Eğitim meselesi ile ilgili olarak yazdıklarımı okuyan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce aradı.

“Siyasetçi, genel başkan, eski Cumhurbaşkanı adayı olarak değil eğitim delisi, fizik öğretmeni Muharrem İnce olarak arıyorum” diyerek.

“Fatih Bey, 40 yıllık bir eğitimci olarak söylüyorum, öğretmenin derdi asla rütbe ve para değildir. Öğretmen idealist insanların mesleğidir ve maaş, rütbe öğretmen için hiçbir zaman ilk sırada olmamıştır” diye girdi lafa.

Anadolu’nun ücra bir köşesinde, bir dağ başında sabah erken kalkıp sobayı yakıp, sınıfı mümkün olduğunca sıcak bir hale getirdikten sonra öğrencilerini karşılayan, cumartesi pazar gününü öğrencilerine ücretsiz özel ders vererek o Anadolu çocuklarını Boğaziçi üniversitesine sokmaya çalışan öğretmenin derdi emin olun para ve rütbe değildir” dedi.

“Peki nedir?” dedim.

“İş barışıdır, saygı görmektir. Düzgün bir eğitim sisteminin parçası olmaktır. Bakanlıkta bir noktaya gelebilmek için liyakate değil, imam hatip mezunu olup olmadığına bakarsanız, Eğitim Bir Sen adlı sendikaya üye olmayan tek bir okul müdürü ya da yönetici atamazsanız, Milli Eğitim'de yönetici olmayı Eğitim Bir Sen adlı sendikanın üyesi ve din dersi öğretmeni olma şartına bağlarsanız iş barışını ve öğretmenin en önemli gücü olan şevkini yok edersiniz”

İnce’ye göre en önemli tartışma “Öğrenci kimin” tartışması.

“Öğrenci devletin mi, ailenin mi, toplumun mu? Baskı rejimleri öğrenciyi devletin zanneder. Muhafazakar düşünce ailenin diye düşünür, sol düşünce ise toplumun malı zanneder öğrenciyi. Oysa hiçbiri değildir. Öğrenci kendinindir, bireydir. Bu üç tarafa düşen o bireyin gelişmesi için uygun ortam yaratmaktır. Kindar mı olacaklar, dindar mı olacaklar, ne olacaklarına kendileri karar verir. Empoze edemezsiniz.”

Muharrem İnce’ye göre okullarda aynı hastanelerde olduğu gibi bir sistem kurulmalı.

Öğretmenlerin gözü MEB'de ! 2023 yılı alan değişikliği yapılacak mı ? Ne zaman yapılacak? Öğretmenlerin gözü MEB'de ! 2023 yılı alan değişikliği yapılacak mı ? Ne zaman yapılacak?

“Okullarda müdür öğretmenden olmamalı. Nasıl başhekim ayrı, hastane müdürü ayrı ise okul müdürü idari işlerle uğraşacak, malzeme alımı yapacak, muhasebe tutacak, gelir yaratmaya çalışacak bir işletmeci olmalı. Ama bir de benim eğitim önderi diye tanımladığım, başöğretmen olmalı her okulda. Bunu da okul içi seçimle, performans değerlendirme yöntemleriyle bulabilirsiniz. O zaman tüm öğretmenler de buna saygı duyar. Eğitim Bir Sen üyesi, din öğretmeni olması gerekmeyen, hak ettiği için orada oturan bir başöğretmen öğretmeni mutlu eder, öğrenciyi mutlu eder, iş barışını sağlar. Öğretmenleri de gereksiz ve tartışmalı bir sınavla değil, beceri setleri ile düzenli olarak takip eder o şekilde değerlendirirsiniz. Zor değildir. dünyada da çok örneği vardır” dedi.

Faih Altaylı