Yer Değiştirme Yönetmeliği, Milli Eğitim Bakanlığının en fazla konuşulan, tartışılan yönetmeliklerinden biri.

Yönetmeliğin maddeleri teknik olarak birçok kişi tarafından irdelendi. Biz teknik yönünden ziyade daha çok yönetmeliğin ruhu ve muhataplarının ruhu üzerinde kopardığı fırtınayı esas alarak Yer Değiştirme Yönetmeliğinin mantığı, temel felsefesi üzerinden yola çıkıp, oradan içeriğine girmeye çalışacağız.

        Öncelikle bu yönetmelik adına uygun bir şekilde öncelikle ülke içinde gönüllülüğe dayalı bir yerdeğiştirmeye, sirkülasyona izin verir hale getirilmelidir.

        Batıdaki şehirlerde görev yapan, ancak kendisi doğulu olup ailesi Doğudaki şehirlerde yaşayan veya üniversiteyi Doğudaki şehirlerde okumuş. Doğuyu seven, orada görev yapmak isteyen öğretmenlere seçenek ve imkan sunmalıdır. Bugün Batıdaki şehirlerden özellikle Orta Anadolu'daki şehirlere gitmek isteyen ve yine özellikle sınıf gibi branşlarda il normunun kapalı olmasından dolayı tayin isteyemeyen öğretmenler var.

Yine; bu kapsamda birkaç yıldır Doğudaki şehirlerde görev yapan, ailesi Batıdaki şehirlerde yaşayan veya üniversiteyi Batıdaki şehirlerde okumuş veya değişik nedenlerle Batıdaki şehirlerde yaşamak isteyen öğretmen Batıya gelemiyor. Yer Değiştirme Yönetmeliği bunun önünü açmalıdır. O öğretmenlerimizi Doğuda uzun süre zorla tutarak onlardan verim almak güçleşir.

Doğuya giden öğretmenimiz orada ne kadar süre görev yapacağını bilmelidir.

Öğretmenlerimiz Doğu'daki illerimizden Batı'daki illerimize gelebilmek için sahte evliliği düşünmenin eşiğine getirilmemelidir. Ya da başka bir ilde, eşinin sigortasını cebinden ödeyerek bir şirkette çalışıyormuş gibi gösterme durumuna düşürülmemelidir.

Mevcut imkanlar çerçevesinde herkese bu imkan sağlanamayacağından kapsam dışı kalanlara, kapsama dahil olup tayin imkanından yararlanıncaya kadar bir miktar teşvik verilmelidir.

      Yine; zorunlu hizmet konusunda geçmişte getirilen afları da konuşmak lazım. Bir yandan ilk atama büyükşehirlere atanıp hiç doğuyu görmeyen öğretmene af getirilecek diğer yandan zaten bu görevini yapmış olan öğretmen tekrardan ikinci kez Doğuya gitmeye zorlanacak. Bu açık bir haksızlık ve derin bir çelişki oluşturmaz mı?

Geçmişte yapılan ‘'zorunlu hizmet afları'' yanlış olmuştur. Yaşanan tecrübeler ışığında bu yanlışlık popülist politikalar uğruna tekrarlanmamalıdır. Bugün, bütün öğretmenleri rotasyon kapsamına alarak bunun bedeli bütün öğretmenlere ödettirilmek istenmektedir.

       Ayrıca sık sık yapılan değişiklikler sonucunda her seferinde yeni kuralların nasıl yorumlanacağını kimse bilmediğinden sürekli bir huzursuzluk, tedirginlik ve idareye güvensizlik oluşturmaktadır.

Sık sık yönetmeliklerin değişmesi sonucu öğretmenler önünü görememektedir.

        Milli Eğitim Bakanlığında dört sendikanın temsilcilerinin katıldığı toplantıda Eğitim-Bir-Sen Genel Mevzuat Sekreteri Ramazan ÇAKIRCI'nın ısrarları sonucu ‘'sendikaların yönetmeliklerle ilgili ortak görüşleri'' arasına ‘'Öğretmenler önlerini görmek istiyor il içi iller arası takvimini bir an önce açıklanmalıdır.'' Maddesi ilk madde olarak eklenmiştir. Bunun gereğinin yerine getirilmesini bütün eğitim çalışanları bekliyorlar.

Yerdeğiştirmeye ilişkin,

  • Eğitim çalışanlarının atama ve yer değiştirme yönetmeliğinin bir an önce hazırlanması (öğretmenler dışında)
  • Özür gurubunda hizmet süresinde 30 eylül tarihi baz alınmalı
  • Öğretmenlerin rotasyonuna bütün sendikalarımız karşı çıkmışlardır.
  • Özür grubu atamalarında il ve ilçe emri mutlaka olmalı
  • Zorunlu bölgeleri teşvik etmek için mutlak suretle ek tazminat getirilmeli (bütün kadroları kapsamalı) Maddeleri de toplantıya katılan Eğitim-Bir-Sen,Türk-Eğitim-Sen, Eğitim-İş ve TEÇSEN'in ortak görüşü olarak tutanakta yer aldı.

Mevcut durum göz önüne alındığında;

         Gerekiyorsa becayiş üzerinde çalışmalar yapılarak, becayişin tekrar gündeme alınması sağlanmalıdır.

Eğer bu gerçekleştirilebilirse bakanlığın yapmaya çalıştığı ancak büyük huzursuzluklara ve sorunlara neden olacağı şimdiden görülen rotasyona da gerek kalmayabilir. İnsanlar gönüllü olarak gitmek istedikleri yere gidebildikten sonra önemli ölçüde bir sirkülasyon sağlanır.

Becayişte suistimalin önlenmesi için de kişilerin biri birini bulduğu bir becayiş değil; başvuruda bulunanların yerlerinin boş ilan edilip karşılıklı tercih ve atamaların yapıldığı bir sistem uygulanmalıdır. Sistemde ataması yapılanın yeri boş ilan edilmek suretiyle seri olarak bilgisayar atamayı tamamlar. MEB'in elektronik altyapısı bu uygulamayı yapmaya müsaittir.

Hukuki duruma gelince; bu konuda yasal durum müsaittir 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 73. Maddesi

Karşılıklı olarak yer değiştirme:

Madde 73 - (Değişik: 30/5/1974 - KHK/12;Aynen kabul;15/5/1975 - 1897/1 md.)

‘'Aynı Kurumun başka başka yerlerde bulunan aynı sınıftaki memurları, karşılıklı olarak yer değiştirme suretiyle atanmalarını isteyebilirler. Bu isteğin yerine getirilmesi atamaya yetkili amirlerince uygun bulunmasına bağlıdır.''

Denmektedir. Sadece yönetmeliğe eklenecek bir madde ile bu konuda düzenleme yapılabilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 73. Maddesi'ne ilişkin Çatalca'da görev yapan bir Eğitim-Bir-Sen üyesinin kazanmış olduğu bir dava da mevcuttur.

        Hizmet puanı uygulamasında Batıdaki büyükşehirlerde bütün okullara standart hizmet puanı uygulamasından vazgeçilmesi yerinde bir uygulama olmuştur. İstanbul'da Çatalca'nın merkezindeki bir okulla, gerçek anlamda bir köy hayatının yaşandığı Çatalca'nın köyündeki bir okulun ya da Beşiktaş'taki bir okulun hizmet puanı aynı olmamalıdır. Ancak bu düzenleme yapılırken biraz aceleye getirildi. Düzenleme yapılırken bazı haksızlıklara veyahut en hafifinden yanlışlıklara sebebiyet verildi.

Şimdi de Bingöl'ün bir dağ köyündeki okulla, İstanbul'un merkez noktalarından tek minibüsle ulaşımın rahatlıkla sağlanabildiği Esenyurt'un varoşlarındaki bir okula aynı hizmet puanı verilmeye başlandı. Ayrıca ilçe içinden, çevre olarak aynı sosyal ortamın ve imkanların yaşandığı; evini, düzenini değiştirmeden ikamet edilen noktadan aynı mesafede gidilebilen iki okul arasında da hizmet puanında 8-10 puanlık ciddi puan farkları oluşmaya başladı. Bu puan farkları da tayinlerde tek belirleyici faktör olmaktadır.

Okulların hizmet puanları yeniden gözden geçirilmelidir.

         Yine; bu konudaki bir başka önemli husus il içi sıralı okul uygulamasından vazgeçilerek il içi sıraların kaldırılmış olması sorunudur. Bizzat 3 yılı dağ köyünde olmak üzere 4 yıl doğuda görev yapıp, daha sonra İstanbul'a atanan bir kişi olarak şunu vurgulamak isterim ki il içi sıra uygulaması devam etmelidir. Sıralı okullara il içi atamalar yapıldıktan sonra il dışı atamalar, ilk atamalar ve özür grubu atamaları sıralı olmayan okullara yapılmalıdır. Bu hem il içi sirkülasyonu olumsuz etkilemeyecek hem de -kimse yanlış anlamasın kendim yaşadığım için söylüyorum- Doğudaki köy okullarından gelen arkadaşların öncelikle büyükşehirlerdeki kenar okullarında çalışmalarında fayda var. Çünkü ilk atama köy okulunda birleştirilmiş sınıf okutan müdür yetkili arkadaş - o benim- büyükşehire geldiğinde bütün defa çalışma hayatı boyunca bir müdürle çalışmadığı için bir müdür yönetiminde çalışmakta zorlanıyor. Birleştirilmiş sınıflı köy okulunda standart nöbet kavramı nedir bilmiyor. Zümre toplantısı, kurul toplantısı, okul aidatı nedir bilmiyor. Çünkü kendisi, aidat toplamadan tebeşir parasını, fiş parasını, öğrencilerin kalem, defter parasını v.b. masrafları cebinden ödediğinden; büyükşehirde aidat toplayan müdüre ‘'Bu adam açıktan hırsızlık yapıyor.'' Gözüyle bakıyor. Köydeki veli profilinden şehirdeki veli profiline uyum sağlaması zaman alıyor. Bu durum aynı il içinde bile yaşanabiliyor. Bütün bu sebeplerden il dışından büyükşehirlere gelecek arkadaşlar il içi atamalar bitip sıralı okullarda sıra oluştuktan sonra atanacakları büyükşehre daha kolay uyum sağlayabilecekleri sıralı olmayan kenar okullarda iki yıl çalışmalılar. Zaten bu arkadaşların Doğudaki hizmet puanları yüksek olduğundan iki yıl sonra uyum sürecini de tamamladıklarında mevcut hizmet puanlarıyla en merkezi okullara gelebilmekteler. Bu hususlar ışığında, il içi sıralar yeniden oluşturulmalı ama atamalar gerekirse eğitim-öğretim yılı sonuna bırakılabilmelidir.

          Öğrenim durumuna bağlı tayin istekleri talep il içinde ise öğretmenin kadrosu imkanlar ölçüsünde yüksek lisans ya da doktora çalışmasının yapılacağı üniversiteye en yakın ilçeye aktarılmalıdır.

Yüksek lisans ve doktora için eğitim durumuna bağlı tayin talepleri hem suistimale meydan vermemek hem de bu durumdaki öğretmenleri mağdur etmemek adına öğrenim süresine bağlı olarak eğitimin yapılacağı ile geçici süreli görevlendirme ile çözülebilir. Eğitim süresi sona erdiğinde öğretmen yine kadrosunun bulunduğu ile döner. Suistimal olmadan bu sorun çözülmüş olur.

       Sağlık durumu tamamen insani bir durumdur. Sağlık özrü bir süre ile sınırlanmadan ne zaman ihtiyaç duyuluyorsa, gerekirse yıl içinde yapılmalıdır. Sağlık durumunda başka kimsenin söz hakkı olamaz. Aksi durum insan hak ve hürriyetlerine alenen aykırı bir durum olur.

       Eş durumu tayinleri konusunda il emri yerine iki eşten birinin doğrudan diğerinin yanına gelebileceği şekilde bir düzenleme yapılmalıdır.

Aksi takdirde aynı il içinde farklı noktalara atamalar yapılsa da mağduriyetler devam ediyor. Ancak burada da bakanlık hangi ilde kime ihtiyaç duyuyorsa iki eşi o ilde buluşturabilir. Örneğin eşlerden biri Ankara'da diğeri Ağrı'ya yeni atanmışsa ve Ankara'da görev yapan eş de zorunlu hizmetini yapmamışsa bakanlık iki eşi Ağrı'da mümkünse aynı okul ya da aynı eğitim bölgesinde görevlendirebilir.

Unutmayalım! Aile bütünlüğü Anayasal bir haktır.

Eğer bu yapılamayacaksa o zaman sağlık durumu ve eş durumu tayinlerinde ikisinde birden il-ilçe emri yılda iki defa tayin hakkı verilmelidir.

Birde sadece il bazlı düşünmemek lazım. İstanbul Silivri'deki bir öğretmenin eşi aynı il içi diye Sarıyer'e ya da Tuzla'ya verileceğine Tekirdağ Çorlu'ya verilse belki iller ayrı olur. Ama aile bütünlüğü korunur. Bu konuda öğretmene tercih sunulabilmeli.

       Bir yandan büyükşehirlere ilk atamada öğretmen atanırken diğer yandan büyükşehirlerde çalışan öğretmenlerin rotasyona tabi tutularak Doğudaki şehirlere gönderilmek istenmesi çelişkidir. Çünkü hem bu öğretmenler arasında Doğudaki şehirlerde çalışıp, zorunlu hizmetini Doğudaki şehirlerde tamamlamış öğretmenler de var. Hem de doğuda çalışmamış olsa bile devletin verdiği bir hak olarak zorunlu hizmetini Batıdaki okullarda tamamlamış öğretmene de bu hakkını geri alıyorum demek güvenilirliğe halel getirir.

İlk atamalar Doğuya yapılmalıdır.

 

       Genel görünüm rotasyonun il içinde 10-12 yıl aralığında yapılması konusunda zımni olarak mutabakat sağlanmış görünüyor.

Özet olarak yönetmeliğin ruhunda sirkülasyon olmalı sirkülasyonun yönü de kenardan merkeze doğru olmalıdır.

Celal DEMİRCİ