Hava Durumu

Yarıyıl Tatiline Girerken...

Yazının Giriş Tarihi: 21.01.2023 19:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.01.2023 19:36

Ve milyonlarca öğrenci ve öğretmen yarıyıl tatiline girdi.

Bu tatilde de okuyacağız.

Eğleneceğiz, gezeceğiz ve enerji depolayacağız.

Zira en çok enerjiye ihtiyacımız olacak. Enerji zulası bir gereksinimimiz…

Öğretmeniyle ve öğrencisiyle… Dinlenme zamanları, enerji tedariğinde imdadımıza yetişiyor.

Bu bağlamda yarıyıl tatiline girerken benden öğrencilere ve öğretmenlere, küçüklere ve büyüklere bir kitap tavsiyesi: ‘‘Kelime Müzesi’’ projesi ile muhteşem bir iş çıkaran Şermin Yaşar’ın son kitabı ‘‘Para Ağacı’’… Bizi hem dinlendirecek hem eğlendirecek hem de düşündürecek.

Alınız ve okuyunuz efendim.

Şimdi sizlere kitaptan bazı bölümler sunacağım.

Eğitimde devrimin arifesindeyiz. Malumunuz…  Her seçim sonrası eğitimde devrim Allah’ın emridir.

Söz konusu kitaptaki bazı bölümler zihnimizi açacak.

Bir baltaya sap olmak istemeyen kuşakların önünü, ufkunu ve hayallerini açacak bir eğitim sistemi için statükoyu, monotonluğu ve durağanlığı savunanların her dediği olmamalı artık. Öyle değil mi? Artık kuşakların hayallerine ve hayatlarına dair karar verebildikleri bir eğitimi yapılandırma zamanı geldi de geçiyor. Hep söylüyoruz  ve söyleyeceğiz.

Yaşarken ölmeyelim.

Hayallerimiz yoksa hayat niye var?

Hayallerimiz yoksa hayat, memat için mi var?

Yaşamak, ölmek için mi yani?

Sorular, sorular, sorular işte…

Kitaptaki karakterler de günümüz dünyasının taraflarına cuk oturuyor.

Her karakterin temsil ettiği kişiler, hayatlarımızda fazlasıyla var zaten.

Bu bakımdan da yaşadıklarımızı önümüze koyuyor ve yüzleşmemize vesile oluyor kitap sayfaları.

O zaman başlayalım kitaptan kesitler paylaşmaya:

‘‘… Sonuçta iyi yaşamak herkesin hakkı olmalı, iyi beslenmek, sağlıklı yaşamak, iyi eğitim almak herkesin hakkı olmalı. Kimsenin geçim sıkıntısı olmasa dünya ne güzel olurdu. Düşünsenize istediğin her kitabı alabilmek, istediğin zaman tiyatroya ve sinemaya gidebilmek, yurt dışına gidip yeni ülkeler görmek, kendi ülkemizi borç harç düşünmeden gönül rahatlığıyla dolaşmak ne güzel olurdu…  Sen delirttin milleti. Herkes para basıyor artık. Çalışmayı bıraktılar. Zaten kimse işini sevdiği için yapmıyordu. Mecburiyetten çalışıyorlardı. Para kazanma derdi olmayınca herkes bırakıverdi çalışmayı. Senin yüzünden ‘bedavacı’ diye bağırıyordu bana… ‘Sınavdan sonra okursun sana lazım mı şimdi Seyahatname?’ Bakın seyahat etmek istiyorum, demiyordum. O zaten mümkün değil. Kendin gidemiyorsun hazır gidilmiş yazılmış seyahatnameyi bile okutmuyorlardı. Yemek pişireyim diye mutfağa girmek istiyordum. ‘Bırak şimdi yemeği, otur test çöz!’ diyorlardı. Benim hiç mi eğlenmeye ihtiyacım yok? Ama bunun nasıl olacağına da kendileri karar veriyordu… Ne demişler her şey incelikten, insan kabalıktan kırılır…  Ben bu sonsuza dek meselesini asla anlamıyorum. Her şey ömür boyu sürsün istiyoruz. Rahatımız hiç bozulmasın. Diyelim ki bir işe girdik, oradan emekli olalım istiyoruz. Babam mesela 30 senedir aynı işi yapıyor. 30 yıl aynı kapıdan içeriye gir, aynı işi yap, aynı kapıdan çık, neden tek bir işim olması gerektiğini anlamıyorum. Neden sadece bir kez üniversite okumalıyım? Belki hayatın boyunca birkaç üniversite okuyacağım. Farklı meslekler deneyeceğim. Neden olmasın. Şimdi ekmekçi olmak istiyordum evet ama belki sonra başka bir şey olacaktım. Bu bana yetti yaşadım, tamam doydum, şimdi başka bir şey yapmak başka bir şeyden heyecan duymak istiyorum diyecektim. Hah işte, hayalimdeki o akşam yemeğinde bizimkilere tam olarak bunu söylüyordum. Onlar da diyorlardı ki: Haydaaaaaa!..  Sen tembel falan değilsin. Hiç değilsin. Çok iyi yürekli bir çocuksun. Tembel olan onlar. Sıkıntını anlamak ve çözmek için seninle hiç uğraşmamışlar. En kolayını, yok saymayı seçmişler. Kendine sakın haksızlık etme. Ben her zaman senin yanındayım Uysal. Bu arada senin adın Uysal Duran Kaya. Bunu da unutma. Pek hareketli bir isim değil ama artık idare edeceğiz…  Her şeyin yetişkinlerin hakkı olması, hep onların haklı olması falan…  Ve sonra yine kendi hayatsız yaşamlarına geri döndüler. Karadeniz turuna bu yıl da gidemeyeceklerini biliyordum. O ay sıcak oluyor, bu ay soğuk oluyor, şu ay yağmurlu, nerede kalacağız, ne gerek var, oraya gideceğimize şuraya gideriz, oraya vereceğimiz parayla şunu alırız, kim çekecek şimdi o kadar yolu diye diye bu yılda kalacaklar, gidemeyeceklerdi...  Bu bana şunu hatırlattı. Ortaokula geçtiğinde matematiğim pek iyi değildi, yapamıyordum. İlkokul öğretmenim, ‘Sen bu matematiği asla öğrenemeyeceksin.’ demişti bana. Öğrenemiyordum işte asla almıyordu kafam. Öğretmen öğrenemeyeceğimi söylemişti. Demek ki vardı bir bildiği. Ortaokula başladığımız hafta şimdiki matematik öğretmenimize benim zaten matematiğim iyi değil öğrenemiyorum dedim. Derste bir şey demedi. Teneffüse çıkarken geldi omzumu tuttu: ‘Ben yapamıyorum, iyi değilim deme bir daha, hallederiz, bunlar bilmediğimiz işler değil.’ dedi. O öyle dedi. Sanki benim için çok zor olan matematik konuları bir anda daha kolaymış gibi göründü. Hallederiz, demişti. Halletti de. Beni etüde aldı günlerce. Önce tanımalısın, tanırsan seversin, seversen öğrenirsin, dedi…  Yunus abi hep böyleydi,  beni inanılmaz şaşırtırdı,  o kadar çok şey bilirdi ki annem ona ayaklı ansiklopedi derdi. Bugüne kadar hiç merak etmemiştim. Acaba Yunus abi hangi bölümü okumuştu? Dünyadaki pek çok yeri bilirdi. Belki de coğrafya öğretmenliği mezunudur, diye düşündüm. Ama aynı zamanda seyahat de ediyordu o zaman turizm mezunu olabilirdi. Gerçi tarih konusunda da çok iyiydi. Her geldiğinde bir tarihi olayı anlatırdı. Kim bilir belki de tarihi okumuştu. Gerçi çok güzel keman ve bağlama çalıyordu. Belki de konservatuvardan mezun olmuştu ama aynı zamanda fotoğrafçıydı da. Acaba bu bölümlerin hepsini mi okumuştu? En iyisi sormak diye düşündüm. Yunus abi, sen hangi bölümden mezunsun, diye sordum. Ben üniversite sınavına gireceğim, dedi Yunus abi. Nasıl yani tekrar mı üniversite okuyacaksın? Tekrar değil, inşallah kazanırsam ilk kez okuyacağım. Kazanırsın sen üniversite sınavını Yunus, hiç şüphem yok, içinde kalmasın, zararın neresinden dönülse kardır, dedi babam. Aradığım cevabı bulmuştum kendi kendini yetiştirmek... Onun (arkadaşı olan tembel çocuk) kendi kendisini yetiştirmesi için elinden geleni yapacaktım.’’

Yeni eğitim sisteminin anahtar sözcükleri bu olsa gerek:

‘‘KENDİ KENDİNE…’’

Ah şu büyükler!

Zavallı küçükler!

İyi tatiller küçükler ve büyükler!

Saygılarımla…

Yusuf SEVİNGEN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.