ÖSYM, sınav ücretlerini sınavda görevli öğretmenlerin hesaplarına aktardı.

Öğretmenler, hesaplarındaki parayı görünce şoke oldu.

Salon başkanlarından tutun gözetmenlere, gözetmenlerden tutun yedek görevlilere kadar sınavda görev almış tüm öğretmenler adeta isyan bayrağını çekti.

Az kalsın yeniçeriler gibi kazan kaldıracaklardı.

Ama elbette öğretmen camiası ona asla cesaret edemez.

İsyankarlıkları dillerindedir.

Hiç yoktan isyanlarını dile getirmeleri iyidir diye düşünüyorum.

Yalnız bu noktada da bir ayrılık içinde oldukları anlaşılıyor.

Görev alanların tepkisi ile görev almayanların tepkisi diye ayrışıp ikiye bölünmüşler.

Şöyle ki:

Görev alanlar, bu ne arkadaş yahu diyorlar. Ne dediniz ne verdiniz isyanları içindeler. Kesif bir biçimde aldatıldıklarını düşünüyorlar.

Görev almayanlar ise yahu biz size demiştik, bakın biz görev almadık, siz de görev almasaydınız ya size bu müstahak modundalar. Nuh diyorlar peygamber demiyorlar. Kendi düşen ağlamaz, diye oklarını gönderiyorlar. Hem de aralıksız… Acımasızlığın bir başka boyutu…

Görev alanlar, takiye edilmiş merhamet edin ve acıyın itirazlarını sunarken; görev almayanlar göğüslerini gere gere kendilerini ifşa eder pozisyonda ve alabildiğince oh olsun naralarıyla görev alanlara sataşıyorlar ve çıkışıyorlar.

Eeee onlar da kendilerince haklılar…

Olaya hani görev almayıp ücretlerimizin artırılmasını sağlayacaktık nazarında bakıp ‘satıldık!’ yorumunda bulunuyorlar.

Ve mahallenin diğer sakinleri tabii ki sendikalar…

Nasıl ki kambersiz düğün olmaz, sendikasız da itirazlar ve isyanlar olmaz.

Sendikalarımız da bu işin bir yerinden kafayı uzatacaklar ve burunlarını sokacaklar.

Onlarsız asla…

Öyle değil mi?

Sendikalarımız, ÖSYM’nin sebep olduğu piyasayı görünce popülizmin ayak seslerini işitmiş olacaklar ki derhal olay mahallini yansıtan ya da öğretmenlerin duygularıyla oynayan -her zaman olduğu üzere- paylaşımlarda bulunmuşlardır. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez hesabıyla olsa gerek… Doğanın kanunu misali…

Tribünlere öğretmenlerin itirazlarını ve isyanlarını en çok gösterenler ya da buna en fazla sahip çıkanlar ise söz konusu doğanın kanunu icabı prim yapacaklar. Reklamlar burası… Her haklı eylemin arasına sokuşturulur muhakkak Türkiye’de. Siyasi, sendikal vb. alanlarda…

İtiraz ve isyan dalgası sendikaların da katılımıyla kocaman adam olacak. Sendikalar adeta birbirleriyle yarışacaklar.

Sonra bu kocaman adam yetkililerin gözünü korkutmuş olacak.

Gözdağı böylece  kedi  olalı bir fare tutmuş olacak.

Daha sonraki sınav ücretlerine itirazlara ve isyanlara kadar herkes kuzu gibi olacak.

Ortalık sütliman…

Eylem kepenkleri indirilecek.

Dizginleyeceğiz kendimizi ve dinginleşeceğiz.

Kazanım elde edince inanılmaz sakinleşiyor piyasa.

Bu sefer de sendikalar kapışıyor yahu.

Benim mücadelemle kazanım elde edildi, diye…

Sendikaların propagandasını çekiyoruz üstüne.

Veya kazanım elde ettik ya alttan alta işte bu yüzden bize üye olacaksın dayatmasını…

Neyse sınav görevlerinden sonra bu gibi itiraz ve isyan hadiseleri olmaması için kesin çözüm şudur:

Görevlinin, görevini onay aşamasında alacağı ücreti de gözüne gözüne sokacak şekilde sisteme yansıtınız.

Ve bu işi yani meseleyi aşağıdaki sözlerle kökten çözmüş olunuz:

‘’ÖSYM GİS’te başka güzelsin

Banka hesabımda başka,

Aldırma söz olur diye

Nasıl olsa

GİS’te de aynısın

Hesapta da…’’

Saygılarımla…

Yusuf SEVİNGEN