Asırlar geçse de Türkoğlu hep yalnız kaldı bu hayatta, ama yılmadan üzerine giyindirilen ölüm gömleğini yırtmasını bildi. Zaman hep onların aleyhine çalışsa da hiçbir zaman yılmadılar hep kızıl elma peşinde koşup durdular. Tarihe çıktıkları Asya bozkırların da karşılarında Çinliler vardı. Hiç yılmadan yıllarca asırlarca savaştılar. Bazen Mete Hanla bazen de Bilge Kağan’la dönemlerine imza attılar. Hayat hiçbir zaman Türkoğlu için kolay olmadı ölümle sınanan bir kavim oldular. Ölüm onlar için sonsuzluğa inandıkları Rablerine ulaşma aracıydı uçmağa varmak onlar için bir onurdu. Vatan için her şeylerini verirken arklarına dönüp bakmadılar bile. Ünlü Türk Hakanı Meta Hanın dediği gibi; ‘’Benden eyerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem.’’ Türkler için vatan her şeyin üstünde iken ondan bir parça toprak almak ölümü almak gibidir. Hal böyle iken Türkoğlu yanında kimseyi bekleme senin en iyi yardımcın ve beklentin ölüm olsun.
Hiçbir zaman arkalarına bakmadılar. Birileri gelir diye düşünmediler, ölüme koşa koşa gittiler. Allaha kavuşmanın heyecanını yaşadılar. Alp Arslan, Malazgirt Savaşında geriye dönmedi tüm cihan gelse de arkasına bakmadı bile, bize şanlı bir zafer ile medeniyet beşiği vatan bıraktı. Tarihin en karanlık dediğimiz noktasında bir Türkoğlu çıkıp köhnemiş vicdanları yok edip adaleti tesis etti. Dön bak hangi milletin bu kadar asil evlatları var dersem hiç kuşkusuz bulamayız. Tarih, Türkleri hep şan, şeref ve adalet ile bahseder. Tarihe ayar veren o kadar çok Türkoğlu vardır ki hangisinden bahsedelim, Tanrının Kırbacı Atilla’yı mı yoksa Alp Arslan’ımı yoksa Osman Beyimi o kadar çok tarih ötesi adalet dağıtan kahramanımız var ki sayfalar yetmez. Hele vatanı için her şeyini bir kenara bırakıp onun uğruna hayatını veren Mustafa Kemal Atatürk’ü mü söyleyelim. Ey Türkoğlu yalnız mı kaldığını sandın dön şanlı tarihine bak ölümden kaçmayı ar eden bir milletin evladısın, vatan uğruna ölümün şan ve şeref olduğunu bilen bir milletin ferdisin korkma yalnızca milletinin örf ve ananelerinden yüz çevirme ne demiş yüce Bilge Kağan; Ey TÜRK! Üstte mavi gök çökmedikçe, Altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir! Titre ve kendine dön! İşte özünden dönmemen için asırlar önce söylenmiş bir atasözü buna kulak vermelisin Türkoğlu. Bil ki senin senden başka dostun yok ne geçmişte vardı ne şimdi ne de gelecekte olacak.
Dün olduğu gibi bugün de Avrupalının pis çirken ve karanlık geçmişinin kalıntıları ile ülkemize göz dikmesini tiksinti ile izlerken hiçbir kuvvetin ülkemiz üzerinde tasarruf hakkının olmadığını tarihimizin şanlı izleri ile reddediyoruz. Bilmeliler ki bu vatan atalarımızın kanı ile var oldu kanımız ile koruyacağız. Diğer milletler gibi bir gecede başka kuvvetlerin lütfu ile kurulmadı. Bizler lütfun yalnız Allahtan olduğuna ve ondan verildiğine inanan bir milletiz. Çanakkale savaşında en kuvvetli ordu gelip çattı aldıkları dersi asla unutamazlar. Teknoloji karşısında iman ve ölümden korkmayan bir millet vardı. Denizin karanlık sularına gömüldüler. Mustafa Kemal Atatürk’ün azmi ve mücadelesi ile Türkoğlu’nun dirildiği bir destan var tarihimizde o asla kimseden yardım istemedi tek güvendiği milleti ve imanıydı.
Amerika kaçaklardan, katillerden, uğursuzlardan kurulmuş bir devlet geçmişi ve geleceği kokuşmuş köle zihniyeti üzerinde yaşayan bir devletin bize ders vereceğini mi sanırsınız. Artık Türkiye eski Türkiye değil kendi teknolojisini üreten ve kendini ispatlayan devlet var karşılarında. Sorun geçmişten gelen Hristiyan ruhban sınıfının pis ve entrika dolu düşleri yatmaktadır. Bu ruhban sınıfı geçmişten günümüze kiliselerde hep Türkleri eleştirip kendi halkını hep diri ve entrikacı tutmayı başardı. Ama içimizdeki batı hayranlığı onların Avrupa modern yapısını överken kendi ecdadını söver oldu. İşin aslı şu Avrupa asla modern olmadı. Modernliğin kıstası aile ve insan ilişkilerinin ortadan kalkması ise buna modernlik değil ilkellik diyebiliriz. Biz ataerkil bir toplumuz bundan utanç duymamalıyız nesillerimizi yetiştirirken onlara sahip çıkmak utanç kaynağı olmamalı. Belki bazılarımız bu sistemi eleştiriyor ama farkında bile değiller hepsi çocuklarının her yaşta dahi üzerine titriyor olması tezat bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Çağdaşlık kisvesi altında Türk olmaktan utananlar, ananesini ve örfünü unutanlar inanın Avrupa’nın karanlık yüzü zaten bunu istiyor.
Türk olmak dünya üzerinde zordur ama imtiyazlıdır diyor İlber Hoca, bu düşüncesine katılmamak elde değil. Bizim öz benliğimize dönüp Türk olduğumuzu unutmamamız gerek unutursak bizi izleyen sırtlan takımı hemen ahlaksızca üzerimize geleceklerdir nitekim son olaylarla bunlar gözler önüne serilmektedir. Yunanistan basını tek yürek, Türkiye aleyhine ülkesine propaganda yaparken bizim bazı basın ve muhalefet partileri Türkiye’yi her platformda eleştirmekten kendilerini alamıyor olmaları neyin tezahürü ola. Maalesef yıllarca STK kisvesi altında ülkemize giren ülkeler özellikle bir ülke var ki onu sizlerde biliyorsunuz çalışmalarını hınçla yürütüyor olmaları ülkemiz açısından çok acı bir gerçektir. En acı olanı ise para ile kendini satanların olması ama zamanı gelince her şey açık bir şekilde ortaya çıkacağına şüpheniz olmasın.
Hepimiz devletimizin yanındayız. Biz devleti anlaşmalarla kurmadık kan dökerek kurduk. Bu yüzden bizden bir parça toprak almak isteyen ölümün kokusunu alacağına emin olabilirsiniz. Sözlerimi merhum şair Nihal Atsızın bir şiirinden alıntı ile bitirmek isterim.
İnsan büyür beşikte mezarda yatmak için, Kahramanlar can verir Yurdu yaşatmak için…




Yasin ERDEM