Bir LGS sorusu üzerinden iki öğretmen arasında geçen konuşmayı sizlerle paylaşıyorum.

En azından birtakım sorgulamalar için…

Sisteme ve sınavlara dair…

Artık ele avuca değil, okula sığmayan öğrenciler var karşımızda.

-       Bir akademisyenin feryadı... LGS sorusu abi...

Adam haklı...

-       LGS sorusu seviyesinde anlamında mı abi?

-       LGS deneme sorusu abi.

               Ama epey zorlama olmuş.

              Akademisyen de soruyu hazırlayan bile sözlüğe bakmadan çözemez demiş.

              Bence haklı...

-       Abi, zaten değişik yayınevi gördüm mü tırsıyorum. Hele ki okulda ve son saatlerse... Acayip antik kuntik sorular. Yav,  akıl yürütsün bulsun. Ne bileyim, gündelik hayatla ilişkilendirsin çocuk. Asıl amaç da bu zaten ama gel gör ki… İstiyor ki soruyu hazırlayan, benim beynime girsin. O derece yani.

-       Soruyu okuyorsun D ama şöyle bakarsan bu olmaya da bilir

                Abi, TDK'ye bakmadan gönül rahatlığı ile D diyemiyorsun.

-       Aynen abi, yani gereksiz ve amacından sapıyor sonra çocuk da nefret ediyor. Soru çözmekten…

-       Abi, bu sorular dili içinden çıkılmaz hale getiriyor.

                İşi basit, sade yapmalı.

                Lakin burada da olay seçme olunca...

                Mecburi zorlaştırma ve zorlama oluyor.

                Yoksa bir çocuk için kelimeler yoruma açık olmalı. O da açık uçlu sorularla oluyor tabii.

                Ve dil öğretiminde kavramsallaştırma olmamalı.

                 Doğal bir öğretim daha uygun...  Doğal akışında velhasıl.

-       Abi, seçme olayı paragrafta olsun akıl yürütme şeklinde olsun bu biraz zar atmaya dönüyor.

                Ve dil öğretiminde kavramsallaştırma olmamalı.

                Aslında bunu ben öğrencilere de diyorum. Korkmasınlar diye. Sen söyleyince belirdi bende de. Çok doğru…

-       Ben kendimi kavramlar olmadan ve dayatılan kavramlar olmadan daha rahat ve özgür hissediyorum. Ders su gibi akıyor. Sen de yakalamışsın abi. Bence bizim gibi hisseden ve düşünen çok... Mesela mecaz diye öğretmesek... Gerçek demesek... İnan ki çocuklar bocalıyor.

                Kavram bence işi karıştırıyor.

-       Evet, hatta bir soru sor, cevabı mecaz anlam deme, tanımını ver,  mecaz anlamı çözemez çoğu öğrenci. Bir de amaçtan kopuyor. Kavramsallaşınca. Hayatla ilişkilendiremiyor. Sanki öğreneyim bitsin gitsin diyor. Halbuki konuştuğu dil bu hayatın içinden.

-       Aynen öyle abi... Çocuk için okul sahte bir hayat. Her şeyin sahtesi okulda. Öyle bakıyor. Okula adım attığı an başka bir dünyaya ve zihne giriyor sanki. Hayattan kopuyor adeta.

                Ben de sık sık öğrendiklerinin hayatta kullandıkları olduğu söylüyorum. Ama şartlanmışlık                           söz konusu... Farkındalık yaratamıyoruz bazı açmazlardan dolayı. Okulun yüzü ve özü değişmeden derslerin hepsi güme gidiyor. Bir şiir okudum bugün. Çok manidar.

❤️

Çocukların dönüştü ve oldu. Biz geride kaldık.

-       Evet… Çocuklar dönüştü, okul yaya kaldı.

                Artık okullar dalga konusu... Makas açılıyor.

-       Öyle abi hele bu okulda bu kafayla, sistemle, idareyle…

                Sadece vakit doldurup çocuk ve sistemi avutuyoruz.

-       Öyle abi... Ne yazık ki… Ama elimizden geldiğince derslerimiz hayat olacak. Her ne kadar sınav baskısı olsa da…

Okuyoruz okumaya ama sınavlar için ve sınavlara kadar…

Bundan kurtulursak inanınız harikalat yaratacağız.

Saygılarımla….

Yusuf SEVİNGEN