Türk Eğitim-Sen 2005 yılından bu yana 10 yılı dolduran öğretmenlerin uzman, 20 yılı dolduran öğretmenlerin ise sınavsız bir şekilde başöğretmen olmasının mücadelesini veriyor.

Eğitim-Sen ve Eğitim-İş, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun ve uzman ve başöğretmenlik unvanlarının iptalini istiyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş açıklamalarında bunu açıkça da söylüyorlar. Bu sendikalar, oluşan tepkiyi uzman ve başöğretmen olmak isteyen üyeleri ve diğer tüm öğretmenlerin aleyhine kullanmak istiyorlar. Öğretmenlerin haklı olarak ortaya koyduğu Sınava Hayır” tepkisi istismar ediliyor ve algı operasyonlarıyla farklı mecralara çekiliyor.

Üyelerimiz ve tüm öğretmenler ise uzman ve başöğretmen olmak istiyor. Öğretmenler haklı olarak sınava hayır diyor ve sınav olmadan uzman ve başöğretmen olmak istiyor.

Durum bu iken neler oluyor, hangi sendika ne yapıyor ve ne yapmak istiyor?

2005 yılına baktığımızda Türk Eğitim-Sen’in tavrı ve duruşu çok netti. Biz, o gün sınava hayır dedik. 10 yılını dolduran uzman, 20 yılını dolduran başöğretmen olsun istedik. Konuyu yargıya taşıdık. TBMM’de çözmeye çalıştık ve eylemler yaptık. Diğer sendikalardan Eğitim-Sen de yargıya gitti, TBMM’de çözmeye çalıştı ve eylemler yaptı. O tarihte Eğitim-İş yoktu, Eğitim-Sen’in içindeydi. Eğitim-Sen tüm sendikalardan farklı olarak üyelerine sınava girmeyin diyerek sınavı boykot ettirdi. Eğitim-Sen üyelerinin yaklaşık %85’i sınava girmedi ve uzman öğretmen olamadı. Türk Eğitim-Sen olarak ise nihai kararı yargının vereceğini, uzman ve başöğretmenlik sınavına girilmemesi halinde üyelerimizin ve eğitim çalışanlarının hak kayıplarının telafisinin mümkün olmayacağı düşüncesiyle üyelerimizin sınava girmesini istedik.

Nihai kararı yargı verdi ve 2011’de Anayasa Mahkemesinin son kararıyla uzman ve başöğretmenlik iptal olmadı ve kariyer sistemi devam etti. 2005’te sınav şartıyla yanlış bir şekilde başlayan uzman ve başöğretmenlik uygulaması o tarihten bu zamana kadar devam etmektedir. 2005’te tecrübe ve kıdeme bağlı başlamayıp sınava bağlı başlayan uzman ve başöğretmenlik unvanlarıyla o dönemin Milli Eğitim Bakanı gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemiş oldu.

Günümüzde ise 2022 yılı Şubat ayında Öğretmenlik Meslek Kanunu içerisinde yine sınav şartına bağlı çıkartılan uzman ve başöğretmenlik unvanlarında Milli Eğitim Bakanlığı gömleğin bu kez de ikinci düğmesini yanlış ilikledi.

18 Temmuz 2022 tarihinde ise uzman ve başöğretmenlik unvanları için çok kalitesiz olarak hazırlanan 180/240 saatlik videolar ve 583 sayfayı bulan PDF ile Milli Eğitim Bakanlığı yanlışlarına devam etti. Yaz tatilimiz zehir oldu. Öğretmenler olarak haklı bir tepki ortaya koyduk. Milli Eğitim Bakanlığının bu yanlış uygulaması öğretmenlerin tepkilerini sürekli arttırdı. Öğretmenler olarak beklentimiz sınavın iptal edilmesi ve Milli Eğitim Bakanlığının daha makul bir tutum sergilemesi iken 180/240 saatlik eğitim videoları ve 583 sayfalık eğitim PDF’si bardağı taşıran son damla oldu. Bu haliyle tepkileri ve eylemlilik sürecini de Milli Eğitim Bakanlığının yanlış uygulamaları başlatmış oldu.

İşte tam da bu süreçten sonra sosyal medya üzerinden haklı olarak başlatılan tepkilerin yanında, maksatlı ve kaotik tepkilerle süreç manipüle edilerek devam ediyor.

Sendika olarak uzun yıllardır Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkartılması için mücadele yürütüyoruz. Çıkan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu bir binaya benzetelim. Binanın kapısı, penceresi, ara bölmeleri ve eksikleri var. Kanun çıkarken TBMM’de Türk Eğitim-Sen’i temsilen Genel Başkan Yardımcılarımız sendikamız adına kanunda olması gereken maddelerle ilgili tüm çalışmaları yaptı. Kanunun her maddesi de yanlış değildir. Kanunun 8. maddesi öğretmenlere verilen 3600 Ek Göstergeyle ilgili. Öğretmenlere 3600 Ek Gösterge verilmesi için yıllarca mücadele ettik. Ancak kanun eksikleriyle çıktı. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun yanlışlarını düzeltilmesi ve özellikle uzman ve başöğretmenliğin sınav şartına bağlı olmadan yıla göre tüm öğretmenlere verilmesi için konuyu yargıya taşıdık. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun eksiklerini tamamlamak için mücadelemiz devam ediyor. Uzman ve başöğretmenlik unvan sınavının iptali  hususunda yasal bir düzenleme yapılması için TBMM’de siyasi partilerle ve Milli Eğitim Bakanımız Sayın Mahmut ÖZER’le bizzat Genel Başkanımız Sayın Talip GEYLAN görüşmelerde bulundu; şartı tutan tüm meslektaşlarımızın uzman ve başöğretmen olması için büyük bir mücadele verdi. Halen TBMM’den istediğimiz sonucu almak için mücadelemiz yoğun bir şekilde devam ediyor.

Uzman ve başöğretmenlik; ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik gibi bir istihdam türü değil, bir kariyer unvanıdır. Uzun yıllardır öğretmenlerin çoğu da uzman olan öğretmenlere atıfta bulunarak “Uygulama devam etmeli, biz de uzman ve başöğretmen olmalıyız.” diyor. Herkes yıla göre eşit bir şekilde 10 yılda Uzman, 20 yılda Başöğretmen olursa bu problem büyük ölçüde çözülmüş olur. Türk Eğitim-Sen olarak öğretmenlerin görüş ve düşüncelerine önem veriyor ve çözüm üretmeye çalışıyoruz.

Öğretmeninin itibarı için Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun eksiklerinin tamamlanıp, yanlışlarının düzeltilerek; kanunun öğretmenlere yaraşır ve yakışır hale getirilmesi gerekiyor. Sendika olarak tam da bunu yapıyoruz.

Hak arama denildiğinde akla ilk gelen sendika Türk Eğitim-Sen’dir. Gaziantep’te 6 Eylül 2022 tarihinde yaptığımız ve Türk Eğitim-Sen olarak da 5 Eylül 2022 tarihinden bu yana zamana yaydığımız eylemlerimiz tüm illerde devam etmektedir. Sendika olarak Türk Eğitim-Sen gerektiğinde eylem yapar mı, yıllardır eylem yaptı mı? Evet, yaptı. Bundan sonra da eylem yapacağız ve eylemlerimiz devam edecek elbette.

Eğitim-Sen üyelerine 2005’te uzman ve başöğretmenlik kariyer sınavına girmeyin diyerek üyelerinin %85’ini mağdur etmişti. Bu günlerde ise Eğitim-Sen ve Eğitim-İş’in söyleyemediği “Sınava girmeyin!” sözünü bir siyasi parti genel başkanı söylediği halde sendika fark etmeksizin şartları tutan tüm öğretmenler uzman ve başöğretmenlik kariyer sınavına girmek için müracaat etmiştir. Çünkü öğretmenler genel olarak uzman ve başöğretmen olmak istiyorlar. Ama Eğitim-Sen ve Eğitim-İş; Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu iptal ettirmek, uzman ve başöğretmenliği kaldırmak için eylem yapıyor. 2 Kasım 2022’de de bu sendikalar iş bırakmak istiyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş’in üyeleri ve sendikalı, sendikasız tüm öğretmenler ise sadece sınavın iptal olmasını istiyor. Öğretmenler eylemleri, uzman ve başöğretmenlik sınavları iptal olsun diye yapıyorlar. Bu durumda Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendika yöneticileri; üyelerinden farklı düşünüyor. Farklı düşünenler neyin eylemini yapacaklar? Bu iki sendika, üyelerinin uzman ve başöğretmen olmasına savaş açmış durumda.

Eğitim-Sen ve Eğitim-İş’in üyeleri uzman ve başöğretmen olduklarında bu iki sendika “ÖMK iptal olsun, uzman ve başöğretmenlik unvanları size yanlış verilmiş, siz aslında kariyer istemiyorsunuz.” mu diyecek. Bu iki sendika, uzman ve başöğretmen olan üyelerinin ve diğer öğretmenlerin unvanlarının iptal mücadelesine devam mı edecek? Eğitim-Sen ve Eğitim-İş’in üyeleri sendikalarının ne yaptığını biliyor mu? Tüm bu sorular zaman içinde elbette cevap bulacak. Ancak öğretmenlerin uzman ve başöğretmenlik kariyer sınavlarına hayır tepkisini istismar edenleri, siyasi amaçlarına meze yapmak isteyenleri öğretmenler affetmeyecek.

Türk Eğitim-Sen olarak tekrar söylüyoruz. Mücadelemiz Öğretmenlerin itibarını artıracak ve haklarını iyileştirecek Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu daha iyi hale getirmektir. Tüm öğretmenlerin sınavsız uzman ve başöğretmen olması için de 2005’ten bu yana mücadelemiz kesintisiz bir şekilde devam ediyor.

Milli Eğitim Bakanımız Sayın Mahmut ÖZER, tüm meslektaşlarımızın sınav şartı olmaksızın uzman ve başöğretmen olma isteğini görmeli ve öğretmenlerin daha fazla üzülmesine seyirci kalmamalıdır. Sayın Mahmut ÖZER, uzman ve başöğretmenlik unvanlarının sınavsız bir şekilde kıdem esasına göre tüm öğretmenlere verilmesi için yapılacak kanuni düzenlemeyi derhal TBMM’ye getirmelidir. Aksi durum, bu süreci daha kaotik hale getirmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürecektir.

Bakan Özer öğretmenlerin randevu talebini reddetti! 15 eğitim sendikasından AYM’ye dilekçe Bakan Özer öğretmenlerin randevu talebini reddetti! 15 eğitim sendikasından AYM’ye dilekçe

Türk Eğitim-Sen olarak çok şükür çiğ yemedik, karnımız da hiç ağrımaz. Tüm eğitim çalışanlarıyla gönül gönüle, yürek yüreğe mücadelemiz devam ediyor.

Kaostan beslenmedik, istismar yapmadık. Gücümüzü hep eğitim çalışanlarından aldık. Eğitimin ve eğitim çalışanlarının problemlerinin çözülmesi için dün olduğu gibi bugün de, yarın da mücadelemiz devam edecek.

Kaostan ve istismardan beslenen sendikalar ne yaparsa yapsın gerçekleri bir gün herkes anlayacak, görecek ve 2023 yılında Türk Eğitim-Sen yetkili sendika olacaktır.

Üyelerimize, eğitim çalışanlarına ve kamuoyuna saygılarımızla.

Bekir AVAN

Türk Eğitim-Sen

Gaziantep Şube Başkanı