05.02.2020, 00:01

Tahta Divan

“–Geldik Efendim”

Şoförün sesi ile irkildi birden.

Arka koltukta daldığı düşüncelerinden vaktin nasılda geçtiğini fark etmemişti… Şoför arabanın kapısını açınca yüzüne çarpan sonbahar rüzgarı ile daha bir kendine gelir oldu…

“-Hava serin efendim, paltonuzu alsanız iyi olur…”

Yüzünde bir tebessüm oluşuverdi… Seviyordu bu çocuğun düşünceli, naif hallerini… Minnetle baktı yüzüne ve uzatılan paltoyu geçirdi sırtına…

Dışarı çıkınca daha bir sert hisseder oldu rüzgarı…

“-E tabi yaşlılıkta var” dedi kendi kendine…

Kışın ortasında incecik gömleklerle dolaştığı delikanlılık dönemlerini hatırlayarak.

“-Hiç değişmemiş” diye mırıldandı meydana bakarak… Şoföre dönüp

“-Sen beni burada bekle evlat” dedi…

Ağır adımlarla ilerledi havayı içine çekerek… Sanki azıcık hızlı yürüse etrafta olan biten her şeyi incelemekten eski günleri yad etmekten yoksun kalacakmış düşüncesiyle…

Meydandaki kahve, ağaçlar yerli yerinde duruyordu… Kahvenin bahçesine girdi, sararmaya, yerlere düşmeye başlayan çınar ağacının yapraklarına derin bir iç çekişi ile şöyle bir göz attı.

Kahvenin çırağı “buyurun beyim” diyerek zengin bir müşterinin gelişinin verdiği memnuniyetle karşıladı onu…
Soğuk havaya rağmen dışarda oturmak istedi.

“-Bana bir kahve, şekersiz olsun” dedi… Yılların getirisiydi kendisine şeker hastalığı… Bu yüzdendi kahveyi şekersiz içişi…

Çırak koşar adımlarla girdi kahveye…

Soğuk havayı unutmuş babasının her zaman oturduğu masaya oturmuştu bile… Kahvenin önünden geçen çocuklara ilişti bir an gözü… Kendi çocukluğu geldi gözünün önüne, Annesinin, “Yemek hazır, hadi babanızı çağırın” deyişini, kendisinin ve abisinin koşarak kahvenin önüne gelişini ve bir sevinç babalarını çağırışını…

“-Buyur beyim kahven şekersiz…”

Koca bir yudum aldı kahveden derin bir oh çekti… Mekanlar değişmemiş ama insanlar çoktan değişmişti. Köydeki insan sayısı gittikçe azalmış evlerde sadece yaşlılar kalmıştı… Kahvesinden son yudumu aldı ve içeriye doğru ilerledi…

Tanıdık bir kaç yüz aradı gözleri… Bir köşede hararetle şehirdekilerin muhabbetini yapan adamlara doğru yöneldi… Dert yanıyordu yaşlı adam diğerine ‘’Giden gelmiyor arkadaş, şehrin hareketine ayak uyduran buraları toprağını unutuyor’’… Biran kendinden utandı adam. Ne uzun yıllar olmuştu buralara gelmeyeli… Olduğu yerde durdu selam vermeye utandı… Kahveciye yöneldi kahve parasını ve dolgun bir bahşiş bıraktı… Çocuğun gözlerindeki sevincin tarifi yok, adam geriye dönüp hızla uzaklaştı kahveden…

Nasılda utanmıştı… İhmalkarlığı yüzüne vurulmuştu sanki… O kadar uzun yıllar olmuştu ki köyüne uğramayalı. Hep iş güç önceliği olmuş, kendini de çocukluğunun geçtiği yılları yerleri de ihmal etmişti…

Evin yolunu bulabilecek miydi acaba? Yokuşun başına geldiğinde zar zor nefes aldığını hissetti… Hem yaşlılık hem de yaşadığı heyecan onu yormuştu… Titreyen elleri ile cebindeki anahtarı aramaya koyuldu… Tahta kapının kocaman anahtarını çıkarıp anahtar deliğine yerleştirdi…

Birden gülmeye başladı gözlerine yaşlar dolarak… Ne zaman abisi ile bu kapının önüne gelse birbiriyle kavga ederlerdi kapıyı kimin açacağı konusunda…

Avluya açılan kapıdan içeri girdi… Avlu sararan yerlere düşen yapraklarla dolmuş, avlunun ortasında bulunan kuyu bakımsızlıktan mahvolmuştu…

Eve doğru yöneldi… Annesinin özenle yemekler pişirdiği ocak örümcek ağına dönmüştü… Ailece bu ocağın önüne oturup yer sofrasında keyifle yerlerdi yemekleri… Babasının anlattığı yokluk hikayelerini dinleyerek geçerdi akşamları…

Babasının her akşam oturduğu divan çarptı gözüne birden…

Evde herkesin sözleşmişçesine uzak durduğu sadece babasının oturduğu o asırlık divan…

Günlerdir uykusuz geçirdiği günlerin verdiği baş ağrısının daha bir şiddetlendiğini hissetti… Abisi ile kaldıkları odanın kapısından içeri girerken duvarda asılı olan sararmış resmi görüp bir ah daha çekti derinden…
İki divan vardı odada karşılıklı…

Hep kavga ederlerdi camın önündeki divan için… Sabahlara kadar sohbet ederlerdi bu tahta divanlarda… Baş ağrısı daha bir şiddetlendi, gözlerinin yandığını hissetti… Bu defa tam karşısındaki divana ilişip şöyle bir uzandı… Kuş tüyü yataklarda geçirdiği uykusuz geceleri düşünerek kapatıverdi gözlerini…

Büyükşehirlerin şaşalı hayatlarına kapılıp, memleketini, köyünü ve birçok değerini unutmaya başlamış olan hepimize…

Yorumlar (0)
11
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 33 71
2. Fenerbahçe 34 69
3. Galatasaray 33 65
4. Trabzonspor 34 59
5. Alanyaspor 34 52
6. Gaziantep FK 33 51
7. Hatayspor 33 50
8. Sivasspor 33 50
9. Karagümrük 33 49
10. Göztepe 34 46
11. Antalyaspor 34 42
12. Konyaspor 33 41
13. Rizespor 33 39
14. Malatyaspor 33 37
15. Ankaragücü 33 37
16. Kasımpaşa 34 37
17. Kayserispor 33 34
18. Başakşehir 33 33
19. Erzurumspor 34 31
20. Gençlerbirliği 33 31
21. Denizlispor 33 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 31 61
4. Altay 31 57
5. İstanbulspor 31 57
6. Altınordu 31 53
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Ümraniye 31 47
9. Tuzlaspor 31 47
10. Bursaspor 31 43
11. Bandırmaspor 31 39
12. Boluspor 31 38
13. Balıkesirspor 31 35
14. Adanaspor 31 34
15. Menemenspor 31 31
16. Akhisar Bld.Spor 31 26
17. Ankaraspor 31 23
18. Eskişehirspor 31 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 32 66
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 32 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 32 53
7. Tottenham 32 50
8. Everton 31 49
9. Arsenal 32 46
10. Leeds United 32 46
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 31 33
17. Burnley 32 33
18. Fulham 33 27
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 31 70
2. Real Madrid 31 67
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 31 64
5. Villarreal 31 49
6. Real Betis 31 48
7. Real Sociedad 31 47
8. Granada 30 39
9. Levante 31 38
10. Celta de Vigo 31 38
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Osasuna 31 37
13. Cádiz 31 36
14. Valencia 31 35
15. Getafe 31 31
16. Deportivo Alaves 31 27
17. Huesca 31 27
18. Real Valladolid 30 27
19. Elche 31 26
20. Eibar 31 23