Bana müdürünü söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

Vekil öğretmenlik, ücretli öğretmenlik, birleştirilmiş sınıf öğretmenliği, çeyrek yüzyıl öğretmenlik, uzman öğretmenlik, müdür yardımcılığı ,okul müdürlüğü, şube müdürlüğü gibi eğitimin tüm basamaklarında yer almış bir eğitimci olarak söylüyorum ki okul müdürlüğü milli eğitimin temelidir.

Şu anda Moda İlkokulu'nun çocuk mutluluğuna odaklı eğitim  yapma hedefi olan ve çocuk tebessümlerinden koleksiyon yapan bir ilkokul müdürü olarak bu satırları kaleme alıyorum.

Sevgili büyüklerim ; merkez ve taşra yöneticilerini ortadan kaldırın, sadece okul müdürleri kalsın, eğitim sürecinin devam ettiğini göreceksiniz.

Eğitimle ilgili üst yöneticilerin akıllarına her proje geldiğinde rötuş yaptıkları ,sürekli eleştirdikleri ,yetkilerini tırpanladıkları okul müdürleri olmadan eğitim olsa olsa nihilizmin temelini oluşturur.

Maarif sistemini ayakta tutan okul müdürleri ve öğretmenlerdir, onlara hakaret etmeyen üst yöneticiler oldukça ve onlara gölge edilmedikçe maarif güneşi parlamaya devam edecektir. Yeter ki yöneticiler liderliği omuzlarında hissetsinler ve istikametlerini yitirmesinler.

İnsan hayatında ana ve babasından sonra en önemli iki kişi ilkokul öğretmeni ve ilk yöneticisidir.

 İyilerine sahip olmak yaşamı aydınlatıyor, kötüleri ise mücadele gücünü geliştirmek için tecrübe fırsatı oluyor.

İyinin ölçüsü ne peki ?

Mesleğin misyonunu ve sorumluluğunu içselleştirmesi ve cesaret vermesi tabii ki.

Cesaretlendirmeyen, yanında olduğunu hissettirmeyen öğretmen, öğretmen değil olsa olsa yön tabelası olur. Eğer bu olumsuz figür yönetici ise sadece güden olur, güdüleyen değil.

Motivasyon olmadan, iletişim ileti olarak kalır, motivasyon olmadan aşk olmaz, şevk olmaz, coşku olmaz.

Motivasyonu sağlayan liderler iki türlüdür;

1-MEYDAN OKUYAN LİDERLER

-Daima kontrolü elde tutarlar.

-Pozitif düşünürler.

-Üretkendirler.

-Başarısızlık halinde bırakmazlar.

-Şikâyet etmezler.

-Davranışlarının sorumluluğunu üstlenirler.

-Konuşmaktan ve görüş açıklamaktan çekinmezler.

-Zamana ve değişime ayak uydururlar.

2-SOSYAL LİDERLER

-Temas kurulabilirler.

-Geri bildirim verirler.

-Sorumluluk ve yetki verirler.

-Gelişim için destek verirler.

-İyi dinleyicilerdir, iletişime açıktırlar ve göz teması kurarlar.

-Güvenilirdirler.

-İnsana insan gibi davranırlar, empatiktirler.*

Dönüp dolaşıp laf okul liderleri olan müdürlere ve öğretmenlere gelince şu analiz ortaya çıkıyor;

Her okul, "Müdürü" kadar okuldur...

Her öğrenci de "Öğretmeni" kadar öğrencidir ...

Gayreti kadar talebe, heyecanı kadar muallim, ilgisi kadar veli vardır.

Gayret+Heyecan+İLGİ =EĞİTİM **

Lider olmayan kurumlarda yöneticiler vardır, yönetirken yönlerini yitiren.

Masa ile kasa arasında sıkışan, nisa avcısı bürokrasi maymunları organizasyonları işgal eder. Makamı ve koltuğunu kaybetmemek için yükseğe daha yükseğe tırmanırken üzerine bastığı dalları kırar. Bir gün oradan inerken o dallara ihtiyacı olduğunu bildiği halde...

Defalarca duydunuz belki bu tip yöneticileri ve dahi gördünüz. Ancak ders biz öğreninceye kadar devam ediyor, Mirim.

Ders demişken bir öykü ile devam edelim mi Mirim?

Profesör bir öğrenciyi kürsüye çağırıp;

—Anlat dersi! demiş.

Öğrenci başlamış anlatmaya...

—Şimdi kürsünün üstüne çık, devam et!

Öğrenci kürsüye çıkıp devam etmiş.

— Kürsünün üstüne bir sandalye koy, üstüne çık devam et!

Öğrenci denileni yapmış.

— Şimdi sandalye üstüne tabureyi koy, devam et!

Öğrenci artık düşmemek için dengesini kontrol ederek konuştukça dediklerinde tutarsızlıklar başlamış.

Hoca dersi bitirmiş;

"İnsan yükseldikçe dediklerinde tutarsızlıklar olur, çünkü artık beyin söyleneni değil, bulunan yerden düşmemeyi önceler.***

Makama yükselmek için akıtılan terin değeri, makamı kaybetmemek için edinilen kirin bedeli vardır...

 Zahmetsiz yükselmek minnet borcuna, adaletsiz olmaktansa kaybetmeyi yeğlemek rahmet harcına düşürür...

Ne yükselmek için ne de düşmemek için alçal.... ****

Öyküdeki ip cambazlarına değil, halk goygoycularına değil popülist söylemlerle vaatlerde bulunan oportünistlere değil gerçek liderlere ihtiyacımız var.

Orkestrayı yönetmek isteyen sırtını kalabalığa dönmelidir.*****

Vesselâm.

Erhan Ziya SANCAR

Eğitimci Yazar