"Üslûp diyorum üslûp, ne kadar önemli,

Zehri bala, balı zehre de dönüştürebiliyor bir anda...

Hayranım saygıyı elden bırakmadan, sözü incitmeden,ses tonunu yükseltmeden
kelimelerini seçerek konuşabilen insanlara...

Hayranım, haddini bilene..
Hadsizlik karşısında bozulmayana...

Olgunluk kimlikteki yaşın değil, kişinin kendisini nasıl yetiştirdiği ile alakalı bir şeydir...

İçindeki insan sevgisiyle,
Ya da insanlara duyduğu nefret ile ilgisi vardır ...

Yaş rakam meselesidir;

Yaşam ise doğumdan ölüme kadar saygıyı gerektirir...! "

18.yüzyıl Fransız bilim adamı ve düşünürü Buffon, “Le style est l’homme meme” demiş...

Ziya Paşa, bunu “Üslûbu beyan aynıyla insan” diye dilimize aktarınca, atasözü olmuş.

Mevlana da bu gerçeği şöyle belirtmiş:

“Testinin içinde ne varsa dışarıya o sızar.”

İnsan ne ise kişiliği nasılsa öyle konuşur, konuşma tarzı kendini dışarıya yansıtır.

Üslûbumuz bizi anlatır, bizi ifade eder ve bizi tanımlar.

Başka bir deyişle bizi biz yapan değerlerimizin dışa yansıma halidir.

Üslûp kişinin ta kendisidir.

Üslûbun çürükse; anlattığın gül, çiçek değildir.


Bir insanın kişiliği, karakteri, tarzı, değerleri, düşüncesine, düşünceleri de üslubuna yansır.”

Bir insanın üslubu, tarzı, onun kişiliğini oluşturan tüm öğelerin etkisiyle oluşur, biçimlenir.

Peki, genetik özelliklere ek olarak, bir insanı, onun kişiliğini oluşturan çevresel öğeler nelerdir?

Önce, aile ve aile terbiyesi.

Sonra mahalle, arkadaşlar.

Derken, okul, eğitim, orada aldığı terbiye.

Sonra iş hayatı ve işyerinde aldığı terbiye.

Bütün bu aşamalarla eş zamanlı olarak medya.

Ve yine her aşamayla eş zamanlı olarak “rol modelleri ;

Anne, baba, abla, ağabey, kardeş, akraba, arkadaş, öğretmen, amir, patron, sporcu,  edebiyatçı, sanatçı, bilim insanı, televizyon sunucusu, politikacısı...

Bir insan:

Nezaketsizse, terbiyesizse, ayrıca cahilse, ne bilmediğini bile bilmiyorsa, kaba sabaysa, üstelik de anlayışsızsa, saldırgansa ve kibirliyse...

Üslubu da:

Nezaketsiz, terbiyesiz, cahilce, kaba saba, anlayışsız, saldırgan ve kibirli olur.

Böyle anne babaların çocukları çok şanssızdır...

Böyle amirlerle, patronlarla çalışanlar çok şanssızdır...

Çünkü böyle çocukların da böyle çalışanların da böyle toplumların da önlerindeki bu tür olumsuz “rol modelleri” onların nazik, terbiyeli, kültürlü, zarif, anlayışlı, saygılı ve alçakgönüllü bir üslup sahibi olmalarını engeller.

Çevremizdeki beş kişinin ortalaması isek böyle kişilerle arkadaşlık etmemek, yakınlık kurmamak gerekir.

Çünkü eylemi betimleyen üsluptur diyor Tom Robbins.

Herkes duruşunu bozsa da sen bozma.

Herkes üslubunu bozsa da sen bozma.

Sana kötülük yapsalar da sen yapma.

Herkes kendine yakışanı yapar sakın unutma!

Bedirhan Gökçe ile bitiyor kelâm
Üslûbun kimliğindir, dostum vesselâm.

Erhan Ziya SANCAR