20 Haziran Cumartesi günü yapılacak (LGS) sınavına bir milyon sekiz yüz bin civarında ortaokul 8.sınıf öğrencisi girecek. Onlarla beraber milyonlarca veli de çocuklarıyla beraber aynı heyecanı yaşayacaklar.

Bu sınava tüm dersleri zayıf olanda, tüm notları beş olanda girmekte, gariplik burada başlamaktadır. Nasrettin Hoca’nın “Ya Tutarsa” fıkrasında olduğu gibi şanslarını denemekteler.  

Başvuruda bulunanların sadece onda biri nitelikli liselere girecek. Diğerleri adrese dayalı okullara gideceklerdir.

Peki, nitelikli lise ne demek, neden herkes bu okullara gitmek istiyor?

Öğretim kadrosuyla, üniversite başarısıyla öne çıkan okul demektir. Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, bazı Anadolu ve İmam Hatip Liseleri bunlardan bazıları.

Ancak; Milli Eğitim Bakanlığı bu nitelikli liselerde görev yapan tecrübeli öğretmenlerle bu yıl EBA AKADEMİK DESTEK adı altında bir çalışma başlattı. Yani tüm liselerdeki öğrenciler bu çalışmayı takip edebiliyorlar. Böylelikle tüm liselerdeki öğrenciler, nitelikli liselerdeki gibi aynı dersleri, aynı öğretmenlerden dinleyebilecekler. Sonuçta bunlarda üniversiteye girişte benzer başarıyı gösterebilecekler. O zaman tüm okullar, bir şekilde  nitelikli okullara  dönüşecek.. Tersten yorumlarsak bu nitelikli okullara notları beş olanlar değil de, düşük notta öğrenciler girse, aynı üniversite başarısı sağlanabilir mi? Bence mümkün olmayacaktır, yani keramet okulda değil, orada öğrenim gören öğrencilerdedir.

O zaman ortaokula okuyan altı milyon çocuğa sınav kaygısı, sınav korkusu, on iki milyon veliye kurs paniği yaşatmanın bir gereği bulunmamaktadır.

Birkaç haftadır Kamu Ajanstaki köşemde ortaokulun sorunlarını dile getirmekteyim. Geçen haftaki ORTAOKULLAR, ORTADA KALMAMALI başlıklı yazımda bunları şöyle sıralamıştım.

LGS sınavı da ortaokul için sorunlardan bir tanesidir. 5.sınıfa başlayan öğrenci ve velileri hemen bir arayışa giriyorlar. Kurs, dershane, özel kurs seçenekleri araştırılır. İmkânları hangisine uyuyorsa dört yıl boyunca bunu yerine getirmek zorunda kalırlar. Bu arada çocukta da sınav kaygısı ve korkusu henüz 10 yaşında başlar. Bazı çocuklarda da hastalık boyutuna ulaşır.

Diğeri Davranış Değerlendirme Kurulu yerine, kararları okul tarafından verilen, uyarı, kısa süreli uzaklaştırma, okul değiştirme ve örgün eğitimden açık öğretime geçirme cezalarını verebilecek bir DİSİPLSİ KURULU kurulmasıdır.

Sınıf geçmenin işlevsel hale getirilerek, 12 zayıfı olanın kurul kararıyla sınıf geçmesini önleyerek, 3 zayıfı olanların kurula girmesini temin edilmelidir. Üst üste iki yıl sınıfta kalanlar ve eğitimi engelleyecek derecede olumsuz davranış sergileyenler, örgün eğitimden önce mesleki eğitime(çıraklık eğitimine), son olarak da açık ortaokula geçirilmelidir.

Bu konularla ilgili olarak köşe yazımın altına yorum yazan, destek veren birçok ortaokul öğretmen ve yöneticilerinden bazılarının görüşleri şöyle;

Sayın CERAN, Eğitimci-Yazar Kimliğinizle ve 40 yıllık meslek deneyiminizle bizlerin hep duayeni oldunuz, olmaya da devam edeceksiniz. Kişi bakar da bu kadar mı görür? Yaşar da bu kadar mı hisseder? Ortaokul yöneticileri, öğretmenleri olarak bizlerin yaşadıklarını ve öğrencilerin durum analizlerini çok gerçekçi, olduğu gibi tespit ederek dile getirmişsiniz. Sizin de belirttiğiniz gibi bizler, ortaokullarda bütçe ile ilgili sıkıntılar yaşıyoruz. Velilerimizin çoğu, her şeyi Devletten bekliyor. Öğrenci ile yaşanan bütün disiplin suçlarında son karar verici durumunda olmamız kesinlikle gerekli. LGS ile ilgili öneriniz, oldukça gerçekçi ve işlevsel olacak; öğrencileri çok rahatlatacaktır. Akıl ve kalp gözüyle yazdıklarınız için sizi tebrik ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum

- Değerli meslektaşım, bütün yazdıklarınıza katılıyorum. Yazar değilim ancak kırka yakın görevde yazdıklarınızı yaşadık. Devam ediyor. Önerilerinizde gözden geçirilerek uygulanırsa birçok sorun çözüleceğine inanıyorum. Yoksa gelecekteki neslimiz daha çok sıkıntılar yaşayacaktır. Saygılar 

- Kaleminize sağlık değerli hocam harfi harfine dedikleriniz doğru. Bu şekilde bir düzenleme yapılmalı.

- Hocam bu kadar mı ortaokulların yakından derinlemesine olumlu ve yapıcı yol gösterici analiz yapmışsınız. Sonuna kadar destekliyorum sizi ve yazılarınızı. Tespitleriniz tecrübeleriniz çözüm önerileriniz bir mantığa ve gerçekçiliğe dayanıyor. Olayları bire bir yaşamışlığınız tecrübe edişiniz ve sonuç -çözüm analizlerinizi Ankara bürokrasisi bakanlık genel müdürlükleri daire başkanları il ve ilçe Meb müdürleri okul idare ve çalışanları kesinlikle size hak vereceklerdir.

- Peki, neden veya nedir bu bir türlü sizin önerileriniz hedefinde olumlu adımlar atılmıyor. Kimler ayak diriyorlar. Nedir bu Finlandiya ve Alman eğitim düşmanlığı. Anlamış değilim. Örnek verdiğiniz ülkeler insan yaşam memnuniyetinde dünya birincisi ülkeler. 

ORTAOKULDA LGS YERİNE, LİSE 1 DE KARNE NOTU 3 OLANLAR  -TLG - TERCİHLİ LİSELERE GEÇİŞ ORTAK SINAVINA GİRMELİ

Bence cumartesi yapılacak LGS sınavı ortaokul öğrencilerinin gireceği SON SINAV OLMALIDIR. Onun yerine öğrenciler adrese dayalı olarak gidecekleri Anadolu liseleri veya Anadolu Meslek liselerine kayıtlarını yaptırmalı, 9.sınıfın ilk döneminde notları 3 olanlar için bir ortak sınav yapılmalı, bu sınav sonuçlarına göre- TLG- TERCİHLİ LİSELERE GEÇİŞ yapılmalıdır. Bu sayı tahminen 500 bin civarında olacaktır. Yerleşenler 10.sınıftan itibaren bu okullara gitmeli, diğerleri de aynı okulunda eğitimine devam etmelidir.

Böylelikle öğrenciler ve veliler ortaokullarda dört yıl süren gereksiz telaş, panik, korkudan VE KURSLARDAN kurtulmuş olurlar. Eğitimin orta direği olan ortaokullar, liselere daha sağlıklı, daha başarılı, daha disiplinli öğrenciler göndermiş olur. Liselere de yeni bir heves ve dinamizm gelir.

MEB Temel Eğitim Genel Müdürü Sayın Cem Gençoğlu, Hürriyet gazetesine verdiği demeçte de LGS sınavlarıyla ilgili olarak benim işaret ettiğim kaygıları dile getirerek;

“Ebeveynler tarafından bu sınavların çocuğun hayatına etkisinin ise ömür boyu olduğu düşünülür... Aile içerisinde kaçınılmaz olarak sınavı merkeze alan bir iletişim gelişir ve hep birlikte “sınav ailesi” olurlar. Ebeveynlerin bu düşünceleri ister istemez çocuğun omuzlarında ağır bir yüke dönüşür ve kaygıya neden olur.”

ÖNEMLİ OLAN DİLE GETİRMEK DEĞİL, YERİNE GETİRMEKTİR.

Şemsettin CERAN
“Eğitimde Yeniden Yapılanma” Kitabının Yazarı-Ankara