Meşhur bir şarkı var ya; “Tadı yok, sensiz geçen, ne baharın ne yazın, Kalmadı tesellisi, ne şarkının ne sazın.” 

     Evet, meşhur koronavirüsü çıkalı,  ilan edilen pandemi yüzünden dünyada yaşayan herkesin kimyası, fiziği, biyolojisi bozuldu. Ölüm korkusu her şeyin önüne geçti. Dünyada korona yüzünden ölü sayısı iki buçuk milyona yaklaştı.. 

    Ne gezmenin tadı, ne yemenin tuzu, ne paylaşmanın amacı kaldı. Hepsini endişe içerisinde yapar olduk. HES hayatımızın şifresi oldu. 

    Hani bir söz var ya; “Mutluluklar paylaştıkça artar, üzüntüler paylaştıkça azalır.” 

     Maalesef ne cenazelerimizi birlikte kaldırabiliyoruz, ne de düğünlerimizi birlikte yapabiliyoruz. Koronavirüs  sevinçlerimizi de paylaştırmadı, üzüntülerimizi de birlikte yaşatmadı.. 

   Milli hasletlerimiz olan dini bayramlarımızı, camiye gidip ibadetlerimizi de huşu içerisinde yapamadık. 

    Ağız tadı deyince, ailenin tümü bir araya gelip, ağız tadıyla ne yemeğini yiyebiliyor, ne de görüşebiliyor. Onu da bir tarafa bırakalım, dışarıdan kendine ait gelen yemeği bile, virüs korkusu yüzünden huzurlu yiyemiyoruz. 

    Yaşlılarımız eve kapandı, gençlerimiz eve kapandı, geriye sadece orta yaş gurubu kaldı. Ama onlarda yaşlılarla ve gençlerle iç içe olduğu için, bu sefer de virüsü onlar getirdi. 

   Okullar kapatıldı, uzaktan eğitim başladı. Meslektaşlarımız kamuoyunun yatıyorlar algısına rağmen, yüz yüze eğitimden daha çok yoruldu. Ne öğretmenler, ne öğrenciler, ne de veliler bu durumdan memnun kaldılar. 

  Sinemalar, tiyatrolar,  salonlar, kahvehaneler kapatıldı, sokaklar kapatıldı. Buralarda çalışanlar işsiz kaldı. İnsanlar evlerinde virüsten korunalım derken, birbirinin kafasını yemeye başladılar. 

  .En önemlisi sağlık personelimiz canları pahasına bu virüsü tedavi etmeye devam etmekteler. Güvenlik güçlerimiz de, 24 saat kısıtlamaları ihlal edenlere karşı görev yapıyor. 

  Bir yıldır, mevsimler, aylar, haftalar, günlerin birbirinden farkı kalmadı. Kış geldi fark edemedik, bahar geldi çiçekleri doyasıya koklayamadık, yaz oldu doğru düzgün tatil yapamadık. Farkında olmadığımız tabiat ve yine farkında olamadığımız özgürlük ne kadar bir anlam kazandı. 

   Günlük çalışma çarkı kısmen döndü. En önemlisi tarımda üretim aynen devam etti. Burada da karaborsacılar ortaya çıktı. Pandemiyi bahane ederek, hava şartlarını bahane ederek, istifledikleri ürünleri fahiş fiyatla satmaya devam ediyorlar. 

  Aşılar imdadımıza yetişti. İnşallah yılsonuna kadar herkese yetecek aşı bulunur, dünyada herkese yapılırsa ümit ufukta sayılır. 

  Aksi durumda bir kişi bile aşı yaptırmasa, bir kişi bile hasta olsa, dünya tehlikede demektir. Malum bu mikrop, bir kişiden dünyaya yayıldı. 

  Bu durumda aşı olamamak demek, tüm dünya ölsün, kimse benim umurumda değil demektir. 

   Aşımızı olalım, sevdiklerimizle içten sarılalım, her şeye de yeniden tat gelsin. 

   

 Şemsettin CERAN 

Araştırmacı-Eğitimci-YAZAR 

[email protected]