Öğretmenlerin Gündemi
Uyarı: Bu yazıdan ‘öğretmenler, gününü gün ediyorlar.’ anlamı çıkmaz.
Geçenlerde sosyal medyada gezinirken  ‘Öğretmen forumlarında konuşulan konulara bir göz atın, kaç tanesi çocukları ve eğitimi ilgilendiriyor?’ ifadeleri kullanılarak bir paylaşımda bulunulduğunu gördüm.
Tırnak içinde,  altı çizili şekilde  verdiğim söz konusu ifadeler ile soru yolu kullanılarak  öğretmenlere yönelik  bir eleştiri getiriliyor aslında. 
Bu eleştiri şu:
- Öğretmenlerin gündeminde ne çocuklar var ne de eğitim...  Öğretmenin gündeminde yalnızca kendilerini ilgilendiren dönemlik konular var.
Öğretmene yöneltilen bu eleştiri,  gerçeklerin peşinde isek  ve iğneyi kendimize batırabilecek öz cesarete sahip isek ders verici ve düşündürücüdür. Yani şapkayı önümüze koymayı gerekli kılar, başımızı iki elimizin arasına almayı da...
Ama öğretmenlerin çocuklar ve eğitim olmayan gündemlerini de külliyen öğretmene yüklemenin haksızlık olacağı kanaatindeyim. 
Zira öğretmene bu konulardan bazılarını  konuşturanın ve öğretmeni  bu konulara  yoğunlaştıranın;  yönetimsel/idari  birtakım hatalar, plansızlıklar, ikilemler, kararsızlıklar, duyarsızlıklar, duygusuzluklar, bencillikler, izansızlıklar vs. olduğunu düşünenlerdenim. Şöyle ki;
Öğretmenler, her dönem belli konuların sürüncemesinde bırakılıyorlar  ve orada  takılıyorlar. Ve o konuların mahkumiyetleri ve mecburiyetleri arasında kıvrandırılıyorlar. Kendilerini mağdur eden, kendilerine sıkıntı yaratan o konularla cedelleştiriliyorlar.  
Velhasıl  öğretmenler, bir türlü kendi konularına gelemiyorlar. 
Dönem dönem  nükseden özel  konular arasında sıkışıp kalıyorlar. 
Bazı konular öyle ki temcit pilavı gibi... Artık o konuların öğretmenler açısından sıkıntı, mağduriyet  ve sorun olmaktan çıkması lazım. Ve öğretmenler kafa rahatlığına kavuşması gerekir. Bu, çok çok önemli... Mesela sözleşmelilik, aile bütünlüğünün sağlanması, iller arası ve il içi  atamalar, mülakatlar,  rotasyon dedikoduları  gibi... 
Ve bu anlattığımız  nedenlere bağlı olarak inanınız öğretmenler;  bir türlü kendilerini bulamıyor, kendilerine gelemiyor.  
Zaten öğretmen kendisini bulmak için çabaladığında yarenleri öğrencileri ile  bir yolculuğa çıkacaktır. 
Bu yolculuğun tabii ki gündemi aşağıya sıralayacağımız konular olmayacaktır. Sıkıntı, mağduriyet ve sorun yaratmayan konular,  gündem olmaz zaten.  Doğal olarak konuşulmaz da.  Öğretmen,  bu yolculukta aşama aşama bir öğretmen-lik kimliği tesis edecektir kendisine.  Salt kendisi... Tabii yanında da yareni olacak. O da öğrenci.
Bakınız,  öğretmenler forum sayfalarında neler konuşuyorlarmış:
1- Didim İlksan Sosyal Tesisleri
2- İkinci il dışı atama istiyoruz
3- Muğla’ya eş durumu tayini
4- En iyi akaryakıt hangisi
5- Seçim paraları ödeniyor
vs...
Öğretmenlerin forum sayfasında konuştuğu bu  konular üzerinden ‘öğretmenler meslekleri ile ilgisiz’ diye bir genelleme asla yapmam. 
Elbette forum sayfasında konuşulanlar bir gösterge  de olamaz.  
Ama öğretmenler olarak şunu görebilmemiz  lazım. 
Evet, öğretmenler olarak iğneyi kendimize batıralım çuvaldızı başkasına. 
MEB de burada  iğneyi kendisine çuvaldızı başkasına batırsın. 
Ve biz öğretmenler olarak kendimizden başlayalım. Şu soruyu soralım kendimize:
Bizler, forum sayfalarını bırakınız, öğretmenler kurulunda, zümre öğretmenler kurulunda, şube öğretmenler kurulunda ve diğer kurullarda/toplantılarda  hakkını vererek eğitimi ve çocukları konuşabiliyor muyuz?
Cevabı size bırakıyorum.
Bu soru yalnızca öğretmenlere değil, yönetenlere de... Yalnız yönetenlere yöneltirken ‘eğitim ve çoçuk’ konularının yanına ‘öğretmenin özlük hakları,  itibarı ve öğretmenlik kimliği’ konusunu da ilave ediyorum. Bu şekliyle soruyorum onlara da...
Efendiler!
Öğretmenler , artık eğitim ve çocukları konuşabilmeli. 
Onları,  belli konularda sıkıştıran,  özlük hakları vs. ile ilgili konulara mahkum eden idari anlayışı ve bakışı,  öğretmeni anlayan, hisseden ve düşünen bir bakış ve anlayış  esasına ve şekline getirmeliyiz. 
Bunu başarabilirsek öğretmenler;  öğretmen-lik kimliğini tesis edebileceklerdir, yarenlerinin öğrenciler olacağı o öğrenme yolculuğuna çıkabileceklerdir. 
Bu yolculuğun gündemi, çocuklar ve eğitim olacaktır. 
Ve sonunda  öğretmenler, kendilerini öğretmen gibi hissedecek ve düşünecektir. MEB’in idari yönden burada büyük sorumluluğu vardır. 
Not:  MEB;  öğretmenleri kaygıya, endişeye, güvensizliğe sevk edecek konular ile ilgili  öğretmeni düşünen ve hisseden adımlar atarak  öğretmenler de bu adımlara karşılık adımlar atarak  el ve ayak (mecaz)  birliği ile öğretmenlerin gündemi ‘çocuk ve eğitim’ olarak güncellenebilir. İnanınız, bu güncelleme karşılıklı  adımların doğal sonucu olur. 
Saygılar.
Yusuf SEVİNGEN