Öğretmenlerin Eğitim Sorunları

Doç. Dr. İbrahim HABACI hocamızın çalışmalarından destek alınarak yaptığımız bu çalışmanın tamamının öznesi öğretmendir. Bir eğitim sisteminin çeşitli kademelerinde verilen eğitimin niteliği birçok etkene bağlıdır. Bunlar; öğretmenlerin nitelikleri, yetişmeleri, yönetsel düzenlemeler, eğitimsel olanaklar, öğretmenlerin ücretleri ve transfer durumlarıdır. Öğretmen sorunları ile eğitimin niteliği arasında doğrudan bir ilişki vardır. Öğretmenin niteliği, eğitimin niteliğini doğrudan etkiler. Öğretmen eğitim-öğretim kurumlarının en önemli öğelerinden biridir. Bu yüzden eğitim sorunları öğretmenden bağımsız düşünülmemelidir. Hiç bir eğitim sistemi, o sistemi işletecek personelin niteliğinin üzerinde hizmet üretemez. Eğitim sisteminin en önemli öğelerinden biri olan öğretmenin niteliği, mesleğin ve mensuplarının sorunlarıyla yakından ilişkilidir. Cumhuriyetin başlangıcından beri öğretmenlerin sorunları ülke gündemini her dönemde meşgul etmiştir. Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar sonucunda öğretmen sorunlarını meslekî ve meslek dışı olmak üzere iki gruba ayırmıştır.

1) Meslekî Sorunlar: Öğretmenlerin Sayısal Sorunları, gelişmekte ve nüfusu hızlı artmakta olan toplumlarda istenen nitelikli öğretmen yetiştirme ve istihdam etme her zaman bir sorun olarak görülmüştür. 2010‟lu yıllarda ülkemizde sayısal bakımdan öğretmen yetersizliği söz konusu olmaktan çıkmış bazı alanlarda öğretmen fazlalığı baş göstermiş ve ülke genelinde coğrafi alanlara uygun olarak öğretmen dağılımında denge sağlanamamıştır. 4+4+4 Sistemiyle birlikte birçok alanda öğretmen ihtiyacı ortaya çıkarken bunun yanında öğretmen fazlalığının baş gösterdiği alanlarda ortaya çıkmıştır. Bunun yanında bölgelere dengesiz bir şekilde öğretmen dağılımları karşımıza çıkmaktadır. Birilerine şirin gözükmek için özellikle doğu bölgelerinde çalışan öğretmenleri bir şekilde batıya kaydırılma yollarına başvurulmuştur. Şu anda uygulamada olan sözleşmeli öğretmen sisteminin de elimizde patladığını çok net bir şekilde görmekteyiz. Atandığı bölgede kesinlikle tüm haklara sahip olunacak şekilde en az dört yıl kalınması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.

2) Öğretmenlerin Eğitimi Sorunları: Türkiye öğretmen yetiştirme konusunda köklü bir deneyim ve birikimine sahiptir. Tarihte ilk öğretmen okulu 16 Mart 1848‟te açılmıştır. Aslında bu tarih geç değildir. Öğretmenliğin meslekleşmesi, Avrupa‟da da benzer gelişim gösterir. Türkiye‟de ilk açılan okulun ardından sonraki yıllarda ilk öğretmen okulları, köy enstitüleri, yüksek öğretmen okulları, eğitim enstitüleri, eğitim yüksekokulları vb. model ve uygulamalarla öğretmen yetiştirilmiştir. Günümüzde öğretmen yetiştiren kurumlarımız üniversiteler içinde bulunan Eğitim fakülteleridir. Eğitim fakülteleri bu görevi, ortaöğretim öğretmenliği için genelde Fen-Edebiyat Fakülteleri ile birlikte ortaklaşa yapmaktadır. Günümüzde nicel olarak sayısı artmış olan fakültelerimizde nitel olarak birçok eksiklik baş göstermiştir. Öğrencilerin düşük puanlarla alınması, Akademik çalışmalarının öğrencilere yapılmaması, Öğrenilmesi gereksiz olan birçok konunun gençlerin önüne sürülmesi, öğrencilerin sahadan uzak tutulması, yapılan staj programlarının fevkalade kalitesiz olması… Gibi sorunlar öğretmen kalitesinde olumsuzluklar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’den zorunlu bağış açıklaması Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’den zorunlu bağış açıklaması

3) Öğretmenlerin Hukuki Statüleri: Öğretmenler 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna tabidir Öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirilmesine yönelik olarak yapılan çalışmalar yetersizdir. Öğretmenlerin yükselme, yöneticiliğe atanma ya da kariyer planlamasına yönelik yapılan düzenlemeler ya nesnel olmayan ölçütlere dayandırılmakta ya da belirlenmiş nesnel ölçütlere uyulmamaktadır. Bazı öğretmenleri kendilerini geliştirme yönünde harekete geçirse de, öğretmenler arasında huzursuzluğa da neden oldu. Uzman öğretmen ve ya başöğretmen olanların diğerlerinden daha nitelikli öğretmen olduğuna ilişkin deliller yeterli görülmemektedir. Günümüzde bir de sınav sistemin getirilmesi öğretmenler arasında gereksiz bir rekabeti de beraberinde getirmiştir.

4) Öğretmenlerin Ekonomik Sorunları: Bireyler, öncelikle fizyolojik ve biyolojik gereksinimlerini gidermek ister ki, bu durum maddi koşullar ile yakından ilişkilidir. Ancak, bu gereksinimler giderildikten sonra daha üst düzeyde beklentilere karşılık aranır. Öğretmenlerin de çalıştıkları işten doyum sağlamaları ve daha verimli olabilmeleri için maddi açıdan belli bir gelir seviyesinin üstünde olmaları gerekir. Türkiye‟de öğretmenler, Cumhuriyet döneminin başından günümüze kadar ekonomik olarak istenen seviyeye ulaşamamışlardır. Bu ise mesleğe atfedilen değeri düşürdüğü gibi, meslekte çalışanları da olumsuz yönde etkilemiştir.

5) Öğretmenlerin Örgütlenme Sorunları: Her meslek kendi üyelerinin çıkarlarını, haklarını korumak ve sorunlarını dile getirmek için örgütlenmektedir. Öğretmenlik mesleğinin çıkarlarını, özlük haklarını ve toplumdaki saygınlığını korumanın bir yolu da öğretmenlerce kurulmuş bir meslek örgütünün var olmasıdır. Mesleğin saygınlığını, örgütün gücü ile doğru orantılıdır. Güçlü örgütlere sahip olan meslekler, güçlerini toplumun politik, ekonomik kararlarının belirlenmesinde de kullanılmaktadır. Öğretmenlerin örgütlenme biçimi partizanlığın ve çıkar seviyesinin ötesine geçilemediği için herhangi bir kazanımın kazanılması da imkansız hale gelmiştir.

B) Meslek Dışı Sorunlar,

1) Kişisel sorunlar: Öğretmenlerin kişisel sorunları çok farklı olabilir. Herkesin ufak ya da büyük sorunu vardır. Bunlar geçici olduğu gibi kalıcı sorunlar da olabilir. Burada daha çok öğretmenlik mesleğini ilgilendiren ruhsal durum, sağlık vb. bazı sorunlar açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Örneğin, sıcak, hevesli, heyecanlı, işe yönelik, düzenli olma, çeşitli materyal kullanma, açıklamalar yapma, derse bir önceki dersi özetleyerek başlama, arka arkaya birkaç soru sorma yerine tek ve açık bir soru sorma öğrenci başarısı ile olumlu ilişki gösteren öğretmen davranışları olarak bulunmuştur. Öte yandan eleştirme, kınama, küçük düşürücü sözler söyleme, yarışmayı teşvik etme, cinsiyet yönünden ayırım yapma ise olumsuz ilişki gösteren özellikler olarak sıralanmıştır.

2) Toplumsal sorunlar: Öğretmenin rolü, sadece okulla sınırlı değildir. Onun toplumda saygınlığı, statüsü ve imajı, okul içi ve okul dışı etkililiği ile yakından ilişkilidir.

3) Siyasal sorunlar: Öğretmenlerin siyasi parti ve iktidarla ilişkileri, eğitim ve okul politika ve uygulamalarına katılımları siyasal sorunlar olarak tanımlanabilir. Öğretmenin siyasi çevrelerle ilişkileri, onun gücünü arttırır. Çünkü her ne tür ve düzeyde olursa olsun, her türlü eğitimin bir siyasî boyutu da vardır. Öğretmen günlük siyasî çekişmelerden uzak, ülke siyasetine uygun rol ve görevleri üstlenmek durumundadır. Ancak bu rolün tanımlanması ve gerçekleştirilmesi pek de kolay değildir. Bundan dolayı bazen siyasî sorunlar, mesleği önemli ölçüde etkilemektedir.

Dünyamızın giderek küçülmesine karşılık eğitim alanındaki sorunların giderek çoğaldığı bilinen bir gerçektir. Türkiye‟de de birçok toplumsal sorunun temelinde eğitimin yer aldığı ve ne yazık ki bu sorunların gün geçtikçe daha karmaşık hale geldiği bilinmektedir. Bu durum eğitimle ilgili kişi ve kurumların konuya daha büyük bir hassasiyetle eğilmelerini zorunlu hale getirmiştir. Toplumumuzda süre gelen sorunların çözümü için eğitime duyulan ihtiyaç açıkça ortadadır. Öyleyse sorunların çözümü öncelikle eğitimde aranmalı, dolayısıyla öğretmen sorunlarının çözümlenmesi düşüncesinden esinlenerek hareket edilmelidir. Geçmişte olduğu gibi bugün de öğretmenlerin birçok sorunla karşı karşıya oldukları göz ardı edilmemelidir. Yaptığımız araştırmaya göre; öğretmenlerin sorunları, daha çok ekonomik ve hukuki boyuttadır. Ekonomik sorunlar arasında öğretmenlerin geçim sıkıntısı ve maaşlarının azlığı vurgulanırken, hukukî boyutta daha çok çalışma koşullarının güçlüğünden söz edilmiştir. Maaşların azlığına vurgu yapılan ekonomik sorunlar, genelde diğer sorunlarla da ilişkilendirilmiştir. Öğretmenler, eğitim politikalarında sıkça yapılan değişiklikler, ekonomik güçlükler, iş yükü, veli ve öğrencilerin ilgisizliği, okul yöneticileri ile yaşanan sorunlardan dolayı işlerinde yetersizlik, doyumsuzluk ve tükenmişlik yaşamaktadırlar.

ERCÜMENT ZÜNGÜR ( Mahir Kolyiğit İlkokulu)