Eğitim-öğretim faaliyetleri, sınıfın lideri öğretmenler ve okulun lideri durumundaki yöneticilerin tarafından yapılır. 

 

Bunlara şunu söyleyeceksin, şöyle hareket edeceksin diye tepesinde duran birisi yoktur.

 Bunlar vicdanlarının sesleriyle hareket ederler. Yani hiçbirisi onuruna söz getirmez. Hepsi onuruyla, namusuyla, özverili bir şekilde çalışırlar. 

Öğretmen ders esnasında, sınıf otoritesini tesis ederken, zaman zaman olumsuzluklarla karşılaşabilir. Bazen duruma velisi de dâhil olabilir. O zaman tatsızlıklar yaşanabilir. 

Yine aynı şekilde idarecilerimizde, öğrenci veya velilerin müdahaleleri ile karşılaşabilirler. 

Hatta bu süreçte kavgalar çıkabilir, darplar ve cinayetler olabilir. 

Şehrin dışında bir lisede müdür iken, kıyafeti nedeniyle nöbetçi arkadaşlar, öğrenciyi okulun yakınındaki evine göndermişler. Öğrenci evine vardığında; 

Müdür beni okula almıyor, demiş. 

Bunun üzerine aynı zamanda cenaze evi olan evden on kişilik, aralarında silahı da olan bir gurup odamı doldurdular. 

Siz bizim çocuğumuzu nasıl okuldan kovarsınız, diye sözcüleri konuştu. Ayaktakiler silahlarını tutuyorlardı. 

Ben şok olmuştum. Böyle bir şey olamaz. Çocuğunuz yalan söylüyor. Odama nöbetçi arkadaşları çağırdım. 

Öğrenci sürekli farklı kıyafetle geliyor, onu değiştirip gelmesi için evine gönderdik. 

Durumu anlayan gurubun sözcüsü, çocuk bize böyle söylememişti, kusura bakmayın diyerek odadan ayrıldılar. 

Bu durumdan öğretmen arkadaşlar çok korkmuşlardı. Konuyu hemen ilçe milli eğitim müdürüne, kaymakama, il milli eğitim müdürüne bizzat giderek, öğretmen arkadaşların çok korktuklarını okulun korunmasını talep ettim. 

 Ama hepsi, siz gidin biz gereğini yapacağız, dediler. Sonradan hiç birisi moral vermek adına bile olsa okula gelmediler.

Beni odamı basanlar değil, yöneticilerimin duyarsızlığı üzmüştü. 

Maddi sorunlar , ailevi sorunları olabilir. Ama her ne olursa olsun, derse girdikleri zamanlar bunu belli etmezler. 

Bazılarının ev sorunu ,bazılarının servis sorunu vardır. Yılgınlıklarını, korkularını, sorunların kolay kolay belli etmezler. 

Öğrencinin gözünde öğretmen, hiçbir sorunu olmayan birisi olarak görülür. 

Tabiri caizse, kan kusup, kızılcık şerbeti içtik derler. 

Son zamanlarda sosyal medya ve sendikalar yardımıyla kamuoyuna sorunlarını dile getirmekte ve bazıları da karşılanmaktadır. Artık iletişim çağındayız. En ücra yerden Bakanlığa bile kolay kolayca ulaşılabiliyor.. 

.Asla bir öğrenciye, bir veliye özellerini paylaşmazlar. Ben bir takımın koyu taraftarı olduğum halde, hiçbir öğrencim hangi takımı tuttuğumu bilmedi. 

.  

.Kırk yıl ortaokul ve liselerde onuruyla çalışan bir öğretmen ve yönetici olarak, önerilerimi “Eğitimde Yeniden Yapılanma” kitabımda, meslek yaşamımla ilgili duygularımı da, Bulabilir miyim Acep Gençliğimi ve AHESTE adlı şiir kitabımda dile getirdim. 

 Onurunla Çalıştın Sevgili Hocam“ şiirimi de şiir kitaplarımda, sosyal medya hesaplarımda ve YouTube hesabımda kendim seslendirdim. İsteyen özelden kitaplarımı isteyebilir. Tamamı on dörtlük olan şiirimden bir dörtlüğünü aşağı yazdım. 

ONURUNLA ÇALIŞTIN SEVGİLİ HOCAM 

Yetiştirdiklerinin hepsinden azdır maaşı 

Yaşarken hiçbir zaman bitmez telaşı 

Öldüğü zaman anılır, sıradan bir kişi 

Onurunla çalıştın Sevgili Hocam 

Yaşadığı müddetçe mum gibi kendisi yanıp, çevresini aydınlatan, fedakâr, cefakâr, onuruyla çalışan değerli meslektaşlarımın 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutluyor, aramızdan ayrılan meslektaşlarımıza, şehit öğretmenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. 

Şemsettin CERAN 

Eğitimci/Araştırmacı-YAZAR/ŞAİR