Ülkemiz son birkaç ay içinde, önce Rize ve Artvin’de büyük sel felaketleri, ardından Türkiye’nin her yerinde haftalar süren büyük orman yangınları, son bir haftadır da büyük can kayıplarının yaşandığı Kastamonu, Sinop ve Bartın’da korkunç sel felaketleri yaşadı. 

Ben kendimi bildim bileli ülkemizde bu kadar büyük boyutlu art arda felaketler duymadım. Rabbim daha kötüsünü göstermez inşallah. 

Sel felaketleri için “Allah’tan geldi ,yapacak bir şey yok” desek de ,dere yatağına ev yapmak, malzemeden çalmak, yanlış projeli köprü ve evler yapmak da bir insan hatası olduğunu unutmamak gerekir. 

Ormanlarımızı yakan hain terör örgütü ile ilgili güvenlik güçleri zaten gereğini yapmaktadır. 

Ancak şimdi sıra sel ve orman yangınlarıyla ilgili olarak kardeşlerimizin yaralarını sarmaya gelmiştir. 

Devletimiz tüm gücüyle , imkanlarıyla olay mahallinde gereğini yapmaktadır. Zaten buralar “afet bölgesi” ilan ederek en önemli görevini yerine getirdi.  Tabi çok büyük bir felaketle karşı karşıyayız. 

Bundan dolayı, devlet-millet el ele vererek ,tüm toplum olarak, sivil toplum kuruluşları olarak, belediyeler olarak, iktidar ve muhalefet olarak hepimiz üzerine düşeni yapmalıyız. Bunu asla siyasete malzeme yapmamalıyız. 

En önemlisi de vatandaş olarak bizlerin de yaranın sarılmasına imkanlarımız oranında katkımızın olması çok mühimdir. Çünkü acılar, hüzünler paylaşarak azalır.  

Ancak herkes kendi kafasına göre yardım yaparsa, bir karmaşa meydana gelir.  Doğrusu, yardımlar Devletimizin bu konudaki tek yetkili kurumu AFAD’da toplanmalıdır. 

Bunun için vatandaş olarak AFAD’ın açtığı banka hesaplarına veya 1866’ya mesaj çekerek bu konuda katkımızı sunabiliriz. 

Daha sonrada bu felaketlerle ilgili olarak devletin ilgili kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları felaketin oluş nedenler ile ilgili, benzer olayların bir daha yaşanmaması ile ilgili görüşlerini açıklamaları önem arz etmektedir. 

Millet olarak bir ve beraber olduğumuz sürece üstesinden gelemeyecek sorun kalmayacaktır. 

Bu arada provokasyonlara da dikkat edilmelidir. Çünkü böyle zamanlarda ortaya atılan yalan yanlış bir bilgi infial yaratmaktadır. HES patladı yalan haberi bu maksatla çıkarılmıştır. 

Yine , provokasyona malzeme olan mülteciler ve Afganlı göçmen konusu,  dirliğimizi bozacak noktaya gelmiştir. Mutlak bir çözüm üretilmelidir. 

Son olarak olası bir Marmara depremi ile ilgili olarak, testi kırılmadan, önce vatandaş olarak ,belediyeler olarak, devlet olarak herkes üzerine düşeni zaman geçmeden yapmalıdır. 

Şemsettin CERAN       
Eğitimci-Araştırmacı-YAZAR--ANKARA