Öğretmen Ali, bu sıralar çok ama çok heyecanlı…

Öğretmen Ayşe’de de inanılmaz bir kaygı var.

Öğretmen Murat, ya yapamazsam diye endişeleniyor. Ha bire not tutuyor. Ha bire ezberliyor. Hadi, diye kendisini gazlıyor.

Öğretmen Hatice, uzman olamazsam öğrencilerimin yüzüne nasıl bakarım derdine düşmüş. Ya öğretmenler odasına girip de neden başaramadığımı ne şekilde ifade ederim dostlarıma, onlar beni iyi öğretmen belliyordu diye kafasında kuruyormuş. İyi öğretmen olmayı bu sınavlarda başarılı olmak diye düşünmüş bir an. Halbuki eskiden böyle düşünmüyormuş.

Öğretmen Hakan, tüm kaygılarını gidermek için sınav sürecinde psikolojik destek almak istiyormuş. Rehberlik servisinden yardım talep edecekmiş. Hele bir okullar açılsın, diye 1 Eylül’ü iple çekiyormuş.

Öğretmen Tuğba, yaz aylarında motive olamamaktan dolayı çalışmayı okulların açılma zamanına bırakmış. Bir türlü kendisini sınava odaklayamıyormuş. Bunu gören annesi kızına baskı yapıyormuş. Öğretmen Tuğba, annesine ben büyüdüm ve öğretmen oldum dese de annenin sınava hazırlık süreçlerinde nükseden bu huyunun önüne bir türlü geçemiyormuş.

Öğretmen Sefa, sınavlara veryansın ediyormuş lakin tek maaşlı olunca ne kadar veryansın etse de sınava girecekmiş.

Öğretmen Gizem, bu konuda çok keskinmiş, sınava girmeyeceğim diye inat ediyormuş. Sınava hayır, diye tutturmuş. Annesi ve babası, kızım yapma etme diye ona hayır öğütler veriyormuş. Hatta anne ve baba bu hayırcılığı pek hayra yormuyorlarmış. Anne yoksa kızım komünist mi oldu diye tasalanmış. Neyse ki Gizem komünist değilmiş. Yalnızca sınava hayır diyormuş. Çünkü ayağa yere sağlam basan bir öğretmenmiş. Ne ve kim olduğunun farkındaymış. Bu farkındalığın sonucuymuş reaksiyonu. O kadar işte…

Öğretmen Tayfun, sabahlara kadar ders çalışıyormuş. Hedefi sınavda derece yapmakmış. O, yapacağı derece ile hem isim yapmanın hem de uzman olmanın süslü hayallerini kuruyormuş. Tabii caka satma da cabası… Tüm çabası bunlar içinmiş.

Öğretmen Selma, masa başında pinekliyormuş. Notlar, videolar ona bakıyormuş. O da notlara ve  videolara bakıyormuş. Öyle bir kısır döngüde hayatı gidip geliyormuş.

Öğretmen Fatih, uzman ve başöğretmen olarak nam salacağı günlerin hayali ile yaşıyormuş. Öğretmen Tayfun gibi…

Öğretmen Pelin’in sınavlarla yıldızları hiç barışmamış. Liselere giriş sınavında midesine kramplar girmiş, üniversite sınavında bayılmış, bundan dolayı 1 yıl geç gitmiş üniversiteye, KPSS’ye 5. girişinde öğretmen olarak atanmış, şimdi de önüne uzmanlık sınavını koymuşlar. Sınavlarla ilgili iyi hatırları yokmuş. Pelin, ölüp ölüp diriliyormuş sınavlara hazırlık süreçlerinde. Yani anlaşılan, sınav koşullanması ve deneyimleri ona çok kötü çağrışımlar yapıyormuş.

Öğretmen Okan, uzmanlık ve başöğretmenlik özlük-atama gibi alanlarda öğretmenlik karşısında imtiyaz kazanırsa diye düşünmüş. Eşi Öğretmen İlknur, yok daha neler demiş. Öğretmen Okan, olur valla olursa görürsün diye karşılık vermiş. Bir çekişmişler pir çekişmişler.

Öğretmen Fatma, sınava yazın mı çalışsam yoksa okullar açılınca mı diye düşünürken herkesin çalışmaya başladığını görünce hemen bir hazırlık kitabı almış kendisine. Tıpkı çocukluk döneminde girdiği sınavlarda yaptığı gibi…

Öğretmen Zerrin, ezberlediklerini papağan gibi karşısına aldığı kardeşi ile paylaşıyormuş. Dinlemezse onu paylıyormuş.

Öğretmenler, bu süreçte öğretmenlikten çıkıp öğrenciliğe geçmiş sanki. Çocukluk da diyebilirsiniz. Nostalji de…

Öğretmenler, uzman öğretmen olmak için önce uzman öğrenci olacaklar gibi.

İzlenimlerimiz bu cihette…

Her ne kadar niyet farklı olsa da mevcut durum budur.

Günün sonunda tüm öğretmenlerin ahval ve şeraiti de Sayın Özer’e şunu dedirtti.

Sınav öncesi öğrencilerini teskin etmeye ya da rahatlatmaya çalışan öğretmen edasıyla:

‘‘Sınav kolay olacak.’’

Sayın Özer, öğretmenlerin tepkisini anlamamış ki onlara öğrenci gibi muamele ediyor bence.

Allah’tan 100 soru verip bunun 70’ini soracağız diye bir açıklama yapmamış.

Yapsaydı o zaman tam -mış gibi olurdu bu sınavlar.

Kariyer basamakları sisteminin gayesi -mış gibi mi?

Sayın Kılıçdaroğlu’nun devreye girmesiyle de iş iyice siyasi alana çekildi.

Kariyer sistemi, Türkiye’de yine ne umduk ne bulduk dedirten izlenim veriyor.

Seçime yakın zamanda bakalım siyaset bu konuda nasıl top çevirecek?

Bunu da elimize yüzümüze bulaştırdık.

Saygılarımla…

Yusuf SEVİNGEN