Evet, başlıkta da belirttiğim gibi sınavlı yönetici atama dönemi resmen başlamıştır, çünkü bunu yönetmelik söylüyor, bir başka ifadeyle hukuk devletinin bir yazılı yasal düzenlemesi kesin bir dille emrediyor. Hem de lafı evelemeye gevelemeye fırsat vermeyecek açıklıkta, dahası atama konusunda yetkili olan İl Milli Eğitim Müdürlüklerine, dolayısıyla Valiliklere erteleme inisiyatifi tanımayacak kesinlikte emrediyor. Şayet bu yazılı emre rağmen atamayı yapmayan Valilikler olursa bu defa Kanun atanma şartlarını tutanlara uygulamayı isteme hakkı konusunda dilekçe kampanyası başlatma hakkı veriyor. Tabi bu arada atama dönemi yaklaşınca sınavlardan yeterli puanı alamayan ya da torpil hastalığından kurtulamayanların sinsice suyu bulandırmaya başladığını da gözden kaçırmamak gerekiyor…

     Bilindiği üzere okullara sınavlı müdür, müdür yardımcısı ve müdür başyardımcısı ataması yönetmelikte bir takvime bağlanmıştır. Bu konuyu düzenleyen  Yönetici Atama Yönetmeliğinin Atama ve yer değiştirme dönemleri” başlıklı 23. Maddesi aynen şöyledir:  “18 inci, 19 uncu ve 20 nci maddeleri kapsamında seçme sınavı sonucuna göre müdürlük, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığına yapılacak atamalar ilgili yılın ocak-şubat aylarında yapılır… “ Görüldüğü gibi cümlenin sonu “yapılır” şeklinde kesin bir emirle bitmektedir. Yani Valiliklere daha açıkçası İl Milli Eğitim Müdürlüklerine bu konuda takdir yetkisi tanımamış, kesin olarak ocak-şubat aylarında yapılmasını emretmiştir. Şayet cümlenin yüklemi “yapılabilir” şeklinde olsaydı o zaman bir inisiyatiften bir başka ifadeyle takdir yetkisinden ya da takdir hakkından söz edilebilirdi ve bu aylarda atama yapmayan kurumlar bir nebze olsun belki kendilerini savunabilirlerdi. Zira hukuk dilinde “yapılır” şeklinde bir hüküm kesinlik ifade ederken, “yapılabilir” şeklindeki bir hüküm takdir yetkisini ifade eder. Bu nedenle tüm iller ocak- şubat aylarında sınavlı atamaları yapmak zorundadırlar.

 

     Zira başta bakanlığın kendi çıkardığı yönetmeliğe uyması, daha sonra ise tüm kurumların ve kişilerin yürürlükteki bir yönetmeliğin hükümlerine uyması hukuk devletinin en temel ilkesidir. Torpil tayfasının bugünlerde sırf suyu bulandırmak için iddia ettiğini yani atamaların yapılmayacağını düşünmek bile hukuk devleti ile alay etmektir, insanları kandırmaktır, dahası suçtur. Nitekim bu torpil tayfasının ayak oyunlarına kanarak Bakanlığın yönetmelik hükmünü daha alt düzeydeki bir yasal düzenleme olan Yönerge, Genelge, Tebliğ ya da bir emir yazısıyla uygulatmaması, hukuk devleti ile alay etmek olur ve ancak bu tür işler padişahlık rejiminde olur. Hukuk devletinin temel esprisi zaten keyfiliklerin önüne geçerek yazılı kurallara başta bu kuralları çıkaranlar olmak üzere herkesin uymasıdır.

 

     Kaldı ki yüzlerce kişi bakanlığın yapmış olduğu sınavı kazanmış olarak atanmayı beklerken bakanlığın torpil oyunlarına çanak tutacak bir tavır içinde olması, bir skandal olur ki bu da yeni bir yönetici atama krizi demektir. Dahası yargı ile bakanlık arasında pinpon topu gibi gidip gelen yönetmelik, daha önce yaşanmış olan hataların tekrarı, sendikaların ayaklanması, sınav kazanmış olanların isyanı, okulların yönetim anlamında tıkanması,  öğretmenler arasındaki iş barışının bozulması ve nihayet torpil hastalığının yeniden hortlaması demektir.

 

     Bu torpil hastalığını büyük ölçüde sınavlı atamalar kökünden kazımıştır. Ancak ne yazık ki hala bu hastalıktan kurtulamamış olan, sınavlarda yeterli puanı alamayınca işi mızıkçılığa döken, yönetici olmak için hala sendikalardan ya da birilerinden medet uman, sınavlı atamaları sabote etmek için sinsi bir çalışma içinde olan, suyu bulandırmaya çalışan bir torpil tayfası hala vardır. Hatta yönetici yapma vaatleriyle üye avcılığı yapan, kapısında yönetici olmak için nöbet tutan, avuçlarını ovuşturan dalkavukların yokluğundan ötürü  aslında bu işten rahatsız olup, sınavsız bit atama yönünde çalışan sendikalar da yine ne yazık ki vardır.  

 

     İşte tüm bu entrikalara karşı sınavlı atamanın aslında büyük bir nimet olduğuna inanan insanlar ve sınav kazanıp atanmayı bekleyenler son derece uyanık olmalı, suyu bulandıran torpil tayfasının suyundan içmemeli, onların zaman zaman kamuoyuna yazıp attıkları sınavsız mülakatlı atama vb. asparagas haberlere gülüp geçmeyi bilmeli, dahası yukarıda bahsettiğim gibi ocak şubat aylarında atamalar yapılmaz ise yine kanunları devreye sokarak hakkını aramasını bilmelidir.  

 

     Nasıl mı?  Tabi ki kanunun verdiği hakkı kullanarak.  Nitekim 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun “Uygulamayı isteme Hakkı” başlıklı 17. Maddesi aynen şöyledir: “Devlet memurları, bu kanun ve bu kanuna dayanılarak yayınlanan tüzük ve yönetmeliklere göre tayin ve tesbit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını istemek hakkına sahiptirler.” Görüldüğü gibi bu maddeye göre halen yürürlükte bulunan ve “Dayanak” başlıklı 3. Maddesinde “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 88 inci maddesi” nin de dayanak olarak kabul edildiği Mili Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik'in uygulanması için pekala bir dilekçe kampanyası başlatabilir, atama yapmayan İl Milli Eğitim Müdürlüklerini (Valilikleri) harekete geçirebilirler.  

 

     Ancak bizim temennimiz bu dilekçelere gerek kalmadan tüm illerimizde sınavlı yönetici atamalarının yarıyıl tatilinde yapılması ve 4+4+4 nedeniyle açık bulunan tüm kadroların sınav kazanıp hak eden adaylarla doldurularak okulların ve eğitimin rayına oturmasıdır.  31.12.2012

              

Cafer GÜZEL

[email protected]