Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sürecine ilişkin bir şiirle bu faslı kapatıyorum, sınavların kaldırılmasını olanca gücümle ve enerjimle sendikalara havale ediyorum, bir nevi üzerime vazife olmayanı sendikaların üzerine yıkmak olarak anlayabilirsiniz ama onlardan da pek ümidim olmadığını söylemeliyim. Ne yapsınlar, Türkiye koşullarında işleri hakikaten çok zor… Tehditlerin, korku duvarlarının vs. havada uçuştuğu bir dönemde cesaret göstermek filhakika yürek ister. Eee, her siyasetin de sendikası olduğuna göre öyle ya da böyle sendikal ortamda bir türlü yürekli ve dik bir duruş ya nadir oluyor ya da hiç olmuyor. Sendikaların siyasetin önünde hep bir hududu var. Oraya kadar gidebiliyorlar, ondan sonrası milyon üye ile boylarını ve güçlerini en önemlisi cesaretlerini aşıyor. İlginç değil mi?

Biliniz ki sendikaların siyasal ilişkileri ve işe yaramaz ideolojik bağları, onların yalnızca göstermelik olmasına kuvvetli bir neden… Yoksa şimdiye kadar öğretmeni bu denli aşağılayan bir sürece öğretmenleri sokmazlardı. Kurdukları baskı, etkin ve etkili güç ile uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik eğitim süreçlerini bertaraf edebilirlerdi. Ama bitaraf değiller hep siyasetten taraflar… Bir ikileme düştüklerinde üyelerini değil organik bağları olan siyaseti yeğleyecekler.

Şimdi geçelim girizgahta söz ettiğimiz şiirimize, şöyle ki:

Unvanı: Öğretmen,

Hizmet süresi 10 olan uzmanlığa aday öğretmen,

Hizmet süresi 20 olan başöğretmenliğe aday öğretmen,

Bu aday öğretmenler ÖSYM AİS üzerinden olmasa da

MEBBİS’ten uzmanlık/başöğretmenlik için başvurdu bu arada,

18 Temmuz’da başladı süreç,

5 Eylül’e dek sürüp gidecek,

Eğitimler bir kısır döngü,

Dolu, dopdolu,

Günler eğitimler torbasına girmiş sanki,

Bizim oğlan okur, döner döner bir daha okur anlayışının eseri,

Eğitim paydaşları ve ortamı yıllardır bu felsefenin içinde kilitli,

Atsan atılmıyor, satsan satılmıyor hesabı,

Varsa yoksa okuduklarımızı yeniden okuma hastalığı,

Öğrenemedin bir daha öğren diktesi,

Dilinden ARGE ve inovasyon düşmeyenlerin ezberi, açmazı, çıkmazı, darboğaz sokakları,

Aman Tanrı’m bu ne yaman tenakuz sarmalı,

Öğretmenlerimiz diyor ki:

‘‘Dönme dolaptaki çocuklar gibi şendik ama o dönme dolaptan hiç inmedik,

Ayağımız bir türlü yere değmedi, varsa yoksa teori de terori, retorik de retorik, nutuk da nutuk… Hep aynı yere geldik. Ne terakki ne muasır medeniyetler seviyesi…’’

Yazılı sınavsız da asla düşünülemez eğitim öğretim ortamı,

Nasıl olsun ki,

Öğretmenin de öğrencinin de karşısına dik sınav dağlarını,

Gözdağı vermezmiş gibi mütemadiyen hayalleri telkin et ki görsünler senin ne kadar hayal gücünü desteklediğini,

Mülakatlar zaten torpilin babası,

Yazılı sınav yoksa mülakat olur diye aba altından bir sopa gösterdin bile, iyi mi,

Ya herro ya merro,

Ölümü göster, razı et sıtmaya,

Yahu öğretmen, öğretmen olmak için bu eğitimleri almadı mı?

Aldıysa uzmanlık ve başöğretmenlik için bu da neyin nesi?

Öğretmenin deneyimine deneyim katacak eğitimler olsa iyi olmaz mı?

Halihazırda öğretmenin bildiklerinin üstünden geçiyor eğitimlerinizin en kralı,

Herkesin alanına dair 10 saatlik pratik eğitimlerden sonra öğretmene farklı bir ufuk açılsa güzel olmaz mı?

Öğretmen, kendi branşında teoriğin nasıl pratiğe döküleceğini öğrense harika bir pencere açılmaz mı?

Bilahare gelsin o zaman

Müfettişi 1 kere,

Gelsin okul müdürü 1 kere,

Gelsin uzman birisi yine 1 kere,

Versin öğretmene her biri bir puan,

Ortalaması 70 üstü olursa alsın uzmanlık ve başöğretmenlik unvanını,

Bu videolu eğitimler eski hamam eski tas gibi duruyor ey ahali,

Kabak tadı verdiği kesin, eski köye yeni adet getirmediği de,

Öğretmeni öğretmen yapmaktan öte de gitmiyor,

Oysaki öğretmen uzmanlığa ve başöğretmenliğe gidiyor,

İşte çelişki tam da burası,

Bir daha düşününüz,

Sınavları kaldırınız,

Bu eğitim videolarını da tabii,

Öğretmen sanki hiç görmemiş bu anlatılanları (!)

Üstüne üstlük bu eğitim videolarını izlettikleriniz 10 yıllık ve 20 yıllık öğretmenlerin ta kendisi,

Üzmeyin ve daha fazla aşağılamayın onları,

Alın size iki yol:

1-    Toptan kaldır her şeyi, kıdeme bağla unvanı…

2-    Sınavları kaldır yalnızca, 10 saatlik adam gibi pratik eğitimler, üstüne öğretmeni ders ortamında değerlendirme, üç koldan birer kere, detayı üstte…

Yoksa biliyoruz ki

Öğretmeni önce alıştırıp sonra bir güzel ayrıştıracaksınız,

Öğretmenler bu yolda gelişemez efendi,

Derdin üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?

Saygılarımla…

Yusuf SEVİNGEN

Önce alıştıracaklar sonra ayrıştıracaklar