediyoruz böyle bir kitap için.

Ufkumuzu açtınız. Her zamanki içtenliğinizi ve doğallığınızı gördük sözcüklerinizde ve cümlelerinizde.

Sizi anlayan ve hissedenler olduğunu biliniz.

Dün olmadı, bugün olmuyor ama bir gün mutlaka dediklerinizin rotasına girecek bu ülke yukarıda da dediğimiz gibi.

Ve o gün geldiğinde görüşmek üzere…

Bugünlere gülüp geçerek…

Malum bugün geçmeden yarın gelmiyor.

Siz de geçtiniz lakin yarın hayalini bıraktınız bize.

Not: Bu kitabın okunmasına vesile olmak isteyen Değerli Yazar ve Öğretmen Metin ÖZDAMARLAR Hoca’ya da teşekkürlerimizi, saygılarımızı ve selamlarımızı iletiyoruz.               (https://www.instagram.com/p/CcQqgEUtxl7/?hl=tr)

Saygılarımla…

Yusuf SEVİNGEN