Marmaray istasyonlarından birinde genç bir kız çığlık çığlığa bağırıyor ve kendisini tutan birisi de olan kadın güvenlik görevlilerinin kendisine kelepçe takmasını önlemek istiyordu.

Olaya birkaç kadın ve erkek yolcu ise gerek güvenlik görevlileri ve gerekse genç kıza olayla ilgili uyarılarda bulunuyorlardı.

Genç kız abartılı olmayan bir büstiyer giymişti. Onu zorlayarak kelepçe takmak isteyen güvenlikçi kadının başı ise örtülüydü. Güvenlik görevlisi orada göremediğimiz iki kadının genç kızdan şikayetçi olduğunu, genç kızın kendisine de hakaret ettiğini kelepçe takma hakkının bulunduğunu söylerken, genç kızda kadınların büstiyer giymesi nedeni ile kendisine hakaret ettiğini güvenlikçi kadının da onları desteklediğini ileri sürüyordu. Kelepçe takılmak istenmesinden ötürü genç kızın bilek kısmında derisi zedelenmişti. Olay polise bildirilmişti ve onların yolda olduğu söyleniyordu.

Tanık olduğum bu olayda güvenlikçi kadının kendi yaşam anlayışına göre tarafgir davrandığı kanısına vardım.

Bir dönem milletvekilliği yapan Ahmet Çakar da, bir televizyon izlencesinde kılık kıyafet için sert eleştiriler yapmış “...oynayan bir kız var,bir kıyafet giymiş. O kıyafet suç...Göğüs dekoltesi tamamen açık, sütyen yok, göğüs dekoltesi  göbeğe kadar inmiş..” demişti.

Çakar, başörtülü kadından da yakınıyordu; “Başında başörtü, altında streçli pantolon. Delikanlı genç, başörtülü kızla parkta öpüşüyorlar. Allah’tan korkun bunlara müdahale etmek lazım.”

Görülen o ki insanların yaşam tarzları konusunda görüşler çatışıyor. Hoşgörü sınırlarını aşan görüşler mahalle baskısına dönüşüyor.

Konuyu tartışan hukukçular için kadına karşı şiddet suçu işlendiği ve koca koca hukukçuların, torunları yaşındaki kadının dekoltesini, bedenini konuşmalarının doğru olmadığı, kadının hedef gösterildiği belirtildi ve “Ahlakınızda boğulun” diye beddua edenler oldu.

Bu ve benzeri olayları mahalle baskısı, yaşam tarzlarına el atma, özgürlükler, değer yargıları, kadın iç çamaşırına karışma olarak mı yoksa toplumun değer yargıları, ahlak üzerinden mi ele almak gerekir? 

Tam da bu konuların tartışıldığı dönemde bu kez bazı konserlere yasaklamalar geldi, konserler iptal edildi. Bu kez “Halkın inanç ve gelenekleriyle uyuşmayan, milli ve manevi değerlere zarar verme” gerekçesi ileri sürülüyordu.

Isparta’da ise bir dernek, Melek Mosso isimli şarkıcının gül konserinde vereceği konsere;“Ahlaksızlığı özendiren hiçbir şarkıçı halkımız nezdinde sanatçı olarak kabul görmeyecektir. Bu ve benzeri şarkıçıların Ispartamızda yeri yoktur” diye karşı çıkınca  önce izin verilen konser iptal edildi ve Mussonun yerini evlenmesi boşanması ile gündemde olan ve sanırım yedi kez evlenip boşanan Seda Sayan aldı.

Madde 64– Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.

Öncelikle hemen belirtelim ki insanların yaşam tarzları ve kendini ifade etme özgürlükleri ne kamu güçünü elinde tutanların ve ne de mahalle baskısı uygulayanların güvencesi kapsamında düşünülemez. Soyut, subjektif ve tarafgir uygulamalar yerine bireylerin hak ve özgürlükleri de Anayasa, İnsan Hakları Sözleşmesi ve yasalar  kapsamında değerlendirilmelidir.

İzzet DOĞAN.  E. İstanbul Hakimi.