Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 'Üniversiteye katılmak bakımından da Türkiye'de lise mezunlarının yaklaşık yüzde 32'sinin üniversiteye katıldığını söylememiz mümkün. Dünya ortalamaları ve OECD ortalamaları ile baktığımızda Türkiye yükseköğretim kurumlarının sayısı açısından abartıldığı sayılarda olduğunu söylemek zor.' dedi.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, TRT Haber canlı yayınında soruları cevapladı.
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın, açıklamalarının satır başları şöyle;

Yükseköğretim Kurulu Anayasa'dan ve kanunlardan aldığı yetki ile Türkiye'de yükseköğretimin rehberliğini yapıyor. YÖK'ün üzerine düşen en önemli görev 200'ü aşan üniversitelerin başta kadro olmak üzere öğretim elemanlarının kadroları, özlük hakları, eğitim öğretim süreçleri, üniversitelerde bilimsel araştırmalar, sosyal sorumluluk ve benzeri yani bir üniversiteye düşen önemli fonksiyonları yerine getirirken onlara rehberlik etmek olduğunu ifade etmek isterim.

Yükseköğretim hayatımızın sektörünün geldiği bir noktayı şu gözlemle tek bir gözlemle aslında sizlerle paylaşabilirim. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda 10 sene içerisinde yani 1930'lu yılların sonuna kadar Türkiye'de 2 üniversite vardı. Bugün neredeyse bir asır sonra yani tam 100 sene sonra Türkiye üniversite sayısını 100 kat artırdı. Bugün üniversite sayılarımız 204'e aktif olarak faaliyet gösteren üniversite sayılarımız ulaşmış vaziyettedir. YÖK olarak yeni dönemde eğitim ve öğretim vaziyesinden en önemli önceliklerimizin başında liseden mezun olan tüm gençlerimize başarabilen tüm gençlerimize yükseköğretim kapılarını tabiki sınavları hak eden öğrencilerimize açabilmektir. Bizim öngörümüz önümüzdeki yıllarda tüm dünyada olduğu gibi TÜrkiye'de de yükseköğretim alanı genişleyecektir. Yükseköğretim alanı geçmişte 20 yüzyılın başlarında çok daha dar bir zümreye hitap eden bir kurum iken bugün fonksiyonları ve işlevi değişmiş çok daha geniş bir nüfus kitlesine hizmet verir hale gelmiştir. Bugün şu anda Tükiye demografik fısat penceresini yakalamıştır diyebiliriz.


Türkiye'de sayıları 204'e ulaşan üniversitelerimiz hitap ettiği eğitimini üstlendiği gençlerin sayıları bakımından bence çok değil. Dünyadaki diğer ülkelere baktığınızda örneğin Avrupa'daki Fransa ile mukayese ettiğimizde, Almanya, İtalya, ABD ile mukayese ettiğimizde milyon kişi başına düşen üniversite sayısı az. Bu şu demek değil, daha fazla dükkan açar gibi üniversite açmaktan bahsetmiyoruz fakat uluslararası alanda meydana gelen gelişmeleri diğer ülkelerin yükseköğretim alanları onların yükseköğretime ulaşmak isteyen gençlere bakışları ve sunduğu imkanları yakından takip ediyoruz. Türkiye'de yükseköğretim kurumlarının halihazırdaki durumu sayı açısından bakıldığında tartışmaya açık bir konu olmakla beraber çok olmadığını söylemek isterim.

Bugün lise mezunlarının yüzde 32'si yükseköğretime katılıyor. Bu ABD'de bu oran yüzde 70. Avrupa ülkeleri ile de mukayese ettiğinizde bu oranların ciddi rakamlara ulaştığını görüyoruz. Üniversiteye katılmak bakımından da Türkiye'de lise mezunlarının yaklaşık yüzde 32'sinin üniversiteye katıldığını söylememiz mümkün. Dünya ortalamaları ve OECD ortalamaları ile baktığımızda Türkiye yükseköğretim kurumlarının sayısı açısından abartıldığı sayılarda olduğunu söylemek zor.

Gözden kaçırmayın

'Türkiye'deki öğrenci sayısı 150 ülkenin nüfusundan daha fazla' 'Türkiye'deki öğrenci sayısı 150 ülkenin nüfusundan daha fazla'

Türkiye, son yıllarda bunu ifade etmem lazım, son 20 yılda bilhassa büyükşehirlerin dışında kalan şehirlerde sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın gayretleri ile Anadolu'nun pek çok iline üniversite açabilme imkanına kavuştuk.

25-34 yaş aralığındaki gençlerin son 10 yıldaki mezuniyeti yüzde 17'den yüzde 35'e yükseldi. OECD ortalaması son 10 yılda yüzde 36'dan yüzde 45'e çıktı. Yani biz henüz daha üniversite mezunu vermek bakımından OECD ortalamasını yakalayabilmiş değiliz. Üniversiteler konuşulurken çok sayıda üniversite açtık, elini kolunu sallayan üniversiteye girebiliyor mu bu konularda biraz daha rakamlara verilere dayanarak konuşmakta önem var. Türkiye'de yükseköğretim kurumlarının sayı itibarıyla bugün henüz üniversite kapılarına gelen okumak isteyen öğrencilerin Avrupa ve diğer ülkelerle mukayese edildiğinde arzu edilen oranlarda kontenjanlarının aşırı derecede olduğunu ifade etmek zor.