Tarafız!
Tarafsınız!
İmandan ya da küfürden,
İzzetten ya da zilletten,
Aydınlıktan ya da karanlıktan,
Musa'dan ya da Firavun'dan...
 
Tarafız;
Kadim medeniyet değerlerimizi sahiplenerek özümüze dönmekten tarafız,
Milli iradeden, özgürlüklerden yana tarafız,
vesayetçilete, darbecilere, paralelcilere, siyonistlere, emperyalistlere, işbirlikçi örgütlerine, taşeron medyacılara, katillere karşı mazlumlardan, mağdurlardan, milletten yana tarafız.
Biz;
bütün gündelik kaygıları, politik hesapları bir kenara bırakarak;
özgürlüğümüzün, bağımsızlığımızın, milletimizin, onurun ve medeniyet değerlerimizin yanında tarafımızı belirlemiş durumdayız. 
Bu tarafımızın elbette bir bedeli de olabilir. Ama ötelerin ötesindeki mutluluğu düşünmek, bizi bu bedeli seve seve ödemeye motive etmektedir. Ümmet coğrafyası,  ülke ve millet kazanacaksa biz kaybetmeye hazırız. İnsani ve İslami meselelerin olduğu bir yerde ve zamanda bütün davalar, bütün hesaplar geriye bırakılır. 
İslam coğrafyasına, ülkemize ve milletimize kazandırmak için tercihimiz, istikrarlı Büyük ve Güçlü Türkiye olacaktır. 
Yaptığımız tercih, insanlığı sömüren siyonist küresel çeteyi ve millete kumpas kuran/ihanet eden örgütü, neredeyse tüm emperyalistlerin kucağına oturmuş 40 yılı aşkındır kan dökmeye devam eden taşeron terör örgütünü/partisini, millete ve milletin değerlerine düşman örümcek kafalı yobazları değil, mazlumları, mağdurları, çaresizleri mutlu edecek inşallah…
'One Minute' çıkışıyla Siyonizm'e ve katil İsrail'e had bildirenlere; 
"hissiyatımıza tercüman oldunuz,
birlikteyiz" demekten yorulmayacağız.
*      *      *
Biz, milletimizin, ülkemizin, ümmetin ve insanlığa huzur ve güven verecek duruşumuzdan hiç vazgeçmedik. Hiç vazgeçmeyeceğiz. Tarafımız hep net ve necip milletimizin, ümmetin, mazlum ve mağdurların yanı olacaktır. Gönül coğrafyamızın, kan ve zulme garkolmuş mazlumların beklentisine hiç kulak tıkamadık, hiçbir zaman sırt dönmedik/dönmeyeceğiz.
"Dünya Beşten Büyüktür"  haykırışını hissiyatımızın ve isyanımızın ifadesi olarak gördük, görmeye devam edeceğiz. 
Mısır'daki ihvan'a;
Arakan'da kamplara izole edilmiş Müslümanlara;
Gazze'ye, Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya,
Doğu Türkistan'a, Atayurdumuz Türkmen ellerine (Orta Asya’ya),
Bosna, Kosova, Makedonya, 
Suriye Şam'a, Irak Bağdat'a, Yemen San'a'ya,
Pakistan, Bangladeş, Afganistan'a,
Libya, Somali, Afrika’ya
umut olmak için “istikrar” devam etmelidir.
Mescid-i Aksa'da şehit edilen enç kız Hedil-El Heşlemun'un,
Suriye'de Esed canisinin misket bombalarıyla ölen çocukların, 
Bangladeş’te Abdulkadir Molla ve Kamaru’z-zaman ları idam eden işbirlikçi rejimlerin,
sahile vuran Aylan Bebeklerin olmadığı "adil bir dünya" için Güçlü ve Büyük Türkiye şarttır ve istikrar devam etmelidir.
Merhamet yürekli Yasin Börü'ler, Aytaç Baran'lar ölmesin, 
Beyaz Toros'lar geri dönmesin, faili-meçhuller olmasın,
Güngören, Reyhanlı, Suruç- Diyarbakır ve Ankara'daki Gar tezgâhlarıyla millete diz çöktürülmesin diye “İstikrar” mutlaka devam etmelidir.
İşte bunlar için YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE diyoruz/diyeceğiz/demeliyiz!...