Dolardaki yükseliş ile peş peşe gelen zamlar, memurun belini iyice büktü.

Hele hele öğretmen maaşları, zam oranları revize edilmezse enflasyon karşısında ezilecek de ezilecek.

Zam oranları revizyonu konuşuluyor konuşulmasına ama bir türlü öğretmenlerin maaşlarına yansıyacak noktaya gelemedi henüz.

Ağzı olan herkes memur maaşının revizyona ihtiyaç duyduğundan dem vuruyor, bunun edebiyatını yapıyor hatta memur maaşına zamlar yapıldığına ilişkin masallar anlatılıyor.

Gelin görün ki tüm anlatılanlardan sonra memur, bordrosunda bir değişiklik görmüyor.

Bordro aynı brüt aynı kesinti aynı net öylece duruyor.

Aynı hamam aynı tas misali...

Eeee bu durumda olan memura oluyor yine ve memurun inancı da güveni de giderek yok oluyor.

Hem işverene hem sendikalara...

Bizler de hazır ve nazır maaşlara zammın gelmesini bekliyoruz.

Gelsin ki herkes gibi bizler de sevinelim.

Lakin bu zamlar zannedersem uçakla gelmiyor, kağnıyla geliyor.

Hal böyle olunca biraz bekletecek herkesi.

Maaş bordrolarını da ağaç edeceğe benziyor.

Gelin görün ki memur maaşına yapılacak zammın, bir tek davul zurna eksik, son 1 aydır ilanı yapılıyor. Ha geldi gelecek. İstim üstünde sanki mübarek valla. Zamların eli kulağında...

Yani dememiz o ki maaşa zam ilanı önden geliyor.

Zammın kendisi ise arkadan ağır ağır teşrif ediyor, siz dağ sanıyorsunuz gelen fare çıkıyor.

Dağ fare doğurmuş oluyor böylece.

Herkes şaşırıp kalakalıyor.

Evet, yukarıda da ifade ettiğimiz üzere öğretmenler de bilhassa son aylarda maaşı eriyen memur grubunda...

Öyle ki öğretmenler, maaşlarını soran kişilere kestirmeden ‘asgari ücret’ diye yanıtlayacaklar neredeyse. Bunun esprisi bile yapılıyor, acı acı...

Eğitim hizmet kolundaki sendikalar da durum tespiti yapmalarına karşın bir türlü ciddi eylemlerde bulunamıyorlar.

Onlar da işin edebiyatında ve masalında...

Girişim ile hükümet erkanına teşekkür sarkacında çocuklar gibi sallanarak etekleri zil çalıyor.

Dostlar alışverişte görsün, izlenimi ile algı çalışması peşindeler...

Birbirilerine de atıp tutmaktan geri kalmıyorlar.

Sanki hak savaşçıları mübarekler...

Yavaş olun yahu...

Birbirinize değil, hakkı söküp alacağınız tarafa karşı atıp tutmalısınız.

Halbuki herkesin uzlaştığı yer öğretmenin maaşında ciddi bir artışın zorunluluk olduğudur.

Buradan hükümete ağız ve eylem birliği ile yüklenilebilinir.

Bir olursanız sonuç bile alabilirsiniz.

Yalnız bizim sendikalar bir olmuyor, iri olmuyor, hep birlikte öğretmen haklarını savunmuyor.

Üzgünüm halbuki çok isterdim.

Nerdeee?

Boş hayal bizimkisi...

Eğtim sendikaları ilk etapta bu konu üzerinden öğretmenlerin algıları ile oynayarak kendilerine üye devşirme derdine düşmüşler çoktan.

Neyse ki Eğitim İş 29 Aralık’ta iş bırakma eyleminde bulunulacağını duyurdu.

Herkesi -üyesi olanlar ve üyesi olmayanlar-  bu eyleme davet etti.

Bakalım,  bu eylem ne kadar etki yaratacak?

Keşke diğer sendikalar da bu eyleme katılsalar...

İyi olmaz mı?

İyi olur da  diğer sendikaların, serde siyasi atmosfere bağlı pozisyon almaları var.

İyi olur da diğer sendikaların, serde siyasi koşullara ve atmosfere uyum sağlama boyutu var.

İyi olur olmasına ama işte görüldüğü üzere serde olanlar, sadede gelinmesine duvarlar örüyor.

Sendikaların siyasi açmaz ve çıkmazları onların sadede gelmesinin önünde en büyük engel oluyor.

Bu noktada sendikaların siyasi bağlılıkları ve davaya olan bağımlılıkları onların hem alanlarını daraltıyor hem de memurun haklarını savunmada geri kalmalarına sebep oluyor.

Doğal olarak kendilerini sendikal manada hakikaten geliştiremiyorlar.

Üyelerini de bu duruma mahkum ve mecbur bırakıyorlar.

Tesis ettikleri seçmen-siyasi parti ilişkisine benzer bir ilişki ile...

Ne yazık ki sendikalarımız hak savunuculuğunda yetersizler.

Kimse kimseyi kandırmasın.

Sendikalarımız sorumluluklarını yerine getirmiyorlar.

Memurun davasını değil, siyasi ve ideolojik davaların izini sürüyorlar.

Kimse kimseyi aldatmasın.

Bazen de siyasi oyunların figüranı rolünde gönüllü oyunculuk yapmaktalar.

Medyaya servis edilen fotoğraflardan anlaşıldığı üzere oturuşları ve duruşları ile poz kesmekte ve film çevirmekteler.

Siyasete kökten bağlı oldukları için hemen boyun eğme refleksi gösteriyorlar.

Dik duruş hak getire...

Numaradan olabilir lakin.

Binaenaleyh siyaset için çantada keklik izlenimi veriyorlar epeyce.

Ve tamamıyla siyasete teslim olmuş durumdalar.

Yani sendikaları siyaset dizayn ediyor.

Üzülerek söylüyorum bunları.

Gerçekten üzücü...

Onun için siyasete göre şekillenip pozisyon alıyorlar.

Siyasete bak, sendika o siyasete göre hareket ediyor ve davranıyor.

Buna siyaseti taklitçilik de diyebiliriz.

Bariz...

Sizler, saklasanız da gerçekleri yani sahada olup bitenleri herkes görüyor.

Bir gün yüzünüze birileri bu gerçekleri vurur.

Benden demesi...

Ağrınıza gitmez mi?

Hadi Eğitim Bir Sen’i geçtim lakin ya  Türk Eğitim Sen?

Türk Eğitim Sen’de değişen ne?

Genel merkez kadrosu mu?

Hayır.

Hepsi İsmail Koncuk ile çalışan kimseler...

Söyleyeyim:

Değişen, siyasi atmosfer ve koşullar...

Buna bağlı olarak dil, eylem, pozisyon, sendika kadrosu (tasfiyelerle) vs...

Ayrıca Türk Eğitim Sen’in değişen siyasi koşullar ve atmosfere göre şekil ve pozisyon alışına karşı çıkarak Hürriyetçi Eğitim Sendikasını kuran kadroda yer alan Türk Eğitim Sen’in eski İstanbul Şube Başkanlarından Ali İhsan HASANPAŞAOĞLU’na maruz kaldığı saldırıdan dolayı geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Saygılarımla...

Yusuf SEVİNGEN