Eskiden öğretmen olunca "Yuppi!" derdik.

Artık öğretmen olunca uzman öğretmenliğin ve başöğretmenliğin altında ezileceğiz.

Canımız çıkacak.

Öyle görünüyor.

İnşallah öğretmenlik ruhunu kaybetmeyiz.

"Yuppi!" sevincimizi de kursağımızda bıraktılar valla.

Demek ki öğretmenliğe atama sevincimizi de çok gördüler.

Gülücüklerimizi de yasa ile şöyle bir güzel sıyırıp aldılar.

Bundan böyle önümüze koyacakları sürelerle ve sınavlarla öğretmenliğimizi habire test edecekler.

Biz öğrenciye sınava çalış da kazan diyeceğiz; öğrenci de bize sınav çalış da uzman öğretmen ol, başöğretmen ol öğretmenim diyecek.

Artık sınavlara hazırlık soruları paylaşırız derslerde de...

Karşılıklı...

Neyse, yine boş konuştum.

Öğretmen camiası buna da uyum sağlayacaktır elbette.

Baksanıza hemen başlamışlar bile çalışmaya.

Kitap araştırmalarına...

Kitap tavsiyelerine...

Yayınevi salık vermelerine falan filan...

Yayınevleri pusuda bekliyordu zaten.

Şıpıdık devreye girer.

Hiç meraklanmayın.

Hazırlarlar bir kitap, önlerinize koyuverirler, üç kuruş daha fazla almak için de çocuklar gibi soru çözeriz.

Dershane takviyesi olur mu?

İşte onu bilemem.

Resmen bir sektör oluşacak.

Tabii pusuda bekliyor kurtlar (serbest piyasa erbabı), şöyle bir bakacaklar, ona göre şekil ve pozisyon alacaklar.

Siz hiç meraklanmayın.

Değerli öğretmenlerim siz Kanun’u içinize sindiremezsiniz bu haliyle, biliyorum, elden de bir şey gelmiyor, iyisi mi direkt yiyin gitsin.

Sendikalara baksanıza size nasıl da poz kesiyorlar.

Hem de birbirlerine üstünlük taslayarak...

Tek amaçları var, varsa yoksa üye sayısı yani nicelik...

Allah’ınızı severseniz bir sendika söyleyiniz bana, bu Kanun’a karşı kazanım elden edecek hareketleri ve eylemleri yapan?

İşleri güçleri poz kesmek...

İşleri güçleri -mış gibi yapmak...

Ya da birbirleri ile sürtüşmek...

Ben şunu yaptım, ben bunu yaptım sürtüşmeleri...

Yaptıklarını bile başa kakıyorlar.

Gerektiğinde minnet talep ediyorlar.

Mihneti öğretmene, minneti onlara gidiyor.

Gelin görün ki söz konusu Kanun sürecinde hiçbir şey yapmadılar bence.

Dişe dokunur bir eylem yok ortada.

Aslında sendikalar her ne kadar Kanun’a itiraz ediyor gibi görünseler de ne yazık ki olay kanunlaşınca yelkenleri suya indirip konjonktüre göre davranarak üyelerini sınavlara hazırlamaya hazır ve nazırlar...

Kanuna sert muhalefet eden bazı sendikalar, kuvvetle muhtemeldir ki uzman öğretmenliğe ve başöğretmenliğe hazırlık kitapları temin etmeye çoktan başlamış olabilirler.

Temin yani tedarik sonrası üyelerini, karşı çıktıkları Kanun’un getirmiş olduğu düzenlemelerin ve uygulamaların içine daldıracaklar.

Serde şu kadar üyemiz uzman öğretmen, şu kadar üyemiz başöğretmen, şu kadar üyemiz yönetici havasını atmak var.

Eğitim ortamını bu hava ile abluka altına almak gibi bir niyet de besleniyor olabilir.

Her ne kadar bu kariyer basamakları ile öğretmenleri ayırmıyoruz deseler de bana göre uzman öğretmenliğin ve başöğretmenliğin sirayet edeceği yerleri zamanla ve uygulamada göreceğiz.

Ve sirayetin ne gibi haksızlıklara ve adaletsizliklere yol açtığını da...

Halihazırdaki öğretmenler hem deneme tahtası hem de kurban...

Lakin görünen o ki milyonlarca öğretmen, uzman ve başöğretmen olmak için gecesini gündüzüne katacak. Çünkü ekonomik darboğazın ortasında maddi olarak nefes alacaklar. Tabii ki gayet anlaşılır bir durum... Öğretmeni bu hallere düşürenler hicap etsin, diyelim.

Hem maddi getirisi var dedik hem de muhtemeldir ki bir başka süksesi olacaktır.

Bilhassa veliler nazarında...

Artık veliler uzman öğretmenler ve başöğretmenler için sıraya girer.

Alın size eğitimde oluşacak bir kuyruk...

Okul müdürünün başının etini yerler.

Devreye milletvekili antetli resmi yazılar koyabilirler.

Bana göre bu Kanun’dan sonra okul yöneticilerinin işi on kat daha zorlaşır.

Müdür ise bu durum karşısında çareyi, sınıfları iyi ve kötü diye ayırmak da bulur.

Sınav yapar gerekirse...

Önceki dönem notlarına bakılır vs...

İyi sınıfları başöğretmenler alır, vasatları uzman öğretmen, kötüleri öğretmen...

Bu ihtimalleri yazarken bile mahcubum...

Görüyorsunuz Kanun’un zemin hazırladığı ayrılıkçı çözüm yollarım...

Bunu her fırsatta ve eğitimin her alanında deneyebilirim.

Özellikle yönetmekte sıkıştığım zamanlarda...

Bir çareye başvurmam gerektiğinde...

Yani müdürün çaresi, öğretmenin başının çaresine bakması olur.

Nasıl olsa kapı gibi Kanun var.

Yetki vermese de başöğretmenin elinde kapı gibi belgesi var, uzman öğretmenin de...

Siz nasıl olur da bir başöğretmene bunu yaparsınız, diyerek öğretmen ile başöğretmen arasındaki fark fiilen yüzümüze vurulabilir. Resmiyette olmasa da...

Zaten bu Kanun, öğretmenlerin arasını açabilecek fiili durumlara çok güçlü bir biçimde zemin ve ortam hazırlıyor.

Öğretmenin kapı gibi eğitim fakültesi diploması, eğitim öğretim ortamında onu sanki kenarda tutacak. Hem de bu Kanun ile...

Öğretmen, sanki dış kapının mandalı olacak.

Kanun’da yok, demeyin...

Eğitim sahasında bu Kanun istismara çok açık...

Hem uygulayıcısı olan oportünist ve art niyetli yöneticilerce istismar edilebilir.

Öğretmene karşı bir silah gibi kullanılabilir mesela.

Hem bizzat bazı öğretmenlerce...

Hem velilerce...

Hem öğrenciler tarafından...

Hep beraber, yani tüm paydaşlar ile, Kanun’un sahadaki hakiki sonuçlarıyla şöyle bir güzel yüzleşeceğiz.

Haberiniz olsun.

Bakalım o zaman bu Kanun’u kimler güzelleyecek?

Nokta!

Saygılarımla...

Yusuf SEVİNGEN