OKUL MÜDÜRLERİNİ DEĞERLENDİRECEK “ÜST”LERİN İŞİ ZOR!

Son dönemde yaşanan toplumsal, ekonomik ve teknolojik anlamdaki gelişmeler eğitim yönetimi anlayışının da değişimini zorunlu kılmaktadır.  Okul müdürleri de çağın getirdiği bu değişimlere ayak uydurmalıdırlar.

 

Geleceği görmek, bugünü değerlendirmek, büyük resmi çizebilmek gibi büyük sorumlulukları olan eğitim yöneticilerinin işi dışarıdan görüldüğü kadar kolay değildir aslında. Onlar; yeri geldiğinde bir öğretmen, formaliteler içerisinde kaybolmuş bir yönetici, yeri geldiğinde bir hâkim hatta birer inşaat ustası… Ama işi hakkıyla yapanlar için geçerli elbette bu! Bazı müdürler ise okul müdürlüğünü sıradan “masabaşı” bir iş veya “memurluk” gibi görmekteler, kimileri sadece okulun fiziki yönüyle meşgul olurken kimileriyse kurumunda çalışan öğretmenlerle uğraşmaktalar… Oysa işi hakkıyla yapmak isteyen eğitim yöneticilerinin bir takım bilgi beceri ve yeterliklere sahip olmaları ve sürekli kendilerini, bilgi birikimlerini güncel tutmaları şarttır. Sadece tek yönlü değil, çok yönlü olabilmeyi, olaylara çok yönlü yaklaşabilmeyi becerebilendir iyi müdür. Öğrenci başarısı üzerinde sadece öğretmenlerin değil okul müdürlerinin de büyük etkileri olduğu her kesimce bilinmektedir. Okul müdür ve müdür yardımcılarına uygulanan rotasyon uygulaması sonrası birçok okulun “eğitim iklimi” tamamen (olumlu veya olumsuz yönde) değişmiş, önceleri başarılı olan bir eğitim kurumu eski başarılarını ararken, başarısız okullar belki de ilk kez başarıyla kucaklaşmışlardır. Bazı eğitim kurumlarının, yönetimlerinin değişmesiyle birlikte huzur ortamları bozulmuş, bazıları da olması gerektiği gibi huzur ortamına kavuşmuşlardır.  Çünkü okul yönetiminin değişmesi; sadece eğitim ve yönetim anlayışının değişmesi demek değil aynı zamanda okulun “eğitim iklimi” nin de sil baştan değişmesi anlamına gelmektedir. Günümüzde çok göremesek bile eğitim yöneticisi eğitimin lokomotifidir. Çünkü “okul, müdürü kadar okuldur”,  çünkü “balık baştan kokar.”

 

  İçinde bulunduğumuz şu günlerde, okulların “eğitim iklimleri” açısından çok önemli bir dönemeçteyiz. Bilindiği üzere 10 Haziran tarihli eğitim kurumları yöneticilerinin görevlendirilme yönetmeliği ile birlikte birçok okul müdür ve idarecisi önümüzdeki eğitim öğretim yılına kadar değiştirilecek veya yeniden görevlendirilecek. Birçok okul müdürünün değişmesi demek; birçok okulun yeni eğitim - öğretim yılını yeni bir “iklimle” karşılayacak olmasıdır adeta. Eğitim sistemimiz için çok büyük bir şanstır bence okul idarecilerinin değiştirilecek ve “güncellenecek” olması. Sadece eğitim sistemimiz için değil il - ilçe milli eğitim müdürlüklerimiz adına da bir şanstır bu, tabi söz konusu yönetmelik hakkıyla uygulanır hakkaniyet çerçevesi içinde kararlar alınırsa.

 

Hiçbir milli eğitim müdürü başarısız, liyakatsiz “koltuğunu dolduramayan” eğitim yöneticileriyle birlikte çalışmak istemez ve bu onların en tabii haklarıdır. 15 Ağustos'a kadar milli eğitim müdürleri ve şube müdürleri işleyen bu takvimi çok iyi değerlendirmek, fazla mesai yapmak, gerekirse okul ziyaretlerinde bulunmak, başarılı ve başarısızı ayırt etmek, il veya ilçelerini eğitimde zirveye taşıyacak okul müdürlerini seçmek, kul hakkı yemek veya yememek gibi ağır bir sorumluluk ve vicdan yükü altındadırlar. “İşte Bu Müdürler Yandı!” (http://www.kamuajans.com/egitimpersoneli/haber/iste-bu-mudurler-yandi-452491.html) başlıklı yazımda da dile getirdiğim gibi “astlar” topu “üstlerine” yani milli eğitim müdürleri ve şube müdürlerine bırakacaklar. 

 

Birçok milli eğitim müdürü ve şube müdürünün yeni görevlendirildiği veya rotasyona tabi tutulduğu, birçoğunun hala görevine başlamadığı, görevine başlar başlamaz okul müdürünü değerlendirecek olması bu sorumluluğu artırıyor, bu yükü ağırlaştırıyor. Kâğıdını görmeden öğrenciye not takdir etmek, dersine hiç girmediğiniz bir öğrencinin derse katılımını değerlendirmek kadar zor ve ağır bir sorumluluk bu. İsimlerini karıştırdığım birbirlerine çok benzeyen iki öğrencimin, hayatları boyunca işlerine yaramayacak, karşılarına hiçbir zaman çıkmayacak davranış notlarını bile titizlikle kontrol ederek değiştiren, sınav kâğıtlarını ve sınav notlarını tekrar tekrar kontrol eden birisi olarak söylüyorum bunu! Ya ben çok korkağım, ya da Allah'ın bile “affedemediği” hak yemek benim korktuğum kadar korkulacak bir şey değil, bilemiyorum.

Oysa değerlendirme formu açıklamalar kısmında, en kıdemli ve kıdemi en az olan öğretmenin değerlendirme yapabilmesi için değerlendireceği müdür ile en az 6 ay çalışma şartı koşulmuş. Ne demek bu? Demek ki değerlendirme yapanların değerlendirdiklerini tanımaları şart! Değerlendirme yapacağınız kişinin okulunda çalışıyor dahi olsanız, aynı okulda bile olsa belli bir süre birlikte çalışmanız şart. Birlikte 5 ay çalışan bir öğretmen 5 puanlık evet sadece 5 (beş) puanlık bir değerlendirme yapamazken, bırakın okul müdürünü tanımayı, okulun yolunu dahi bilmeyen, sorsanız yerini gösteremeyecek, yeni göreve gelmiş, deneyimsiz bir milli eğitim müdürü veya şube müdürü 25 - 30 puanlık, hem de karşıdaki kişiyi her yönüyle tanımayı gerektiren bu değerlendirmeleri nasıl yapacak? Nasıl ki “bal demekle ağız tatlanmıyorsa” “değerlendirdim” demekle de tam bir değerlendirme yapılamaz. Milli eğitim müdürleri ve şube müdürleri de öğretmen kökenli kişiler değiller mi? Yoksa gizli, insan veya “öğretmen üstü” güçleri mi var, ya da sihirli sopaları mı?

 

Büyük bir ikilem çıkmazındayım: Ben yine de değerlendirme yapacak üstlerin, yaptıkları değerlendirmelerin sonuna kadar arkasında duracaklarına, onların da kendi üstlerinden hiçbir şekilde direktif almayacaklarına, bütün eğitim kurumu yöneticilerinin hakkıyla görevlendirileceğine inanıyor, inanmak istiyorum. Değerlendirme yapacak üstler umarım derslerine iyi çalışacaklardır, en azından ben öyle ümit ediyorum. Yoksa hakkıyla çalışan oturduğu koltuğu her anlamda hak eden ama “kimsesiz” müdürümün koltuğu tehlikede mi, yoksa yıllarını eğitime vermiş eğitim emektarları - idareciler küstürülecek mi, yoksa bu işler benim düşündüğümden farklı usul, yol - yöntemlerle mi yapılacak, yoksa yine mi hak yenecek,  yoksa eğitim sistemimizle yine mi “kumar oynanacak” yoksa yoksa… Varsa bilen beri gelsin!

                                                                                                        Gürdal KARABIYIK

 

            Bu yazı/habere ait tüm haklar Kamuajans.com'a aittir. "Kamuajans.com" şeklinde link verilmesi kaydıyla içerik kullanılabilir. Link vermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır.