O zaman nasıl yetiştireceğiz?

 

Bu soru işin püf noktasıdır ve bunu  iki yolla yapabiliyoruz;Ya her tarafa korku salan,yüzü asık, öfkesi bol,otoriter ve aşağılayan,insanı insan yerine koymayan bir tavır ile başlayacağız ve böylelikle ayak sesimiz duyulur duyulmaz sınıf sus pus içinde bir tür korku ile 20,30 kürpe yürek titreyerek bizi bekleyecektir.Sonuç ise ayrılıp uzağa düştüğümüzde arkamızda  sessizce "iyi ki de gitti, çok şükür ,kurtulduk" diyen yarının büyükleri dediğimiz,geleceğimizin teminatı çocuklar.Ya da  öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği,sevgi,hoşgörü,paylaşımcı,yetiştirdiği öğrencilerine her birinin çok değerli ,farklı birer birey olduklarını hissettiren,onları onurlu birer insan olarak yetiştiren bir tavır ile mesleğimizi icra edeceğiz .Ayrıldığımızda ise arkamızdan; yıllar geçtikten sonra bile şunu diyebilsinler:Burada ....öğretmen vardı ve o çok farklıydı.Bize yaşamı,sevgiyi, insan olmayı ,onuru öğretti.O diğerlerinden farklıydı....Böyle olabilirsek ne mutlu bize diyorum.

 

İşte yaklaşık olarak 8 yıl önce Adıyaman ili Kahta İlçesi Akıncılar İ.Ö.Okulunda okuttuğum Kadriye YILMAZ adlı kocaman yürekli öğrencimin (Malatya da Anadolu Sağlık Meslek Lisesinde okumaktadır) bana hitaben yazdığı yazı. Eğer bir öğretmen öğrencisi için "yolunu aydınlatan parlak birer yıldız olabilmişse" o mesleğini gerçekten severek yapıyor demektir.

 

Öğrencim Kadriye YILMAZ'ın yazısı

 

YOLUMU AYDINLATAN EN PARLAK YILDIZIM ÖĞRETMENİM

 

Nasıl başlasam, neyle başlasam bilmem ki!  Anlatabilir miyim acaba duygularımı?  Ya da anlatmaya yeterli olur mu bu cümleler?  Küçücük yüreğime sormalı sizi,ne koca sevgiler büyüttü o.  Ya da sizi görünce kaçamak yapan gözlerime sormalı...

 

Hayatımın yaşanmış geçmişinden el değmemiş geleceğine giderken, gittiğim bu zorlu yolda, ayağımın taşa değdiği de oldu, dikenin battığı da.Yılmadım, yılmazdım.Daha küçücük yaşımda büyük düşünmeyi öğrettiniz siz bana.Pes etmemeyi öğrettiniz.Kendi ayaklarımın üzerinde dimdik durabilmeyi,düştüğümde tek başıma kalkabilmeyi öğrettiniz.Gülerken şükretmeyi, ağlarken sabretmeyi öğrendim ben.Geleceğe dair büyük adımlar atmaya çalışırken,en büyük yolculukların bile küçük adımlarla başladığını öğrendim.

 

İyi insanları hep masallarda bilirdim ben.Sizin de masal diyarından geldiğinize inanırdım.Ta ki büyüyüp gerçek ile hayali ayırt edebilene kadar.

 

Artık büyüdüm.Ve şimdi düşünüyorum da gelecekte bir gün,ben şafağı beklerken,gözlerim bu yolları,kalbim bu duyguları,kulağım sizin sesinizi ararken,dudaklarımdan dökülen bir şarkı hatırlatacak bana bu günleri.Oturup yıldızları seyredeceğim bu gece.Bir yıldız seçeceğim sizin adınıza.En parlak yıldızı seçeceğim.O yıldıza her baktığımda siz geleceksiniz aklıma.Benim yıldızım daha parlak diyeceğim.Tüm yıldızlar sönüyor ama benim yıldızım hiç sönmüyor,o hep benim yolumu aydınlatıyor diyeceğim.Tüm yıldızlar kıskanacak sizi,tüm gökyüzü kıskanacak.Ve hep hatırlayacağım bu günleri.Hatırlayacağım ki yüreğimdeki bu sevgi bağı hiç kopmasın.

 

Hayatınızın her anında mutlu olmanız dileğiyle.Öğrenciniz Kadriye...

 

İbrahim KAYA