24.10.2020, 19:10

Utanmazlara, Bir Nihat Hoca Yeter mi?

Nihat Hatipoğlu Hoca, bir ilimizde birkaç genç kızı ellerinde bira şişeleriyle gördüğünü ve sonra bu gençlerin kendisini tanıyınca bira şişelerini sakladıklarını söyledi. Bu sözler üzerinde sosyal medyada kıyamet koptu. Tabii Türkiye’nin sağlı sollu hallerinden mi desem yoksa gelgitli haletiruhiyesinden mi desem, bilemedim, Nihat Hatipoğlu’na bir grup alkış tufanı ile bir başka grup bu durumun tam zıttı bir tavır ile karşılık verdi.

Nihat Hoca’ya göre çocuklar çok mahcup olmuşlar, öyle ki ellerindeki şişeleri onu görür görmez hemen saklamışlar. Tabii Nihat Hoca, bu noktadan hareketle bu gençleri yok saymamak lazım geldiğini ve onları asıl karakterlerine yönlendirmenin mühüm olduğunu dile getirmiş.

Nihat Hoca etkisi ile çocukların mahcubiyeti ve bira şişelerini saklıyor oluşu elbette ki gençlerimizdeki kişilik bocalamasının, yalpalamasının ve sendelemesinin aleni alametifarikasıdır. Yalnız Nihat Hoca, şunu göz ardı ediyor bence. Bu gençler, durduk yerde böyle olmuyor. Şöyle ki:

Önce Emre Kongar’ın Cumhuriyet’teki köşesinden bir M. Kemal Atatürk sözü alıntılamak istiyorum. M. Kemal, Nihat Hoca’nın yaşadığı deneyimle de ilgili olduğunu düşündüğüm çok isabetli bir noktaya parmak basıyor aslında: ‘‘Göz korkutma ilkesine dayanan ahlak, bir erdem olmadığı gibi güvene de uygun değildir.’’

Nihat Hoca’m, belki sizin bulunduğunuz mahallede M. Kemal’e itibar edilmez ama bu sözü üzerinde düşünüp sorgulayıp bir kanaat oluşturmak elzem görüşündeyim. Konunun, bu açıdan bakıldığında ortaya konulan faslı budur.

Diğar taraftan Sayın Hoca’m bir kere gençlere anlatılan din onlara bir masal gibi geliyor. Sanki sözde var, pratikte yok. Bir dönem yaşanmış, geçmiş ve gitmiş. Hayatlarda dinin hiçbir belirtisi yok. Bence bir insan, inandıklarını kendi hayatında, başkalarının hayatına musallat etmeden yaşıyorsa ne mutlu ona! Dürüstlüğüne herkes şapka çıkarır. Zaten herkesin aradığı ve bulamadığı bu değil mi? Özellikle her işte... Din kaynaklı bir dürüstlüğe de kimse inanınız laf etmez.

Ayrıca yukarıdaki söz konusu ifadelerden kastettiğim, dini kuralların zorla insanlara kabul ettirilmesi değildir. Özellikle bilinmesini isterim. Yanlış anlamaya mahal vermek istemem. Laikliğe inanmış özgür bir yurttaş ve birey olarak birtakım kişilerce belirlenip kalıplara dökülmüş dini kuralları insanların kabule zorlamasını ifade etmem mümkün değil zaten. Dinin, insanın ta kendisiyle ilgili olduğunu ve insanın kendi kendine bunu işletmesi gerektiğini savunuyorum. Ama bizim ülkemizde din, birtakım insanların etrafına adam toplayıp bunun üzerinden tacirlik yaptığı, yani para kazandığı, kendi çaplarında dini işletmeler kurduğu bir yapıya büründü. Gençlere din anlattıklarını, bilmem şu kadar gencin namazına vesile olduklarını, bilmem şu kadar genci imana getirdiklerini savunan bir güruhun birtakım adlarla -bunların sosyal medya platformlarında kitleleri de var- dini kendi işlettikleri işletmevari yapılarda adeta maskaraya çevirdiklerini göz ardı etmemek lazım. Aslında tek gayeleri var: O da din üzerinden yollarını bulmak... Ve insanları din üzerinden maddi ve manevi cihette yolmak. Yani buna din sömürüsü diyoruz. Çünkü ne iş yapıyorsunuz? diye sorsanız bu kişilere. Bu kişiler diyecekler ki gençlere dinimizi anlatıyorum, sonra... Sonrası yok. Demek ki işleri güçleri dinimizdir. Ve din, üzerinden para kazanılan bir şekilde servis edildiği müddetçe gençler dini masal gibi dinler, bilahare kötü bir iş içinde iken mahcup olur, en sonunda da bildiğini okur. Gözünü kapat, kulağının üstüne yat, Allah her yerde diyerek yanızca din adamı görünce mahcubiyet yaşa... Mesele dini, işletilen bir dükkan olmaktan çıkarmaktır. Bunun için de dinin yakasından düşülmesi icap eder, herkes anlattığını anlatsın ama bunu asla ticari bir şekle ve esasa bağlamasın. Din, insanın ta kendisinde bitsin. Din, insanın ta kendisinde işlesin ve işletilsin. Yoksa zorlama din ile gençler her şeyi numaradan yapar. Bırakalım, din insanların içinde bitsin. Birileri gelip kendi dinlerini (kendi inandıklarını) insanların içine atıp onu zorla büyütmeye çalışmasın. Yoksa her şey -mış gibi ve numaradan olur. Din, özeldir. Ve peygamber son sözü söylemiştir: ‘‘Sizin dininiz size, benim dinim bana...’’

M. Akif ne güzel anlatmış dini ticarete çevirip maskaralık yapanları:

’’... Çalış! dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun
Onun hesabına birçok hurâfe uydurdun.
Sonunda bir de "tevekkül" sokuşturup araya
Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!
Bırak çalışmayı emret oturduğun yerden,
Çalışma, öyle ya Mevlâ ecir-i hâsın iken
Bütün o işleri Rabbin görür, vazifesidir ...’’

Son olarak Nihat Hoca’ya bir tavsiyemiz var. İllerdeki bazı kurumları da gezin. Orada ellerinde bira şişesi olan insanlar yok. O yönden içiniz rahat olsun. Ama ne var biliyor musunuz?

Koskocaman bir nepotizm...

Çünkü ben geçenlerde oğlunu, kızını, gelinini, bacanağını, eşini işe alan bürokratları gördüm. KPSS‘li iş kuyruğunda bekleyen milyonlar var iken... Gençler mahcup olmuşlar. Ama bu insanlar mahcubiyeti bırakın, yüzlerinde zerre utanç emaresi yok. Sayın Hoca’m, gelin bir de onların ötelerinden geçin biraz. Kim bilir, nepotizm bataklığında iken Allah’tan utanmıyorlar, belki sizden utanırlar. İkinci durağınız nepotizm bataklığı olsun... Bu bataklıktakiler oğlunu, kızını, gelinini, torununu kendi nüfuzunu kullanarak işe çekenler... Korkmayın hocam, kendi cenahlarına İŞ çekiyorlar. İş çekiciler yani...

UTANMAZLARA BİR NİHAT HOCA YETER!


Saygılarımla...


Yusuf SEVİNGEN
Yorumlar (5)
yeloğlu 9 ay önce
Yazdıklarınızın çoğuna katılmakla birlikte madem din anlayışıyla ilgili bir yazı yazıyorsunuz yazıda alıntıladığınız sözün kime ait olduğunu da bir araştırıp yazsaydınız.ya.Sadede gelirsek yazınızdaki "Sizin dininiz size ,benim dini bana "sözü peygambere ait değildir Bu söz Allahın sözü yani ayettir.
Ümit 9 ay önce
belki özel mecedesiyle geçerken görmüştür
Orhan Ok 9 ay önce
hocadan sakladi ama Allah tan nasil saklayacak.
cengiz karaca 9 ay önce
güzel bir yazı
Anadolu isyanı 9 ay önce
Din adına yıllarca korkutularak büyütüldü nesiller, yalan söyleme ağzına biber sürerimle başladı, yalan söylemenin ahlaksızca birşey olduğu için kaçınmak gerektiğini değil de biberin acısından kaçınmayı din saydırdılar....
20
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30