21.12.2012, 09:30

Okul Yöneticilerine Büyük Haksızlık

     Öncelikle okul yöneticileri için yapılması zorunlu olan resmi toplantılara katılmaları elbette görevleri gereği olması gereken bir durumdur, bunu anlayışla karşılamak gerekir. Ancak bu toplantıların da ölçüsü öylesine kaçmış durumdadır ki neredeyse bu iş bir çeşit angaryaya dönüşmüş durumdadır. Öyle ki müdürlerin toplantıların hepsine yetişemeyip aynı günde diğer yöneticilerin de her birinin birer toplantıya gitmek zorunda kaldıkları günler olmaktadır. Dahası öyle toplantılar yapılmaktadır ki bir fındıkkabuğunu doldurmayacak konuları ihtiva etmektedir. Daha da vahimi ilçe ve ildeki memurların bile müdürlere teknik bilgilendirme adı altında gereksiz toplantılar yaptıkları komedisiyle karşılaşılmaktadır. Deyim yerindeyse aklı esen okul yöneticilerine toplantı yapmaktadır. Müdürler ya da diğer yöneticiler de haliyle amirlerinin resmi yazısıyla gelen her toplantıya görevleri gereği katılmak zorunda kalmaktadır. Oysa yönetimde bilinen bir kural vardır “ Ne kadar çok toplantı yapılıyorsa, sorunlar da o kadar fazla demektir.” Bu kurala göre eğitimim sorunları çözümsüz kalarak toplantıdan toplantıya yuvarlanmamkta anlaşılan… Halbuki yine bilinen bir kural, “Devletin dili yazıdır.” Oysa toplantılarda çoğunlukla curcuna, şikayet ya da muhabbet şeklinde uçup giden konuşmaların zaman kaybından başka pek bir işe yaramayacağını ve eğitime katkı sağlamayacağını tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek. Dolayısıyla iletişim çağında yaşadığımız gerçeğinden hareketle, telefon, internet, mail, hatta bazı ilçelerde kullanılmakta olan elektronik yazışma sistemi olan “Kurumnet” bulunmasına rağmen hala yazıya itibar etmeyip illa da toplantı yapıp aslında çoğu zaman yazılı olan şeyleri sözlü olarak söylemek, hem okumayan bir toplum olduğumuzun, hem okuduğunu anlamayan bir toplum olduğumuzun hem de yazıya güvenmediğimizin de bir göstergesidir. Dahası hala geleneksel kültürün etkisinde kalarak sözlü kültürden yazılı kültüre geçemediğimizin de delilidir.

     Toplantıların yalnızca eğitim kurumlarıyla sınırlı kalmayıp diğer kamu kurumları ve hatta sivil toplum örgütlerinin yaptıkları toplantılarda bile seyirci kalabalığı oluşturmak için figüran olarak yine okul yöneticilerinin kullanılması ise hepten topuzun ayarının kaçtığının göstergesidir. Zira bu anlayışının bilinçaltında yatan gizli saik, olsa olsa “Nasıl olsa eğitim camiası yan gelip yatıyor.” Şeklindeki çarpık anlayış olabilir. Ve bana göre yine bilinçaltında eğitimin kendisinin bir angarya olarak algılandığının, dolayısıyla bu angarya işle görevli yöneticilerin hiç değilse toplantıda kalabalık oluşturup devlet büyüklerinin gönlünü okşamak gibi önemli bir görevle! Değerlendirilmesi şeklindeki çarpık anlayış yatmaktadır. 

     Daha da vahimi ise Milli Eğitimlerde çalışan memurların kendilerini okul müdürlerinin amiri gibi görüp onlara talimatlar yağdırması, gerektiğinde ayağına çağırması, aslında kendisinin okullara teslim etmekle görevli olduğu kıytırık bir evrak ya da başka bir şey için okul müdürünü ayağına çağırması ve bazı müdürlerin de bu rezaleti içine sindirip memurların ayağına gitmesi ya da talimatlarına eyvallah etmesidir ki bu durum kelimelerle tarif edilemeyecek türden müdürleri rencide eden bir durumdur. Zira bilinmelidir ki alttakiler üsttekileri daima kıskanırlar ve ellerine fırsat geçtiğinde de ezmek için ellerinden geleni yaparlar. Hele hele daha iyi yerlere yükselememenin faturasını kendisine yüksek notlar vermemiş! olan öğretmenlere kesip bir çeşit intikam duygusu besleyen insanlar söz konusu olunca durum daha da dikkat gerektirir.

     Bu durumda aslında müdürlerin yapması gereken kendisine talimat vermeye çalışan memurlara ya da şeflere, “Benim resmi muhatabım İl/İlçe Milli Eğitim Müdürü, Yardımcıları ya da Şube Müdürleridir. Bana yalnızca onlar sözlü ya da yazılı olarak talimat verebilir ya da ayağına çağırabilir, sana düşen ise durumu bu amirlerden birine iletmektir.” Demesidir. Ancak koltuğunun haysiyetini korumak anlamına gelen protokol kurallarını bilmekten, oturduğu koltuğu doldurmaktan ve mevkisinin sorumluluğunu taşımaktan aciz olan müdürler oldukça bunların olması da kaçınılmaz oluyor ne yazık ki.

     Müdürlerin yapması gereken diğer bir konu ise evrak işleri konusunda Hizmetlileri görevlendirmeleri, evrakların getir götür işlerini onlara yaptırmaları ve bilhassa memurların ayağına çağırmaları durumunda hizmetlisini göndermeleridir. Zira evrak taşıma işleri hizmetlilerin resmi görevleridir. Örneğin İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 91. Maddesinde “Yardımcı hizmetler sınıfı personeli, okul yönetimince yapılacak plânlama ve iş bölümüne göre her türlü yazı ve dosyayı dağıtmak ve toplamak,….yükümlüdür.” şeklindedir ve diğer kurumların yönetmeliklerinde de benzer şekildedir.

     Şimdi asıl meseleye gelecek olursak, bunca gereksiz toplantı ve angarya işlere yetişmek için mesaisinin birçoğunu yollarda geçiren müdür ya da diğer yöneticilerin buralara hangi vasıtayla gittiği konusu ve yol masraflarının devlet tarafından karşılanıp karşılanmadığı konusu bu yazının asıl vurgulamak istediği noktadır. Zira herkesçe bilinmektedir ki okul yöneticileri bu tür devlet işlerinde vasıta olarak kendi özel araçlarını kullanmaktadır. Çok az bir istisnası ya da arabası olmayanlar ise toplu taşıma araçlarını kullanmaktadır. Hatta arabası olmayanların acil durumlarda sınıftaki öğretmenlerden kendini bırakması için ricada bulunduğu bile yaşanmaktadır. Peki zurnanın zırt dediği yere gelecek olursak bu yöneticiler devletin işi için kullandıkları özel araçlarının yakıt masraflarını ya da toplu taşıma araç parasını devletten mi almaktadırlar yoksa kendi ceplerinde mi ödemektedirler? Cevap malum, tabi ki kendi ceplerinden, daha doğrusu çoluk çocuğunun rızkından ödemektedirler.

     Peki, bu okul yöneticilerini akılları estikte iki de bir olur olmaz toplantılara ya da angarya işlere çağıran İl/İlçe Yöneticileri kendi arabalarını mı kullanmaktadırlar? Cevap yine malum, tabi ki hayır. Çünkü onların makam arabası var ve yakıtları da devlet tarafından ödenmektedir.  Peki, ikisi de devletin işini yapmak için aynı toplantıya gittiği halde birisinin yol masrafını devlet öderken, diğerininkini neden ödememektedir? İşte büyük haksızlık diye attığımız başlığın gerekçesi budur.

     Bence bu adaletsizlik düzeltilmeli, okul yöneticilerine bu işler için makam farkı mı olur, ekders mi olur mutlaka makul bir ücret ödenmelidir. Bu da olmaz ise Okul Aile Birliği Bütçesinden belgeye dayalı olarak aylık belli bir miktar ödemeleri konusunda yetki verilmelidir. Eğer bu da yapılamıyorsa devletin araçlarıyla gelip kendileri almalıdır. Zira çocuğunun mama parasını ya da rızkını devletin işi için yollara saçmaya mecbur etmeye hiç kimsenin hakkı ve yetkisi olamaz.

     Son olarak, tüm bu garabetler yaşanırken yani okul yöneticileri mesailerinin çoğunu yollarda ve toplantılarda geçirirken okulların işleri, eğitimin işleyişi nasıl yürüyor falan diye aklınızdan geçirmeyin. Okul yöneticilerinin mesaisinin çoğunu okulun dışında geçirdiği ve asli işini yapmaya fırsat bulamadığı bir okul nasıl yürürse işte öyle yürüyor. Zira eğitimin durumu ortada işte kendimizi kandırmayalım…

     Tüm bunları eğitim camiasına yaşatanların eğitimin öneminden dem vuran beylik laflarının ne derece doğru olduğu ve eğitime ne kadar önem verdiklerinin takdirini de siz değerli okurlarıma bırakıyorum.   20.12.2012

 a[email protected]

                                                                                                                        Cafer GÜZEL

Yorumlar (4)
yeloğlu 4 ay önce
Kadrosu bile elinden alınan okul müdürlerinin bu hale düşmesihiç de şaşırtıcı değil..!
zeynep kadirli 2 ay önce
gerçekten yeterli ve bilgili kişilere kimse gayri resmi emir ve talimat veremez.ama yetersiz koltuk meraklısı bilgisiz haksız bir şekilde o koltuğa oturanlar ,o koltuğu korumak için mecburen taviz vereceksin. onlar düşünsüz.ve ne yazık ki o kişiler kendilerini bilirler.
ADNAN YILMAZ 5 ay önce
HARİKA VE NOKTASINA KADAR DOĞRU BİR TESBİT AGZINA YÜREĞİNE SAGLIK HOCAM. (İşini severek yapmak kendine eziyet oluyor)
ali veli 2 hafta önce
sadece milli eğitimde bakanlığı okul müdürlüğünde görevlendirme var .diğer tüm kurumlarda müdür atanır.müktesep hak olur.
26
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30