Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı her yıldan farklı koronavirüs salgını yüzünden evde kutladık. Bayramları kutlamak için meydanlardan ziyade yüreklerde kutlanması gerekmektedir. Bu bayramı da yürekten kutladık. Devlet erkânın ulu önderin huzurunda başlayan tören illerde sınırlı şekilde kutlandı. Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanı Mustafa Şentop saat 21.00 da halkın balkonlarından istiklal marşı okumaya davet etti. Bu siyasetten öte milli birlik mesajıdır. Hangi siyasi düşünceye sahip olursan ol ulusal bir meselede tek yürek olmak şarttır. Bu günlerde siyasetten öte milli birlik ve beraberlik ruhunun tam olması gerekmektedir. Gün boyu yerel yönetimlere ait araçların çocuk şarkıları ile eşlik eden, sokağa çıkma yasağında olumlu bir yaklaşım sergilemesi anlamlı olduğu düşündüm. Bir milletin var oluşu sürecinde ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün tün dünya çocuklarına armağan ettiği bu bayram milli bir bayramdır. Bu bayram tüm ülkemizin ve milletimizin bayramıdır. Bu milli bayramlar ulusun tek yürek olmasına vesile olan her ne siyasi düşünceye sahip olsa da tek ülküsü vatan aşkı olanların bayramıdır. Hiçbir siyasi düşünce bu ulusal bayramı sahiplenmeye gücü yetmez çünkü bu bayramlar milletin manevi ve ulusal değeridir. Böyle ulusal bayramlarda yekvücut olmak milli birlik açısından son derece önemlidir.
Mahalle aralarında gün boyu süren yerel yönetimlerin yayınlarının 21.00 da istiklal marşı ile kesileceğini umuyorken, maalesef siyasi kisve altına girmiş kendilerini özgürlükçü betimleyen siyasi yapı istiklal marşı okunurken marş ve şarkılarına kesintisiz devam etmelerine hizipçilik dersek yalan olmaz. Halkın zaten sosyolojik açıdan duygusal birikime sahip olduğu bu dönemde böyle bir hizip yapmanın anlamı nedir. İstiklal Marşı bir Türk ulusun namusudur. Milli marş çalarken başka marş ve şarkı çalmak neyin tezahürüdür ne yapılmak isteniyor bir türlü anlam veremiyorum. Artık bu sevdadan vaz geçilmesi gerekir. İnsanları kutuplaştırmanın hiç kimseye bir faydası yoktur. Bu hizip işini çok seven siyasi düşünce bir türlü halk nazarında dikiş tutturamamış halkın manevi değerlerine adapte olamamış iktidardan uzak bir siyasi düşüncedir. Ülkenin bekasına asla sahip çıkma gibi dertleri olmayıp nerde de millet düşmanı insan veya siyasi düşünce varsa hep sahiplenmişlerdir. Maneviyattan bir haber olan bu düşünce sahibi kendin bilmez birkaç kişi mübarek ramazanın yaklaştığı bu dönemde içki duası yaparak halkın manevi değerleri ile dalga geçmişlerdir. Buradan hepsini eleştirmiyorum ama bir çürük incir bir çuval inciri bozduğunu söyleyebiliriz.
Milli birlik ve beraberliğin hat safhaya çıktığı milli bayramlarda olabildiğince bir birimizle kenetlenmeli milleti tefrikaya sokacak söylevlerden ve davranışlardan uzak durmak gerekir. Hele salgın gibi sancılı bir dönemden geçerken milli günlerde hizip yapıp sosyal patlama olması mı hesaplanıyor diyesim geliyor. Türk halkı her zaman vatanını milletini ve manevi değerlerine sahip çıkan bireylerden oluştuğu düşünüldüğünde yapılacak aykırı yaklaşım hiçbir siyasi düşünceye fayda getirmeyeceği apaçık ortadadır. Eğer ülkeyi yönetme gibi derdin yoksa amacın hizip ve huzur bozmaksa milli değerlere her zaman köstek olun bu halk asla bu düşünceye izin vermeyeceğini göreceksiniz.
Salgınla mücadele ederken on bir ayın sultanı Ramazanı Şerif de geldi. İnsanlara huzur barış ve paylaşmanın önemini en iyi şekilde anlatan günlere geldik. Rabbimizin bu ayda tüm kullarını af makamını kullanarak af edeceğini hepimiz biliyoruz. Paylaşmanın, birliğin ve beraberliğin anlamını daha çok anlayacağımız bu günlerde milli birlik duygusunun da perçinleneceği konusunda güvenim tamdır. Öncelikle şunu anlamalıyız din kimsenin uhdesinde değildir yalnızca Allaha mahsustur. Hiç kimsenin sahiplenme veya eleştirme lüksü yoktur. Kimsenin de din üzerinde siyaset yapıp sahiplenme veya kötüleme gibi bir gücü yoktur. Ancak kendilerini kandırırlar. Milletimiz her şeyi görüyor ve ona göre değerlendirme yapacağı muhakkaktır. Milletimiz milli değerler ve maneviyatına düşkündür. Bunu anlamak için yıllarını vermeye gerek yoktur. Sanırım anlamayan yıllarca aynı yerde kürek çeken siyasi düşünce bu düşünce yapısını değiştirmediği sürece iktidarı göremeyecektir.