Taslağın detaylarının analizine geçecek olursak aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:

 

Müdür Yardımcılığı ve Müdür Başyardımcılığı için mülakat kaldırılmış atamada yazılı sınav+Ek-1 değerlendirme formundan elde edilen puanların toplamı esas alınmıştır. Bu sınav Müdür Yardımcılığı ve Müdür Başyardımcılığı için tek bir sınav olarak yapılacak ancak müdürlük sınavından farklı zamanda yapılacaktır. Bu atamalarda mülakatın kaldırılması ve sınavların farklı zamanlarda yapılması olumlu olmakla beraber, daha önce müdür yardımcılığı için uygulanmakta olan yalnızca yazılı sınav puan üstünlüğü esasının kaldırılıp, buna bir de Ek-1'in eklenmesi hem geri adım olmuş, hem de yazılı sınavın tartışmasız objektifliğine gölge düşürmüştür. Zira Ek-1 için parayla satılan tezsiz yüksek lisans diplomaları ve yalnızca belli kişilere verilen ödüller, bu uygulamada kafalarda oluşacak soru işaretleri için yeterli bir sebeptir.

 

Müdürlük için yazılı sınavın % 70,i sözlü sınavın % 30'u ve EK-1'den elde edilen toplam puan üstünlüğüne göre atama yapılacaktır.  Üç kişinin valiye sunulması ve karpuz seçer gibi adam seçilmesi saçmalığının kaldırılmış olması ve yazılı sınavın oranının yükseltilmiş olması olumlu olmakla beraber, tüm doğruları götüren bir yanlışın yani mülakatın bulunması deyim yerindeyse çorbaya sineğin düştüğünü ve bu çorbayı kolay kolay eğitim camiasının midesinin kaldırmayacağı bilinmektedir.  

 

Buna rağmen çaresiz bu çorbayı içmeye mecbur bırakılan yönetici adaylarından ildeki açık olan kadroların üç katı ve son sıradaki puanla eşit puana sahip olanlar mülakata çağrılacak, mülakatta yazılı sınav konularına 20, genel kültüre 20, muhakeme gücü ve ifade yeteneğine 15, temsil kabiliyetine 15, özgüven ve ikna kabiliyetine 15, ve yenilik ve teknolojik gelişmeler konusundaki yetkinliğe 15 puan olmak üzere toplam 100 puan üzerinden Sözlü Sınav Komisyonu tarafından değerlendirme yapılacaktır. Komisyon üyelerinin verdiği puanların aritmetik ortalaması mülakat puanı olacaktır. Mülakat puanında baraj olmadığı için kimsenin elenmesi söz konusu olmayacak sadece toplam puanına yansıyacaktır. Bu komisyonda ise il milli eğitim müdürü veya müd.yrd/ şube müdürünün başkanlığında 1 şube müdürü, 2 ilçe milli eğitim müdürü, 1 eğitim kurumu müdürü olmak üzere 5 üye görev yapacaktır. Görüldüğü gibi mülakat komisyonunda sendika üyesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu komisyonun işi bir hayli zor ve tartışmalı olacaktır.  Hatta bu mülakat konusunun hem yönetmelik maddesi hem de uygulaması gerek sendikalar tarafından gerekse adaylar tarafından birçok dava ile uğraşacağı için bu düzenlemenin hayat bulamayacağını, pratikte uygulanamayacağını, uygulansa da yargıdan döneceğini şimdiden öngörmek kehanet olmasa gerek! Belki birileri bu cümlenin yanlı ya da kehanet kabilinden olduğunu düşünecektir, ancak çıkarı gözüne perde olduğu için bir metre ötesini göremeyen miyoplara bir atasözüyle cevap vermek gerekirse “ Köre ne, görene görene!”

 

Bir diğer davalık konu ise üç duyuruda da atama yapılamayan okullara, yazılı ve sözlü sınava girmemiş olsa bile hiçbir kritere tabi olmaksızın milli eğitim müdürünün önerisi valinin onayı ile atama yapılabilmesidir. Görüldüğü üzere herhangi bir ölçütü bulunmadığı, tam bir keyfiliği çağrıştırdığı için davalık ve kaçınılmaz olarak iptal olacak bir keyfiliktir.

 

Kurucu müdürlük konusu ise her tülü uyarıya rağmen en az bir yıl yöneticilik yapmış olanlar ya da halen yöneticilik yapmakta olanlar arasından müdür atanıncaya kadar il milli eğitim müdürünün önerisi üzerine vali tarafından atama yapılacak keyfilikte yeniden düzenlenmiş ve bu görevde geçirilen süreler ise müdürlükte geçmiş sayılmaktadır. Bu uygulama da ne yazık ki keyfi atamayı içinde barındırıp, sınavsız atamalara kapı araladığı için davalıktır.

 

Müdür yetkililik konusu ise bize göre “Yetkili öğretmen” olması gerekirken, başına bir de hak etmediği halde “Müdür” sıfatını koyarak, bu süreleri de müdür yardımcılığında geçmiş sayarak, yine sınavsız atamalara kapı aralamak sınav korkaklarının ekmeğine yağ sürdüğü ve sınavlı atananları rahatsız ettiği için yine davalık bir konudur.

 

İl içi isteğe bağlı atamaların en az üç yıl aynı okulda çalışmış olmak kaydıyla il içinde Temmuz ayında valilikçe; en az beş yıl aynı ilde çalışmış olmak kaydıyla ise il dışına bakanlıkça Ağustos ayında yer değiştirme yapılabilmesi olumlu yönlerinden biridir.

 

Daha önce yöneticilik yapmış olanların yeniden atama kapsamında atanmaları olumlu bir uygulama olmakla beraber, kurucu müdürlerin ve müdür sıfatlı yetkili öğretmenlerin en az üç yıl bu görevlerde bulunmaları halinde müdürlüğe; en az bir yıl bu görevlerde bulunmaları halinde ise müdür yardımcılığına sınavsız Ek-1 ile başvurabilmeleri sınava gölge düşürmesi ve kapıdan değil bacadan girmeyi andırdığı için eğitim camiasının, adaletin ve doğal olarak mahkemelerin kabul etmeyeceği bir düzenlemedir. 

 

Ayrıca puan eşitliği halinde hizmet puanı ve kıdemin öncelik kıstası olarak kabul edilmesi emekliliğini bitirmiş, uzatmaları oynayan ve artık okulu emeklilik bunalımından kurtulup eğlence ve muhabbet yeri olarak gören, eğitimle ilişkisini çoktan koparmış olan bankamatik müdürlerinin ekmeğine yağ sürmekten başka bir faydası olmayacaktır.

 

Tüm bu olumsuzlukların yanında yazılı sınavların her üç yılda bir eylül ayında yapılacağı şeklinde takvime bağlanmış olması, tüm boş eğitim kurumlarının duyuruya çıkarılmasının zorunlu tutulması, önce yazılı sınav sonuçlarına göre atamaları yapmadan yeniden atama vs. diğer atamaların yapılamayacağının düzenlenmiş olması, müdür yardımcılığı sınavına başvurabilmek için en az üç yıl öğretmenlik yapmış olma ya da bir yıl yöneticilik yapmış olma şartı getirilmiş olması vb. olumlu yönlerinden bazılarıdır.

 

Elimizdeki taslağa göre yönetmelikten anlaşılan özetle bunlar olup, EK-1 Değerlendirme formu henüz ortalıkta olmadığı için henüz ne getirip ne götürdüğünü bilememekteyiz. Ancak çıktığında onu da ayrıca analiz ederek okurlarımızla paylaşacağız.

 

Tüm bu analizlerden de anlaşılmaktadır ki yine dağ fare doğurmuş, bir haftalık yönetmelik uzunca bir sürede ancak çıkarılabildiği halde hiçbir şey değişmemiş, anlaşılan o ki komisyon toplanıp çay kahve içip gitmişler, eğitim camiasının tepkilerini, beklentilerini hiç anlamamışlar, sendikaların tekrar dava açacaklarını ve çıkardıkları yönetmeliğin yine havada kalacağını akıl edememişler ve nihayet becerememişlerdir. 

 

Sözün özü 28 Şubat yönetmeliği özünü korumuş, 27 Nisan ruhuyla benzer şekilde yeniden ortalığa sürülmüş, bir başka ifadeyle “Aynı tas aynı hamam” olmuş yani. Dileğimiz odur ki bu ikinci gafleti, dalaleti ve hatayı gerçekleştirip Resmi Gazete 'ye bu şekliyle göndermezler, mülakat inadından vazgeçerler.

 

30.04.2013

 Cafer GÜZEL

[email protected]