Kamu İşveren Heyeti’nin bileşeni bakanlıkların kendi sorumluluk alanlarındaki değerlendirmeleri devam ediyor. İlan edilen toplu sözleşme takvimine göre bu hafta çok kritik. Memur-Sen’e bağlı yetkili sendikaların muhatabı bakanlıkların talep kabul, müzakere tasnifi ardından nihai müzakere ile hizmet kollarının toplu sözleşme süreci teknik boyutta nihayetlenmiş olacak. Toplu sözleşmenin tüm memurları ilgilendiren boyutunda ise Memur-Sen’in taleplerini incelediğimizde kamuoyunda genel kabul ‘makul talepler’ olduğudur. 

Taleplere baktığımızda, ilk dikkat çeken husus ‘seyyanen zam.’ 600 TL’lik seyyanen bir zam talep edilmiş ki, bu zammın hizmetliye de 600 TL, genel müdüre de 600 TL olması, en az maaş alan memur ile en çok maaş alan arasındaki makası daraltarak gelir dağılımında adaleti tesis eden bir işlevi olmasını önemsiyoruz. Bu yıl Memur-Sen’in taleplerinde dikkat çeken bir diğer husus da hükûmet ve Hazine ve Maliye Bakanlığı, memur maaşlarını hedeflenen enflasyonu referans kabul ederek planlarken, memurların ve emeklilerinin gerçekleşen enflasyonun maaşlarda meydana getirdiği aşınmayı dikkate alan bir talep oluşturması arasındaki çatışmaya makul bir çözüm üretebilmesidir. 

Memur-Sen’in çözümü, bir çeşit eşel-mobil diyebileceğimiz modele refah payını entegre eden bir model. Toplu sözleşmede verilen zam enflasyonun altında kaldığında farkın telafisi ise genel uygulama idi ve teamülleşmişti. Ancak teamülleşen bu durum toplu sözleşme masasını değersizleştirmekle kalmamış, Türkiye İstatistik Kurumu’nu memur maaşlarının belirleyicisi hâline getirmiştir. Bu durum da, memur sendikacılığı için çok ciddi komplikasyonlara neden olabilecek bir risktir. Memur-Sen, gerçekleşen enflasyon artı 2022 için yüzde 3, 2023 için yüzde 3 olmak üzere refah payı talebi ile hem toplu sözleşme masasının itibarsızlaştırma sürecine dur demiş hem de masayı değerli kılacak çok nitelikli bir talepte bulunmuştur. Kamu İşveren Heyeti’nin ve siyasi iradenin bigâne kalmayacağını umut ediyorum. 

3600 ek gösterge talebinin ise memur yaş ortalamasının arttığı gerçeğinde emekliliğe özendirecek bir talep olup, kamuda istihdamda tıkanmayı aşma potansiyeline sahiptir. Gençlerin istihdam imkânını artıracaktır. Memur-Sen’in sosyal yardımlarla ilgili talepleri de dikkat çekicidir. Anayasada devleti tanımlayan ‘sosyal devlet’ ilkesini Memur-Sen’in ne kadar içselleştirdiğini bu talep listesinde görebiliyoruz. 

Sonuç olarak, Memur-Sen’in taleplerini, çalışanlarımıza daha yüksek ücret talep ederken, çatışmacı bir anlayışla ülke pastasından daha çok pay kapma ekseninde değil, hak ekseninde yapılandırıyor ve ‘Hakkımızı, ülkenin artan millî gelirinden hakkımız olan payı istiyoruz’ diyor. Bunu derken de bu talebini gelir dağılımındaki adaletsizliği giderecek şekilde ‘yüksek gelir gruplarına daha düşük, düşük gelir gruplarına daha yüksek oranlı’ artışları talep ederek sosyal adaleti temin edecek bir formda yapılandırıyor. Çünkü ‘sıfır faiz politikası’ ile beraber ‘adil ücret’ talebinin gelir dağılımındaki adaletsizliği giderecek en iyi enstrüman olduğunu biliyoruz. 

Özetle, gelir dağılımında adaletin tesisi için emeği desteklemek tek seçenektir ve bu siyasal bir karardır. Demokrasinin eşit ve genel oy prensibi kadar siyasal bir karardır. Toplu sözleşme masasında emeği desteklemek, adil gelir dağılımını sağlamakla kalmayacak siyasal istikrarı da tesis edecektir. Bu nedenle, görüşmeleri devam etmekte olan 6. Dönem Toplu Sözleşme bir fırsattır, siyasi irade 2023 vizyonunda bu fırsatı değerlendirmelidir. 

Eğitim-Bir-Sen Konya 2 nolu Şube Başkanı Şenol Metin