Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinin yönetim hususunda ortaya çıkan çekişmeler devleti her zaman zaafa uğratmıştır.

Yıldırım Beyazıt Han’ın Ankara Savaşında yenilmesi sonucu oğulları arasında baş gösteren taht kavgası devleti zaafa uğratarak fetret devri olarak adlandırılan bir dönemi beraberinde getirmiştir.

Balkan savaşında ordu içerisinde ittihatçı ve saltanatçı olarak gruplaşan askeri üst kademe arasındaki çekişme ağır bir yenilgiye yol açmıştır.

Devlet yönetiminin üst kademeleri arasındaki dayanışma ve istişare eksikliği ağır bir faturadır. Bunun zararını da en çok halk çeker.

Bunun tam tersi olan durumlar da tarihimizde yaşanmıştır. Bu birlikteliğin adı Tuğrul ve Çağrı Beylerdir.

Tuğrul ve Çağrı Beyler dayanışması ve istişaresi Çin, Moğol, Bizans, Memlük ve Gazneliler arasında sıkışıp kalan bir millete yeni bir devlet, İslam’ın sancaktarı olma gibi şerefli bir unvan ve kendisinden sonra kurulacak olan cihan devletinin doğup kök salacağı yeni bir yurt getirmiştir.

Tuğrul ve Çağrı Beylerin birlikteliğine benzer bir birlikteliği şuan sayın cumhurbaşkanımız ile sayın başbakanımız arasında görmekteyiz. Devletin tepesindeki bu dayanışma ve istişare içinde bulunduğumuz bu zor günleri inşallah aşmamızı sağlayacaktır. Ülkede olan siyasi istikrar ve geleceğe yönelmiş politikalarla inşallah yeniden cihan devleti olma yönünde büyük umutları uyandırmıştır.

Yaşadığımız süreçte devletin tepe noktası birlikte hareket ederken, özelikle de büyük proje ve yatırımların açılışlarında birlikte olurken birileri devletin tepe noktasında ısrarla çekişmenin olduğunu yazmakta bu yönde bir algı operasyonu yapmaktadır.

Öyle olmadığını bildiğimiz halde yine de şu hususun etraflıca analiz edilmesi gereklidir. Devletin tepe noktasında oluşabilecek bir çekişmenin sonucunda ortaya çıkacak istikrarsızlıktan kim ya da kimler nemalanır? Bunun kimlere nasıl bir getirisi olur?

Muhtemel yanıtları prova edersek öncelikle bunun sonucundan en çok terörü bu topraklardan silip atmayı hedefleyen operasyonlar olumsuz etkilenir. Bundan da en çok terör örgütü ve yandaşları nemalanır.

Savunma sanayimizin millileştirilmesine yönelik büyük projeler sekteye uğrayabilir buda bizim yakın ve uzak coğrafyamızdaki caydırıcılığımızı azaltır ki buna da en çok yanı başımızda mantar gibi boy gösteren PYD/DAİŞ gibi terör örgütleri sevinir.

Devlet zayıflarsa ümmet coğrafyasının mazlum insanlarının umutları başka bir bahara kalır.

Oysa devir yeniden cihan devleti olma yönünde umutlarımızı canlı tutma zamanıdır. Dayanışma ve istişare zamanıdır. Aramızdan fitne ve fesadı söküp atma yeniden kucaklaşma zamanıdır.

Tarihimizde şahit olduğumuz Tuğrul ve Çağrı Beyler birlikteliği bize nasıl yeni bir devlet, yeni bir unvan ve yeni bir yurt kazandırdıysa, Erdoğan ve Davutoğlu Beyler birlikteliği de yeniden cihan devleti olma yönündeki umutlarımızı canlandırmıştır.

Tarih, bu birlikteliği yeni nesillere inşallah aktaracak ve sadece bizim değil tüm ümmet coğrafyasının beklediği ulu çınar Anadolu’dan tüm dünyaya adalet, huzur ve güven getirecektir.

Ahmet Turan Ulutaş
Kamuajans.com - özel haber