Diriliş, Kuruluş ve Kurtuluş Şehri Bilecik

Bilecik, günümüzde ülkemizin en küçük illerinden birisi olmasına karşılık Türk Tarihinde oynadığı büyük rol nedeniyle tarihi derinliği olan bir şehrimizdir. Türklerin büyük bir devlet olarak yeniden ayağa kalkma ruhunun yeşerdiği topraklar olması yönüyle Diriliş, Osmanlı Devletinin resmen kurulduğu topraklar olması yönüyle Kuruluş, Kurtuluş Savaşında bilhassa İnönü Savaşlarında oynadığı kilit rol nedeniyle de Kurtuluşun şehri olarak nitelendirilen Bilecik ilimiz hiç şüphesiz bu sıfatları hak eden bir şehrimizdir.  

Bilecik deyince doğal olarak ilk akla gelen bu toprakların Osmanlı Devleti’nin Kurulduğu yer olmasıdır.  Bir başka ifadeyle Osmanlı Devletini sembolize eden Büyük Çınarın köklerinin yer aldığı yer olması yönüyle sembolik bir değeri de ifade etmektedir. Bu nedenle bu ilimiz tarihi derinliğini öncelikle bu özelliğinden almaktadır. Haliyle bu şehrin ziyaretçilerinin ilk görmek istediği yer de Osmanlının fiilen ve resmen kurulduğu yer olan Bilecik’in Söğüt ilçesi olmaktadır. Söğüt ziyaretlerinin merkezini oluşturan mekan, ilçenin hemen girişinde yer alan Osmanlı Devletinin Kurucusu olan Osman Bey’in Babası Ertuğrul Gazinin türbesi ve civarı olup, adeta ilçenin kalbinin attığı yerdir. Nitekim ömrünü Bizans Tekfurlarıyla mücadele ederek geçirmiş olan ve Türklerin Selçuklu Devletinden sonra yeniden büyük bir devlet olarak tarih sahnesine çıkması konusunda diriliş ruhunu aşılayan büyük devlet adamı Ertuğrul Gazi, ailesi ve Alpleri bu türbe alanında metfundur. Söz konusu Osmanlı Devletinin kuruluşu olunca her ne kadar vasiyeti üzerine Bursa’ya defnedilmiş olsa da Osman Bey’in ruhunu da burada yad etmeden geçmek eksiklik olacaktır.  Türbenin yanında ise her yıl Eylül ayının ikinci haftasında yapılan Söğüt Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Yörük Şenliklerinin yapıldığı,  içinde Türk Büyüklerinin büstlerinin de yer aldığı stadyum şeklindeki devasa tören platformu  yer almaktadır.  Ayrıca günümüzde halen Ertuğrul Gazi Türbesi önünde saygı nöbeti tutan Alplerle, diriliş ruhu adeta muhafaza edilmekte ve canlı tutulmaya çalışılmaktadır.

Şirin bir Yörük ilçesi olan Söğüt'ün diğer güzelliklerini görmek için ilçenin ortasından geçen cadde boyunca bir tur atılması önerilir. Bu cadde boyunca yer alan Söğüt müzesini gezerek İlçenin tarihini ve Yörük Kültürünü kapsamlı olarak tanımak mümkündür. Ayrıca yine bu cadde üzerinde yer alan 1420 yılında yapılmış olan Çelebi Sultan Mehmet Camii, II. Abdulhamit tarafından yaptırılmış olan Hamidiye Camii ve 1914 yılında İnşa edilmiş olan Kaymakam Çeşmesi gezilmesi gereken tarihi mekanlardır.

Yine Söğüt İlçesinin çıkışında yüksek bir tepe üzerinde yer alan önemli ziyaret yerlerinden birisi ise Dursun Fakıh Türbesidir. Dursun Fakıh bir din alimi olup, Osmanlı Devletinin kuruluşuna şahitlik etmiş, Osman Bey adına hutbe okuyarak devletin kurulduğunu ilan etmiş ve Osmanlı Devletinin ilk müftüsü olmuş saygın bir zattır.

Söğüt’ten sonra Bilecik Merkezde yer alan önemli gezilecek yerlerden birisi de hiç şüphesiz Şeyh Edebali Türbesidir. Nitekim Osmanlı Devletinin kuruluşu söz konusu olduğunda en az Ertuğrulgazi ve Osman Bey kadar önemli rol oynamış olan, Osmanlı Devletinin Manevi Kurucusu olarak kabul edilen, önce Ertuğrul Bey’in saygısını kazanıp sonra ise Osman Bey’e devlet adamında bulunması gereken vasıfları içeren nasihatleri ile manevi kılavuzluk eden, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözüyle devletin temel felsefesini belirleyen Şeyh Edebalidir. Türk tarihinde devlet adamlarına yol yordam gösteren, rota belirleyen ve manevi destek veren “Aksakallı” figürünün en tipik örneklerinden biridir.  Bu tarihi  şahsiyetin türbesi ve yanındaki 1332 yılında yapılmış olan Orhangazi  Cami  Bilecik’in önemli ziyaret yerlerinden birisidir. Aynı mekanda Osmanlı Padişahlarının üç boyutlu fotoğraflarının yer aldığı “Osmanlı Padişahları Tarihi Sergisi” ise görülmeye değerdir.

Ayrıca bu şehrin ilk yerleşim yeri olduğu için “Eski Bilecik” olarak adlandırılan bu bölgede  1921-1922 yıllarındaki Yunan İşgali sırasında tahrip edilmiş olan 5 adet tarihi Caminin  yıkılmış yarım minareleri ise Rumların değer tanımayan vahşi yüzünü göstermesi bakımından ibretliktir.

Yine Bilecik Merkezde yer alan ve II. Abdülhamit tarafından 1907 yılında yaptırılmış olan Saat Kulesi ve hemen yanındaki Bilecik İdadisi gezilmesi gereken tarihi mekanlardır. Elbetteki bu şehrin tarihini ve kültürünü detaylı görebilmek için Bilecik Müzesi ve Belediye’ye ait Şehir Müzesi gezilmesi gereken yerlerdir.  

Modern Bilecik’i görmek için de şehrin içinden geçen Eskişehir-Bursa yolu boyunca araçla tur atılması, çarşı merkezinin yaya olarak gezilmesi ve mümkünse Şeyh Edebali Üniversitesinin de gezilmesi önerilir.

Ayrıca Bilecik gezisinin yorgunluluğunu atmak için şehrin çıkışında yer alan Pelitözü Göleti dinlenmek için uygun bir yerdir. Gölün etrafında yer alan devasa ağaçlık, yeşil alanlar, kapm ve piknik alanları, Cafe, Restaurant, tesisler ve çocuk parkları ile huzurlu bir yaşam alanı…  

Osmanlı ile adeta özdeşleşerek “Diriliş ve Kuruluş” ruhunu şehrin hakim atmosferi haline getirmeyi başarmış olan Bilecik, “Büyük Çınar”ın köklerinin yer aldığı böylesi ihtişamlı bir geçmişe sahip olmasına rağmen, gerek Osmanlı dönemine ait tarihi eserlerin sınırlı sayıda olması yönüyle gerekse günümüzde hem de Marmara Bölgesinde ülkemizin en küçük illerinden birisi olarak kalması yönüyle ise düşündürücüdür.

22.07.2020

Cafer GÜZEL