“Adalet mülkün temelidir” sözünü çok duymuş, çok da söylemişizdir. ALLAH mahkemelere düşürmesin, her mahkeme salonunda hatta film sahnelerinde, kocaman levhalara yazılıp asılmış bu sözü çok defa okumuşuzdur.  Buradaki "mülk" kelimesi, sahip olduğumuz gayrimenkulü- taşınır-taşınmaz malı ifade etmez. Türk Dil Kurumu; Arapça olan bu kelimeyi eskimiş anlamıyla “Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke” şeklinde açıklamakta. Haliyle; bu söz ile “devletin            temeli adalettir” demiş oluyoruz. Sözün sahibi de Ebû Hafs Ömer b. el-Hattâb b. Nüfeyl b. Abdiluzzâ el-Kureşî el-Adevî, Hulefâ-yi Râşidîn’in ikincisi olan, adaletli olmasıyla meşhur, en fazla bildiğimiz ismiyle Hz. Ömer(r.a)’dir. Lakin bu sözün adalet dağıtılan her kurumun salonunda yazması, her yargılama sonunda adaletin tecelli ettirildiği anlamına gelmiyor. Tarih bunun örnekleriyle dolu. Boş yere yıllarca hapis yatanlar, suçsuz yere idam edilenler… Öyle ki yüzde 58 oy almış Başbakan Menderes bile yine bir mahkeme tarafından(Yüksek Adalet Divanı) “köpek davası, cımbız davası, bebek davası” v.b davalar sonucu asılmıştır. 

Günümüzde de “adaletsiz” uygulamaları, hak gasplarına maruz kalmış insan haberlerini hemen her gün dinliyoruz. Bu sonucun en büyük tehlikesi de zulme uğradığını düşünen insanların, adaleti mülk (devlet) eliyle değil; kendi elleriyle tecelli ettirmeye çalışmalarıdır. Fakat bu yol, adaletsiz bir karara muhatap olmak kadar yanlıştır. En iyisi, hukuk içerisinde kalarak mücadele etmektir. İşte bu mücadeleyi veren bir eğitimci arkadaşımız var. Tarık Sezai Karatepe.  Kendisi, düzmece gazete manşetleri ve iradesini belli odaklara ipotek etmiş kanun adamlarınca, görevinden el çektirilmiş bir edebiyat öğretmeni. Yayımlanmış eserleri de olan Tarık Abiyi ben de tanırım. Stk organizasyonlarında, seminer, konferans etkinliklerinde bir araya gelip, sohbet etmişliğimiz vardır. Tarık Sezai Karatepe’nin meslekten ihraç süreci, 16 yıl öncesine uzanıyor. Birçok basın-yayın organlarına yansıdığına göre; Tarık Sezai Karatepe hakkında,18 Eylül 2006’da Hürriyet’in irtica manşeti ile linç kampanyası başlatılmış. Ardından, Oktay Ekşi’nin “Baş ve Traş” yazısı ile hedef tahtasına oturtulmuş. Yine aynı yıl, Yeni Şafak, Vakit ve Milli Gazete de Karatepe lehine, uğradığı haksızlığa sessiz kalmayarak çeşitli yazılar yayınlanmış. Karatepe aleyhine her türlü psikolojik savaşı deneyen darbeci yapılar, Fetö'cü savcı ve hâkimleri devreye sokarak 2,5 yıl hapis cezası almasına neden olmuşlar. 

Karatepe’nin lehine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün verdiği, “Kanun Yararına Bozma Yoluna Gidildiği” kararını dikkate bile almayan Yargıtay hâkimleri, önceden hazırladıkları planla, mahkûmiyet almasına yol açıp, Karatepe’nin isimlerini belirttiği tanıkları dinlemeyerek,  eksik soruşturma yapmışlar. Sonuçta öğretmenlik mesleğinden ihraç edilen Karatepe, hukuk mücadelesini uzun yıllar sürdürerek “Memnu Hakların İadesi ve Hak Yoksunluklarının Ortadan Kalktığına Dair Kararla,” çok sevdiği öğretmenliğe dönmek için Milli Eğitim Bakanlığına başvurdu. 

İşin ilginç yönü ise; kendisini okuldan öğrenciden koparan,  düzmece bir iddianame ile ceza almasına sebep olan Cumhuriyet Savcısı ile “Kanun Yararına Bozma”  kararını görmezden gelen Yargıtay üyeleri FETÖ üyeliğinden halen hapiste olmaları. 

Karatepe, çeşitli Milli Eğitim Müdürlüklerinde Yazarlık Atölyesi seminerleri verdi. Yüzlerce okulda, Talas, Malazgirt, İstanbul’un Fethi, Kut’ul Amare, 15 Temmuz Hain Darbe Teşebbüsü ve aynı zamanda Ahilik Meslek Teşkilatı sunumları yaptı. Karatepe’nin, Yüreğimde Bir Sızı, Henüz On Dördündeydi, Sen Yoksun Diye adlı fikir kitapları ile Sibel’in Dünyası adlı çocuk ve aile kitabı bulunuyor. 

Karatepe’nin sevenleri olarak Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, Tarık Sezai Karatepe’yi bir an önce öğretmenliğe döndürmesini bekliyoruz. Danıştay 12. Dairesi’nin  “Memnu Hakların İadesi(Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi-) ve Hak Yoksunluklarının Ortadan Kalktığı”na dair kararla (5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkûmiyetin bir sonucu olarak, ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu olmadığına hükmetmiştir) müracaat eden bir memur için göreve dönme yolunu açmış olması, ümitleri artırıyor. 

2006 yılında Sincan'da Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni iken Hürriyet'in manşeti ile Çubuk ilçesine gönderilen Karatepe, akabinde kınama bile gerektirmeyen bir uygulamasından dolayı MEB tarafından Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesine sevk ediliyor. 2013'te Yargıtay'ın kararına binaen 2,5 yıl hapis cezası alıyor. 8 ay bilfiil hapis yatıyor. Mücadeleyi bırakmayan Karatepe’ye 2021 yılının sonunda Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Memnu Hakların İadesi Kararı veriliyor. Karar sonrası, MEB’e, öğretmenliğe dönmek için başvuru yaparak, hayırlı haberi beklemeye başlıyor. 

Biz de hem kendisine hem de belli basın yayın-yayın organlarının maksatlı haberleriyle işinden, aşından, sağlığından, itibarından olan, ağır cezalar verilerek mesleğinden uzaklaştırılan tüm öğretmenlerimize ve diğer kamu çalışanlarımıza, adaletin gecikmeden tecelli etmesini beklediğimizi belirterek bitirelim. 

Es-selam…