Geçen hafta 12 milyon civarında çalışanı ilgilendiren asgari ücret, tarihte ilk defa ,tüm işverenlerin, işçilerin, hükümetin ortak uzlaşması sonucu %50 artırıldı. Vergiler de kaldırılınca asgari ücret net 5 bin TL oldu. 

Bu asgari ücrete milyonlar sevinirken, emekliler ve çalışanlar, kendilerine yapılacak artışın miktarı belli olmadığı için tedirgin bir bekleyişe geçtiler. 

Çünkü bu kesim de ,aynen asgari ücretliye yapılan artış gibi kendilerine de aynı oranda artış yapılması gerektiğini, aksi taktirde adaletsizlik olacağını, dirsek çürütenlerle, göz nuru dökmenin bir karşılığı olmamasının sosyal bir sorun yaşatacağını ifade etmektedirler. 

Çalışanların bu haklı talebinin yanında, devlete 30 yıl, kırk yıl hizmet etmiş emeklilerin büyük çoğunluğu ,şu an tespit edilen asgari ücretin altında maaş almaktadırlar. 

Bir de hiç geliri olmayan işsizler var. Onlar bırakın asgari ücreti, onun yarısına, hatta üçte birine bile razılar. Yeter ki karnını doyurabilecek bir işleri olsun. 

Ülkemizde döviz hareketliliği ve onun yarattığı enflasyon, stokçuluk , maalesef tüm dengeleri bozmakta; gün geçtikçe memurun, emeklinin ,çiftçinin, işçinin, esnafın kısacası tüm halkın belini bükmektedir. 

Bazıları faizlerin yüksek tutulmasıyla dövizin dizginleneceğini ,enflasyonun düşeceğini iddia etmektedirler. Bu seferde yatırım olmayacak, istihdam olmayacak, işsizlik artacaktır. Ayrıca ithalat artacak, üreticilerin emeği zayi olacaktır. 

Hükümet ise ,düşük faizle ; yatırımın, istihdamın, ihracatın artacağı, işsizliğin azalacağı, ithalatın azalacağı, bunun da üreticilerin ürünlerini ithalat baskısı olmadan, ayarında satılabilme imkânı sağlayacağını söylemekte ve uygulamaktadır. 

Bence dövizdeki spekülatif dalgalanma durdurulabilirse, uzun vadede düşük faiz politikası olumlu sonuç verebilir. 

Ayrıca enflasyon sadece bizim ülkemizde görülmüyor. Tüm dünyada küresel ekonomi ve pandeminin etkisiyle, daha önce küçük enflasyonun yaşandığı , Amerika, Almanya ,Fransa’da bile enflasyon oranı görülmemiş bir şekilde %7-8’e çıktı. 

En önemlisi ise, İki yılda bir memur ve emekli maaşlarını belirleyen toplu sözleşme görüşmelerinin, çoğunlukla çalışanların memnuniyetsizliği ile sonuçlanma sorunudur. 

Memur ve emeklilerin memnun etmek için, adaletli çözüm ,eşel mobil sistemidir. 

Eşel Mobil Sistemi, tüketicilerin satın alma gücünü koruyabilmek için, ücretlerin enflasyondaki artışı dikkate alarak kendiliğinden ayarlanmasına imkân sağlayan bir sistemdir. Böylece çalışanların ücret artışları için sözleşmelerle güncelleme yapmak yerine, ücret artışları otomatiğe bağlanmaktadır. 

Yani her yıl günlerce toplu sözleşme, toplu görüşme ile uğraşılmadan, enflasyon oranında, tüm çalışanlara, emeklilere, asgari ücretlilere, işçilere aynı oranda artış yapılmasıdır. Bunu Rahmetli Erbakan uygulamış ve çalışanlar çok memnun kalmıştı. 

Şimdi de aynı şekilde eşel mobil uygulanabilir.

Şemsettin CERAN 

Eğitimci- Araştırmacı/YAZAR