Birkaç gün önce MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli; “üniversiteye giriş sınavsız olmalı” diye bir teklif yapmasının ardından, bu konu Türkiye’de yeniden gündeme oturdu. 

Çünkü ben bu öneriyi 2002 de yayımlanan “Eğitimde Yeniden Yapılanma” kitabımda dile getirmiştim. 

O dönemde büyük bir dershane rantı ve onun yarattığı bir fırsat eşitsizliği mevcuttu. Bu teklifimi o zamanki azınlık hükümeti MEB yetkilileri; “ dershaneciler hükümeti yıkarlar” diye uygun bulmamıştı.  

Çoğu durumlar şimdi çok değişti. Şu an resmi olarak dershane baskısı yok. Üniversite sayısı, derslik ve kontenjan sayısı arttı. Teknoloji çok ilerledi. Artık uzaktan eğitim teknikleri pandamı döneminde çok tecrübe kazandı. Bundan dolayı sistem bu yükün altından kolayca kalkabilir. 

Ama hala dershaneye veya özel kurslara gidemeyenler üniversiteyi kazanamıyorlar. Yani fırsat eşitliği yine yok , 

O halde üniversiteye girişin sınavsız olması; en başta fırsat eşitliğini ortaya koyar, değişik adlarla merdiven altı çalışan dershaneler otomatikman kapanır. En önemlisi de ortaokul ve liselere bir ağırlık, bir disiplin gelir, okullar ve öğretmenler gerçek değerine kavuşurlar.  

Üniversiteye giriş sınavsız olsun demek, isteyen, istediği okula gitsin, demek değildir. Bunun için belli kıstaslar olacak, bazı bölümler için özel yetenek gerekecektir İsteyen herkes doktor, mühendis, eczacı olmayacak, fen bilimler başarısı ve not sıralaması ile uygun olanlar girebilecektir. 

SİSTEMİN TEMELİ, ORTAOKUL BİTERKEN YÖNLENDİRME İLE ATILACAK  

Bunun için, her öğrenciye ortaokul dönemi süresince gözlemler yapılacak, bitiş sırasında öğretmenler kurulunca bir yönlendirme belgesi verilecek. Böylelikle çocuğun sayısal mı, sözel mi, meslek mi, teknik mi konularından hangisine meyli olduğu tespit edilecek. Böylelikle LGS sınavı da otomatikman kalkmış olacak. 

Öğrenci bu yönlendirme çalışması ve okul notlarıyla okuyacağı lise belirlenmiş olacak. Bu aynı zamanda üniversitede okuyacağı bölümün de tercihi olacak. 

Lise bittiğinde de okul notları ile kendi bölümü ile ilgili üniversiteye tercih yapacak. Yani sayısal okumayan bir öğrenci doktor ,mühendis olmayacak. Sözel okumayan birisi hâkim, avukat, kaymakam olamayacak. Öğrenci lisede iken hangi fakültede okuyacağını bilecektir. 

Yapılması gereken en önemli hususlardan birisi de, sistemin iyi yürümesi için, üniversiteler yeniden yapılanmalı, bir üniversitede her dal yerine, yakın dallarda öğretim vermelidir. Söz gelimi mühendislikle ilgili Teknik Üniversite, tıp, eczacılık vb. dallarla ilgili sağlık bilimleri üniversitesi gibi. 

Lisede okuduğu bölümle ilgili okul notlarıyla üniversite bölümlerine tercihini yapmalı, öğrenci seçme sınavı yerine, okul notlarıyla öğrenciyi yerleştirme işlemi olmalıdır.  

Bunun için arz-talep dengesi ile ilgili MEB-YÖK her yıl bir planlama yapmalıdır.  

Esasen, üniversiteye girmek kolay, bitirmek zor olmalıdır. Okul biterken ise merkezi bir yeterlik sınavı ile olmalıdır. 

Her okulu bitiren; kendi alanında merkezi yeterlik sınavına girmeli, yeterliği veremeyenler; alanlarında çalıştırılmamalıdırlar. 

Şemsettin CERAN
“Eğitimde Yeniden Yapılanma” Kitabının Yazarı/ANKARA