Müdür, yeni atandığı okuluna heyecanla gitti. Öğretmen arkadaşlarıyla ayrı ayrı tanıştı. Öğretmenlerin hepsi nezaket ve saygı kurallarında çerçevesinde davrandı. Bir öğretmen ise; el cepte, ağzı havada; “Ben burada derslerimi bitirir bitirmez okuldan ayrılırım, ders dışında hiçbir şeyle uğraşamam, Çünkü ben başka işlerle uğraşıyorum. Hizmet cemaati için çalışıyorum, toplantılarına katılıyorum, İlçede de bu hareketin sendikasını kuruyorum. Bu yüzden buradan bir beklentim yok, onun için kimseye eyvallahım olmaz” diye kaba ve üstü kapalı tehdit ile karşılıyordu. Müdür," ne düşüncede olunursa olunsun, hepimiz devletimizin verdiği görevleri yapmak zorundayız” diye net tavrını ortaya koymuştu.

Fakat öğretmenin kullandığı bu sözleri İldeki yönetici atama şube müdüründen de duymuştu. Dershaneleri kapatılması ile ilgili bir gazeteye röportajından dolayı kara listeye almıştı müdürü. %60 heyet raporu olmasına rağmen her gün 200 km gidip gelmemesi için, Bakan Yardımcısı, Genel Müdür rica etmesine rağmen merkeze tayinini yapmıyordu."Beni onlar getirmedi, parti, sendika falan tanımam. Kimseye eyvallahım yok” diyerek başka güçleri işaret etmişti. Daha sonra paralel yapı soruşturmasında görevden alınmış, ancak o zaman hala etkin olan yargıdaki yapının pozitif ayrımı sayesinde kısa sürede eski görevine iade edilmiş ve halen görevini yapmaktaydı. Kimse de ona pozitif yargı kararı verenlerin kimler olduğunu araştırmamıştı.

On beş gün sonra karnelerin basılması gerekiyordu. Okulun eski bilgisayarını ve Inter-net sistemini, alanı olduğu için sadece, O, biliyordu. Müdür konuyla ilgili önce sözlü, ardından da yazılı emir vermesine rağmen öğretmen okula gelmedi. Bir gün önceden de okulun Inter-net kablosunu da kasıtlı çıkararak, müdürün kifayetsiz olduğunu ve kendisine mahkûm olduğunu ispat etmek istedi.

Ancak müdür çok tecrübeliydi. Gerekli tutanakları tutturup durumu yazıyla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderdi. Bir ilkokul müdürü muhakkik olarak geldi. Okul Müdürü, şikâyette bulunan olarak “ Bilgisayar öğretmeninin kasıtlı olarak yapmadığını ve asıl maksadının idareyi küçük düşürmek olduğunu ve başka bir yapı için çalıştığını söyledi.

Muhakkik, bakarız diyerek, şikâyet edilen öğretmenin ifadesini almadan gitti.

Ertesi gün ifadesini kendi okulunda alırken pozitif ayrımcılık yaparak(arka vererek), aynı düşüncede olan arkadaşını koruma pozisyonuna girişti ve yine pozitif ayrımcılık yaparak, kendi sendikasına üye yapıp, sendikanın yetkilisine eski bir sendika üyesi olarak götürdü. Bu üyemize, okul müdürünün ceza verilmesini istediğini, sendikamızın bu üyesine sahip çıkmasını ve müdüre ağzının payının verilmesini, sendika yönetim yetkilisi olarak istedi. Sendika yetkilisi de, yardımcısının gazıyla cep telefonundan okul müdürüne (müdürün kendi sendikasından olduğunun farkında olmadan ) verdi-veriştirdi, tehditler, hakaretler havada uçuştu. Aynı şekilde müdür de karşılık verince, soluğu ilçe müdürünün yanında aldı. İlçe Müdürü de sendika yetkilisinin etkisiyle pozitif ayrımcılık yaparak, dört şube müdürünü haddini bildirmesi için müdürün okuluna gönderdi. Müdür, Onlara da gerekli cevabı verdi.

Ama öğretmenin soruşturması ile ilgili hiçbir cevap gelmedi. Müdür bunun üzerine durumu bir üst kuruma, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirdi. İl Milli Eğitimden İki maarif müfettiş gelerek ifade aldılar. Öğretmenin sendikaya üye olduğu tarihle, ifade aldığı tarih aynı olduğunu, muhakkikin olayın büyümesine neden olduğunu söylediler.

Daha sonra olaya karışan diğerlerinin ifadelerini almak için okuldan ayrıldılar. Ancak müfettiş ifade sırasında ilkokul müdürü muhakkikin yakın köylüsü olduğunu öğrendi. Bundan da etkilenerek şikâyet edilene sonuç bildirilmemesine rağmen ve bu tür davalarda zaman aşımı söz konusu olmamasına rağmen, aradan iki yıl geçtiği gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.

Müdür, müfettişin olayla ilgili kişinin yakın köylüsü olduğunu, şikâyet edene sonucun bildirilmemesi ve bu tür davalarda zaman aşımının olmadığını itiraz etmesine rağmen, bir sonuç alamadı.

    Böyle bir dönemde bile, güvendiği dağlara kar yağmıştı, arka vermesi gerekenler, okulunun ilçedeki TEOG başarısı nedeniyle taltif ve takdir etmesi gerekenler, başka bir yapı için çalıştığını söyleyen kişinin yanında yer alıp, kendisine tehdide geliyorlardı. Çığlığını duyuramayan müdürün sırt ağrısı gün geçtikçe artıyordu. Sonunda bir müdürler toplantısı için gittiği okulun merdivenlerinden çıkamadı. Soluğu kalp doktorunun ameliyat masasında yer aldı. By pass ameliyatı olmuştu. Altı ay kendine gelemedi. Ama kendi yüzüne gururla bakıyordu. Yıkılmamıştı, ayaktaydı.

İlk kişinin tercihinin yanlışlığı diğerlerine de yansıdı ve devletin yara almasına neden oldu. Garip olanı, devletin tayin ettiği müdürün emirlerini yerine getirmeyerek suç işleyen birine, bilerek ya da bilmeyerek arka çıkanların hala aktif yöneticiliğe devam etmeleriydi.                          

Öğrenciler hevesle beden eğitim dersine hazırlanıyordu. İçlerinden birisi beden dersinin gelmesini hiç istemiyordu. Sınıfındaki akranlarından biri ona türlü tacizlerde bulunuyordu. Dayanamayıp bir gün annesine durumu anlattı. Annesi de okulun Rehber Öğretmenine durumu bildirdi. Arkadaşları ile yaptığı görüşmelerde öğrencinin sınıf arkadaşı tarafından tacize uğradığını anladı ve durumu okul müdürüne bildirdi. Okul müdürü de durumu Jandarmaya bildirip, okul davranış değerlendirme kuruluna olayı havale etti. Kurul tacizde bulunan öğrenciye,  okul değiştirme cezası vererek dosyayı İlçe Müdürlüğüne gönderdi. Ancak İlçe Disiplin Kurulu, konunun önemini anlamadan,  tacizci öğrencinin yaşını vb. durumunu bahane ederek cezayı onamadı. Bu olay, taciz eden çocuğun suçsuz olduğu anlamına geliyordu Tacizde bulunan çocuk hem ceza almamış, hem de sınıfında olmaya devam ediyordu.

Bu durumu mağdur aile yakınları hazmedemedi. Aileler arasında, darp, yaralanma ciddi bir şey olmazken vb. ufak tefek sürtüşmeler oldu. Durum Jandarmaya bildirilmesine rağmen önemsenmedi. Okul Müdürü, öğretmenlerle toplantı yapılarak, iki öğrenciyi ve velilerini takip etmeleri konusunda uyarılarda bulundu.

Tacizde bulunan öğrencinin velisi(hem suçlu-hem güçlü davranarak)- çocuklarının ceza almamasını bahane ederek, ilçe davranış kurulunun kararından kuvvet alarak,  okulda yapılanları yeterli görmeyerek,  okul müdürünün çocuklarına pozitif ayrımcılık yapmadığı, (yani taciz edene sahip çıkmadığı) gerekçesiyle şikâyette bulundu.

Durumu incelemek üzere ilçeden bir lise müdürü muhakkik olarak okula geldi. Sonuçta okul müdürünün tacize uğrayan, mağdur öğrenciye pozitif davrandığını, tacizde bulunan öğrenci aynı pozitif davranışı sergilemediği gerekçesiyle (sanki müdür,  öğretmenlere, derste ve teneffüslerde öğretmenlere kavgaya müdahale edilmemesini istemiş düşüncesiyle) okul müdürüne ceza verilmesini teklif etti. Bu önemli bir şey değil,  görevini yaparken kim kusur işliyorsa ceza teklif edilebilir. Burada önemli olan taciz edene pozitif davranılmadığı-ona arka verilmediğinden dolayı ceza teklifinde bulunulmasıydı.

Şikâyette bulunan veliye de, tacizde bulunan çocuğunuza pozitif ayrımcılık yapmadığı için, okul müdürüne gerekli cezalar verilmesini teklif ettiğini, çocuğunuz taciz etmeye devam etsin, ona kimse bir şey yapamaz, mesajını vermesiydi.

Diğer öğrencilere de siz de yapabilirsiniz, nasıl olsa taciz yapana bir ceza verilmiyor, yapanın yanına kar kalıyor. Müdür size bir şey yapamaz, yaparsa şikâyet edin. Müdüre ceza veriyorlarmış, korkmayın algısı da verilmiş olmasıydı.

Bu algıyı muhakkik- okul müdürü yaratmıştı. Bir insanlık suçu alan çocuğa cinsel tacizi yapanlar, arka verenler kim olursa cezalandırılması gerekirken, şikâyet edilmesine rağmen, hala müdür olarak görevde olması bir skandaldır.

Bu iki olayda muhakkiklerin yanlış tercihleri  (pozitif ayrımları), devletin ve milli vicdanının yara almasına sebep olmuştur.

Bu iki olay da Ankara Mamak da bir ortaokulda yaşanmıştır. İstenildiği takdirde bilgi ve belgeler Milli Eğitim Bakanlığına, Ankara Milli Eğitim Müdürlüğüne verilebilir.

Şemsettin CERAN
Eğitimci-YAZAR