image (5)

 

Fotoğraf albümümü karıştırırken bu fotoğraf dikkatimi çekti. Çünkü bir hikâyesi vardı. 

2015 yılında bir yakınımın okuduğu okul olan, Almanya’da bir Gimnazyum Shule müdürü ile odasında çekildi. 

Fotoğrafa bakınca, İlk bakışta herkes boylarınız farklı diyecektir. Bu doğru. Benim boyum 1.75, onunki 2.05 cm civarında. Yani standart dışı olan Alman meslektaşımın boyudur. 

Diğer farklılıklardan birisi müdür odalarının döşemesidir. Alman meslektaşımın odası, gösterişten uzak,  asılı birkaç tablo. bir iki evrak dolabı, birkaç misafir sandalyesi, odadaki her şey mütevazı,  

Bizde müdür odaları çok gösterişlidir. Hatta bazıları genel müdür odalarından daha gösterişlidir. 

Müdür, kendi kahvesini kendi pişiriyor, masasını kendi temizliyor. Hizmetli yok. 

Okulda da sürekli hizmetli yok. Merkezi bir temizlik şirketi, okulları temizliyor. O şirket dersler bittikten sonra okulu temizleyip gidiyormuş. Akşama kadar öyle kalıyormuş.  

Bizim okullarımızda hemen hemen her okulda birden fazla hizmetli, mevcut. 

En önemli farklardan birisi de bizler kılık-kıyafete, şekle önem verirken, onlar da öğretmenler ve öğrenciler serbest kıyafetle okula geliyorlar. 

 Maaşıyla ilgili sorularıma hep kaçamak cevap verdi. Ülkedeki diğer memurlar ile yakın olduğunu söyledi.. 

Bizim ülkemizde pek çok memurun, öğretmenlerden fazla maaş aldığı da bir gerçek. … 

Yetiştirdiklerinin hepsinden azdır maaşı 

Yaşarken hiçbir zaman bitmez telaşı 

Öldüğü zaman anılır “sıradan” bir kişi …diye   

Onurunla Çalıştın Sevgili Hocam “ şiirimde bu konuyu dile getirmiştim. 

 “Müdür Bey, sizin sadece kendi ülkesinde değil, dünyada sözü dinlenen, bir Başbakanınız var. Eğitime çok destek oluyor. Ben gözümle gördüm. Son birkaç yıl içerisinde ülkeniz çok gelişti. Okullar, akıllı tahtalarla donandı... Okulların istekleri karşılanıyor. Bizde böyle değil. Bir sürü şeyler istedim, çoğu karşılanmadı. Ben birkaç defa Türkiye’ye gittim. Her gittiğimde ülkenizi ve okullarını farklı gördüm, çoğu yönüyle,  bizimkilerden daha iyi. Türkiye’ye tekrar gitmek isterim. 

Bir Alman meslektaşımdan böyle sözler duymak, ülkemiz adına gurur verici. 

Almanya’da yeni yapılmış bir okul görmedim. Her sınıfta akıllı tahta yok, Bizde ise hızlı şehirleşme sonucu olsa gerek çok yeni okul yapıldı. Her öğrenciye tablet verildi.. 

 Alman meslektaşımın, farklı bir yönü de yabancılara karşı biraz önyargılı davranmasıydı. Türkiye’yi gördükten sonra ülkemizle ilgili.3.Dünya ülkesi algısı değişmiş..Daha önce randevulu görüşeceğini söyleyen aynı müdür, şimdi kolumdan tutarak odasına kahve ikram etmeye davet etmesi, ülkemizin gelişmişliği ile ilgilidir. 

Bizim ülkemizdeki müdürler, ise, ırkı, rengi, ırkı ne olursa olsun, tüm herkese önyargısız davranır. Suriyeli, Iraklı, Afgan velilerimiz, kendi soydaşlarından farkı yok. 

 Mevkidaşımla güya İngilizce konuşmaya başladık, Birkaç cümle sonra söylenenleri anlamayınca, yakınım tercüman olarak aramıza girdi. Onlar ana dili gibi İngilizce konuşuyorlar. Biz de çoğu müdürlerimiz konuşacak kadar bir yabancı dil bilmiyorlar. 

Yıllar önce yeni müdür yardımcım göreve başladığı gün, “müdürüm, sizin koltuktan,  masadan bana da alın”, demişti. Bende ona;” sen koltuk için mi, yoksa hizmet etmek için mi yönetici oldun”,demiştim.  

Bizdeki idarecilik çoğunlukla bir hizmet ve saygınlık kazanma arzusuyla, fazladan pek bir ücreti olmadan, fedakârca yapılır. Bunun yanında kart vizite unvan yazdırmak, siyasi ikbale zemin hazırlamak için yapanlar da vardır.  

 Hangi ülkede olursa olsun, okul müdürlüğü, sorumluluk isteyen, onurlu bir görevdir. 

Şemsettin CERAN 

Eğitimci-Araştırmacı/YAZAR-ANKARA