2022-2023 ders yılı başlarken eğitim öğretim ortamında umumi manzaranın ahval ve şeraiti şöyle idi:

Biz yıllar öncesinden okulların velilerden zorla bağış aldıklarına ilişkin velilerin haklı serzenişlerine şahidiz. Buna karşılık okulların ödeneksizlikten ya da bütçesizlikten dolayı velilerden bağış talep ederek okulun ihtiyaçlarını karşılama gibi iyi niyetlerini elbette biliyoruz. MEB ise o günlerde velilerden bağış alınmayacağını, okulların tüm ihtiyaçlarının karşılandığını mekteplerin içinde bulundukları bütçesizlik çaresizliğini bile bile her ders yılı başında defaatle ifade ediyordu. İki tarafı da idare etme stratejisi güdüyordu işte. Mahmut Özer'in son açıklamasından görülüyor ki MEB, 2022-2023 ders yılında eğitim sisteminde ilk defa tüm okullara bütçe göndermiş. Böylece yıllar sonra gelen bu itiraf ile okulların bağış yoluna giderek niçin bütçe oluşturdukları da anlaşıldı. Ve herkes muradına erdi. Bu konu da burada kapandı. Dağılabiliriz. Vay be! Allah, bir daha okullarımızı bütçesiz bırakmasın. Ne zor darboğaz, sıkışmışlık ve eli kolu bağlı olma hali!

Ne yazık ki Bakan Özer, bu sefer de atanamayan öğretmenleri incitti hatta kırdı. Özer,  mühendislerin atanamadığını fakat onların atanamayan öğretmenler kadar ağlamadığını ifade etti. Sayın Özer, insanlar öğretmen olmak için okuyor. Öğretmen olamayınca da hallerine bakıp bakıp ağlıyorlar. Bundan doğal ne olabilir? Ve şu da bir gerçekliktir ki bu ülkede ağlamayana emzik yok. Onun için insanların ağlamasını çok görmeyin. Düşünün ki seslerini yetkililere ağlayarak duyuruyorlar. Hatta düşürüldükleri duruma dayanamayıp yaşamına son verenler ise yüreklerimizi yakıyor. Bu konuda lütfen hassas olunuz. Ne kadrolu ne sözleşmeli ne atanamayan ne de özel sektörde çalışan öğretmenleri üzmeyiniz. Hepsi size bakıyor ve bu alandan sorumlu-yetkili sizsiniz. Çözüm üretmelisiniz. Atanamayan bir öğretmenin, öğretmenlik dışında bir işi yapmasına gönlünüz razı mı? Biliniz ki kusur atanamamak değildir, atamak için uzun vadeli bir plan yapmamaktadır, başınızın çaresine bakın diyerek atanamayan öğretmenleri kaderine terk etmektir. Yazıktır, günahtır. Niye bu kadar kırıcısınız? Atanamayan öğretmenlerin atanmak için yaptıkları eylemleri "ağlıyorlar" diyerek niçin hafife alıyorsunuz? Bence atanmayan öğretmenlerin durumları ağrınıza gitmeli ve bu sorun sizin için ağır olmalı.  

Küçücük öğrenciler, Fethiye Kaymakamı'na geçen yıl 10 TL olan tostun bu yıl 15 TL olduğunu söyleyerek okulun ilk günü gündem yapıyorsa sorumluluk sahibi yetkililer bu vaziyeti başlarını ellerinin arasına alarak düşünmelidir. Yazık bu çocuklara... Gündemleri eğitim olmaktan çıkmış. Bu halin sorumlusu kim? Kantinci mi?

Okulun ilk günü itibarıyla ders kitapları ve ilaveten yardımcı kaynaklar öğrencilerin sıralarına kondu. Eskiden olduğu gibi veliler kırtasiye kırtasiye dolaşmıyorlar artık. Çok güzel... Amenna... Amaaa öğretmenler ne ders kitaplarını ne de yardımcı kaynakları yeterli görüyor. Öğrencilere kök söktüren sınav sistemi içinde velilerin imanı gevriyor. Öyle ki veliler, kitapçı kitapçı, kırtasiye kırtasiye dolaşarak sınav sisteminin oluşturduğu piyasaya sürülen kaynak kitaplarına para akıtıyorlar. Bunlar yaşanırken biz hala yetersizliği belli olan ders kitaplarını ve yardımcı kaynakları öğrencilerin önüne koymakla övünüyoruz. Keşke eğitim işlerini iş olsun veyahut laf olsun diye yapmasak... Eğitime siyasi saiklerle yaklaşmayı bıraksak, eğitime siyaseti karıştırıp da başımız dönmese, varsa yoksa kendi siyasetimize yatırım cenderesinden sıyrılabilsek... Unutulmamalıdır ki siyasetin olduğu yerde aklımız başımızdan gidiyor. Aklımız başımızda hareket edebilsek belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Ah, ah, ah!.. Görülen o ki her şey eskisi gibi. Değişen tek şey uzun yıllardır önümüze konulan ders kitapları. Baksanıza ha bire önümüze getiriliyor, eskiden bu bile yoktu idare edin der gibi yüzümüze vuruluyor.

Öte yandan yıllar yıllar önce dershaneleri kapattık. Dershanelerin kapatılmasını alkışladık. Fakat anlaşıldı ki dershanelerin kapatılması bir kavganın sonucuymuş. Çocuklar için olsaydı dershaneler kapatılırdı. Birbirimizi kandırmayalım. Dershane adı ile olmasa da etüt ve kurs merkezleri adı ile dershaneler kol geziyor. Gerçi resmi adları her ne kadar kurs ve etüt merkezleri olsa da halk ağzında isimleri hala dershanedir. Öyle değilse dün telefonda görüştüğüm veli LGS için kızını 10 bin TL'ye niçin dershaneye yazdırmış? Efendiler, sizin dilinizdeki gerçekle hayatın gerçekliği hiç mi hiç uyuşmuyor.

Son olarak 10-20-30 yıllık kadrolu öğretmenleri, getirdiğiniz "Uzmanlık ve Başöğretmenlik Sınavı" ile oluşan bir piyasanın içine attınız. Bu piyasada sınavlara hazırlık kitapları tekli ve set halinde satılıyor. Kitap fiyatları 70 TL ile 250 TL arasında değişiyor.

İşte bu ahval ve şerait içinde bile tek vazifen: "Öğretmen" kalabilmek öğretmenim... Her geçen ders yılında işin daha da zorlaşıyor. Sana yeni ders yılında kolaylıklar dilerim.

Saygılarımla...

Yusuf Sevingen