Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar üniversiteye geçiş sınavında uygulanan baraj sisteminin kaldırılmasıyla ilgili, "Gençlerin üzerindeki sınav baskısı kalktı" diyor.

Üniversite sınavında baraj puanın kaldırılmasının ardından alınan karar kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. "Herkes üniversiteli oluyor, 4+4+4+4'e geçtik, kalite düşürülüyor" vb. eleştirilerin sürdüğü bir dönemde Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'a bütün bu iddiaları tek tek sorduk. Ciddi bir hazırlık sonrası, verilere dayanarak kararın aldığını ifade eden Özvar "Çok olumlu geri dönüşler alıyoruz" dedi. Erol Özvar'ın gazetemize verdiği cevaplar şöyle:

Türkiye Gazetesi'nde Mahmut Özay'a konuşan Prof. Özvar

> Baraj puanının kaldırılmasına neden ihtiyaç duyuldu?

Biliyorsunuz Türkiye'de muazzam bir genç nüfusumuz var. Her yıl bir milyondan fazla kişi liseden mezun oluyor. Öte yandan, geçen yıl 2 milyon 607 bin aday üniversite giriş sınavına katıldı. Yıllardır üniversite kapılarında büyük bir yığılma var. Gençlerimiz hayatlarının baharında üniversite giriş sınavına tekrar tekrar giriyorlar. Üniversite giriş sınavı gençlerimiz ve eğitim sistemimiz üzerinde büyük bir baskı uyguluyor. En genel haliyle amacımız, gençlerin üzerindeki sınav baskısını azaltmak. Memnuniyetle belirtmek isterim ki, geçen hafta duyurduğumuz kararlar sayesinde daha çok gencimiz yükseköğretim tercihi yapma imkanına kavuşacak. Baraj stresinin kalkması, aldığımız izlenime göre öğrencilerimiz arasında ekstra bir motivasyon meydana getirmiş. Biz kararlarımızı verilere dayalı alıyoruz. Bu konuda ciddi bir hazırlık dönemi geçirdik. Geçen yıl baraj puan uygulaması sebebiyle 1 milyon 628 bin adayın puanı hesaplanabildi. Şayet geçen yıl baraj puan olmasaydı 2 milyon 393 bin kişinin puanı hesaplanacaktı. Başka bir deyişle geçen yıl fazladan 700 bin kişi daha tercih yapabilecekti. Ayrıca geçen yıl üniversitelerin pek çok bölümünde kontenjan açıldığı halde puan sınırlamaları sebebiyle adaylar tercihte bulunamamıştı. Bu durum yükseköğretimde arz talep dengesinde de bir uyumsuzluğa yol açmaktaydı.


Barajların kalması, üniversite puanlarının düşürülmesi veya dileyen, tercih yapma hakkı elde eden herkesin bir programa kaydolması anlamına gelmiyor. Aralarında hiçbir ilişki yok. Üniversite kontenjan sayılarının öğrenci adaylarının beklentilerini karşılayamayacak ölçüde kıt olduğu konjonktürde sınavların büyük oranda elemeye dayalı olması anlaşılabilirdir. Bugün itibarıyla ülkemizde üniversitelerimizin sayısı memnuniyet verici bir şekilde artmıştır, program sayılarımız çoğalmıştır. Sistem en yüksek sınav başarısı gösterecek adaylar için hiçbir dezavantaj vermemektedir.

> Alınan karar sonrası dönüşler nasıl oldu?

Oldukça olumlu geri dönüşler alıyoruz. Yükseköğretim kurumları değişimden oldukça memnunlar. Nihayetinde yükseköğretim kurumlarımızı daha çok kişi tercih edecek. Yani kurumlarımızın tercih edilebilirliği artmış olacak. Tercih bakımından üniversitelerimiz daha fazla ulaşılabilir hale gelecek.

YKS'YE 4 AY KALA BAŞKAN'DAN MESAJ VAR

Erol Özvar: Öğrenciler lehine bir adım attık. Dolayısıyla öğrencilerimizi baraja takılma stresinden tamamen kurtardık. Okullarında çok başarılı olup sınavlarda düşük puan alan adaylarımıza da tercih yapabilme imkanı sağlamış olduk. Bu yıl sınava hazırlanan öğrencilerimizi rahatlatacak önemli bir düzenleme de Temel Yeterlilik Testi'nin 135 dakika olan sınav süresini, 30 dakika artırarak 165 dakikaya çıkarmamız. Böylece adaylarımız üzerindeki sınavı yetiştirme baskısını da azaltmış olduk. Amacımız, adayların bilgi ve muhakemelerini doğru bir şekilde ölçmek. Yaptığımız düzenleme dolayısıyla ölçme ve değerlendirme uzmanlarından da olumlu tepkiler aldık. Sınavın daha ölçücü olacağını düşünüyoruz. Üniversite adaylarımız için en büyük temennimiz, gönüllerine göre bir üniversite kazanmalarıdır. Bütün dünyayı etkisi altına alan salgın ortamında öğrencilerimize Allah'tan zihin açıklığı ve başarı dilerim. Ailelerine de kolaylıklar dilerim. Sonuç ne olursa olsun üç evlat sahibi bir baba olarak derim ki; çocuklarınıza her zaman güvenin ve onlara destek olun. Evlat, ebeveyninin sırrı imiş. Sırrınıza sahip çıkın. Adaylarımıza gayretli olmalarını, yılmamalarını ve kendilerini yetiştirmek için daima çalışmalarını tavsiye ederim.


2 ELEŞTİRİ 2 CEVAP

> 4+4+4+4 modeline mi geçildi?

Gözden kaçırmayın

Abdurrahman Dilipak: İmam hatipler eski imam hatip değil, çocukları iş bulsun diye öylesine gönderiyorlar işte Abdurrahman Dilipak: İmam hatipler eski imam hatip değil, çocukları iş bulsun diye öylesine gönderiyorlar işte

YÖK Başkanı: Türkiye'de bazı kesimler, yükseköğretimi sadece belirli bir seçkin kitleye uygun görüyorlar. Biz tüm gelişmiş ülkelerdeki eğilimlerle de uygun olarak yükseköğretimi toplumun okumaya hak kazanan bütün kesimlerinin erişebileceği bir hizmet olarak sunmak istiyoruz. Bütün dünyada bilgi yoğunluklu bir ekonomiye geçiş söz konusu ve yüksek eğitimli insan gücü her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. 2020 yılında Türkiye'de liseyi yeni bitiren gençlerin sadece %32'si, bir yükseköğretim programına yerleşebildi. Bu, bizim rekabet etmek istediğimiz OECD ülkelerine göre oldukça düşük bir orandır. Mesela, Amerika Birleşik Devletlerinde liseyi yeni bitiren gençlerin yaklaşık %70'i bir yükseköğretim kurumuna kayıt yaptırmaktadır.

> Herkes üniversiteli mi oluyor?

Başkan Özvar: Yaptığımız düzenlemeyle herkesin üniversiteli olması diye bir durum söz konusu değil ancak Türkiye'nin geleceği için kaliteden ödün vermeksizin yükseköğretim kapasitemizi artırmamız gerekiyor. Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde Türkiye'de yükseköğretimde büyük bir genişleme yaşandı. Bu çabalar sayesinde son 15 yılda yükseköğretimden daha fazla sayıda genç faydalandı. Türkiye'de 25-34 yaş aralığındaki gençlerin yükseköğretim mezun oranı sadece son 10 yıl içerisinde %17'den %35'e çıktı. Aynı dönem içerisinde OECD ortalaması ise %36'dan %45'e çıktı. Yani, Türkiye'de yükseköğretime erişimde çok önemli bir gelişme yaşanmıştır. Ancak OECD ortalaması da yerinde durmamış ve yaklaşık 10 puan ilerlemiştir. Özetle, Türkiye'nin OECD ortalamalarına yaklaşması için okumak isteyen ve bunun için gerekli sınavları veren daha çok gence yükseköğretim imkanı sunması gerekiyor.

YKS'NİN KENDİSİNDE VE SORULARDA BİR SÜRPRİZ OLMAYACAK

"Sınavın kendisine veya soru sayılarına ilişkin herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Dolayısıyla adaylarımız zaten alışkın oldukları bir sınava girecekler. Adaylar müsterih olsunlar. Her şey açıklandığı gibi uygulanacak. Hiçbir şekilde sürpriz değişiklik söz konusu değil