Öğretmenlik Meslek Kanunu çıktı, ama tartışması  devam ediyor. Bu da çok normal.

Çünkü bir milyonun üstünde öğretmeni ilgilendiriyor. Herkesin farklı görüşleri olabilir. Bana göre ana hatlarıyla, bir mesleğin statüsünü belirlemesi açısından çok olumlu buluyorum.60 Yıldır bu konu hep dile getirilirdi. En başta öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi, özellikle emeklilikte ve emeklilik ikramiyesinde, yine kariyer basamaklarının kazanılması ile maaşlara eklenecek ek tazminatlar da çok önemlidir. Bu kariyerler ,öğretmenler arasında rekabet ortamı da .oluşturacaktır. 

Bana göre birçok maddede farklı fikirler olmasına rağmen onlarda kolayca ortak bir noktada uzlaşılabilir, ama en çok tartışma, mevcut yöneticilerin durumu, uzman öğretmen, başöğretmenlerin yönetici olarak atanması veya atanmaması konusunda , yani müdürün kimler olacağı konusunda yaşanacaktır. O düğümde  MEB’in kamuoyu gündemine sunduğu,yönetmelik taslağına iletilen önerilerle bir noktaya varılailir. Bu yüzden herkes bu konudaki önerilerini MEB’e sunmalıdır. 

Bu yönetmelikle mevcut yönetici atama yönetmeliği işlevini yitirebilir. 

180 saatlik eğitim sonunda yapılacak sınavla uzman öğretmen ve on yıl sonrada aynı şekilde yapılacak eğitimden sonra başöğretmen ünvanını alan birisinin düz öğretmen olarak devam etmesi veya bunlar varken okul müdürünün bir kariyere sahip olmayan birisi olması , çok sıkıntı yaratır.Uzman öğretmenin veya başöğretmenin olduğu bir yerde düz öğretmenin müdür olması okullarda huzursuzluk yaratabilir. Bunun için bu ünvanlar için yapılacak sınavlar ve kazanılacak yeni statüler yönetici atama sınavı yerine geçebilir.Silsilenin ilk adımı da böylelikle atılmış olur. 

Silsilenin olduğu mesleklerde ,sıralama olası sorunları ortadan kaldırıyor.Askerlikte bir üstün olduğu yerde bir astın komuta etmemesi, üniversitelerde  profosör varken doçentin rektör,ya da dekan olmaması kurumda iç huzuru sağlamaktadır.  

Meslek kanunları olan  mesleklerde uygulama nasılsa ,öğretmenlikte de aynı uygulama gelmesi gerekir. Silsile uygulanan yerlerde memnuniyetsizlik olmaz.. 

Yirmi beş yıl öğretmen ve idarecilikten sonra, yol ve yemek sorunu olmasın  diye  evimin yanındaki okula öğretmen olarak gelmiştim. Okul müdürü, daha önce yöneticilik yapmamış genç biriydi. Olaylara sadece ego açısından bakıyordu. Bunun yanında, teamülleri umursamıyordu..Sonunda okulu  ben yönetiyorum, diyerek kestirip atıyordu.

.Bundan dolayı bir çatışma ortamı oluştu.Bu sebeple tecrübeli öğretmenler ve eskiden yöneticilik yapmış öğretmenler ,mecburen  başka yerlere gitmek zorunda kaldı.Kıdem yüzünden bu sorun yaşanmışsa,üst kariyer yönünden haydi yaşanır. 

Çözüm olarak kazanılan uzman öğretmenlik ve başöğretmenlikle unvanlarıyla beraber, bir de yönetim kademesi görevi otomatik olarak verilmelidir. 

Mevcut yöneticiler de ,süreleri dolana kadar görevlerini tamamlamaları , bu arada uzman ya da başöğretmen ünvanı kazanmaları halinde ,bir üst görev olan ilçe milli eğitim, ilmilli eğitim şube veya müdürü olarak geçişleri yapılmalıdır. 

İlçe, İl müdürleri de silsile ile bir üst göreve geçirilmeli , silsile yöntemi Genel Müdüre kadar uzanmalıdır. 

 

Şemsettin CERAN 

Eğitimci-Araştırmacı-Yazar-ANAKARA 

“Eğitimde Yeniden Yapılanma” Kitabının yazarı