Herkesin malumu 12 Mayıs 2022 Perşembe günü yayınlanan Resmi Gazete’ de belirtilen Öğretmenlik Kariyer Basamakları yönetmeliği hepimizin hayatına girmiş oldu.

        Başlarda çok gündemde olmasa da özellikle 18 Temmuz 2022  günü başlayan 180 saatlik Uzman Öğretmenlik Eğitim  ile  240 saatlik Başöğretmenlik Eğitim Programlarıyla bu konu tekrar gündeme gelmiş oldu. Bu konunun, gerek sahada bu işin muhatabı olan öğretmenlerimizin  sosyal medya platformlarında başlattıkları sınava itiraz niteliğindeki paylaşımları, gerek  STK’ların çeşitli açıklama/ görüşmeleri  ve gerekse de siyasi partiler tarafından yoğun bir şekilde tartışılması günlerdir ülkemiz için neredeyse birinci gündem haline geldi.

        Peki öğretmenler neye itiraz ediyor?

         Doğrusunu isterseniz asıl can alıcı soru budur ve tabii cevabı da…Fakat dikkat edilirse onca yazılanlar, çizilenler arasında bu soru ve cevabına ilişkin pek bir şeye rastlamazsınız ,çünkü tartışmalar genellikle konun muhatapları dışında ,yüzeysel olarak devam etmekte ve sınava itiraz gerekçeleri pek ortaya konulmamaktadır.

        Sorunun cevabına gelirsek;

        Bir kere sınavda sorumlu tutulan konulara bakılırsa 70 puan barajını geçmek için Kasım ayı ortalarına kadar ciddi bir çalışma sürecine girilmesi neredeyse şattır. Bu eğitim programımlasın süresi Eylül ayında bitecek ama sadece izleme/dinleme yoluyla 180 saatlik eğitim programın onca ağır konularından sorulacak sorulara çalışmadan cevap vermek çoğu kişi için kolay olmayacaktır. Ancak şimdiye kadar sınavın yapılıp yapılmayacağı tartışmaları gölgesinde tatil yaparken videoları izleyen, kimisi de yazı fırsat bilip gittiği memleketinde ziyaretlerini sürdüren ,belki de çok az da olsa yaz aylarında bağ-bahçe işleriyle uğraşan, bütün bunlardan dolayı derinlemesine bir çalışma sürecine girmeyen öğretmenlerimizin olduğu bilinmektedir. Hele de öğretmenlerimizin 12 Eylül’de başlayacak olan 2022-2023 Eğitim, Öğretim yılı ile birlikte gireceği yoğun bir temponun içerisinde sınava zaman ayırması çok zor görünüyor. Ve diğer birçok sebepten dolayı çalışma fırsatı bulamayan, şimdiden sınava karşı olduğunu söyleyip sınava girmeme kararlılığında olanlar, diğer yandan sınavı boykot edip üyelerinin sınava girmesini istemeyen sendikalar ile birlikte sınav sonrasında sahada birçok tartışmanın, yaşanması istenmeyen olayların olması ihtimali mevcuttur.

      Bunlardan bazıları şunlardır;

       1.Bazı kurumlarda özellikle de öğretmenler odasında, sınavı kazanan ile kazanmayan, sınava giren ile girmek istemeyen açısından kurum içi çalışma barışını sekteye uğratacak problemler doğurabileceği ve hatta ast-üst ilişkilerinde gerginliklere sebep olacağı öngörülmektedir.

2-Sınavı kazanmadığı, ya da sınava girmediği için  veli nezdinde “öğretmenlik yetkinliğinde olumsuz bir durumun olduğu” algısının veliler arasında yayılması ihtimali ve bunun da tercih sebebi olarak özellikle kayıt dönemlerinde ortaya çıkması birçok soruna sebep olacağı düşünülmektedir.

        3-Öte yandan yönetmelik bu haliyle kaldığı sürece her yıl sınav yapılması zorunluluğu, bu tartışmaların tekrar tekrar gündeme gelmesine sebep olacaktır. Eğitimin en özlemli unsuru olarak bilinen öğretmenlerimizin toplumda hiç istememelerde bu konu ile tartışmaların içerisinde olmaları tabii ki de hiç kimsenin arzu ettiği bir durum olamayacaktır.

        Dileğimiz bütün eğitim sendikalarının ideolojik görüş farklılıklarını bir kenara bırakıp bu konuda üyelerinin seslerine kulak vermeleri, bir an önce gerekli girişimlerde bulunmalarıdır. El birliği ile yapacakları bu girişim neticesinde Ekim ayında açılacak olan TBMM’de sınav şartı olmaksızın Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında yükselişin yıla bağlı olarak tekrar düzenlenmesini sağlamalarıdır. SAYGILARIMLA

İbrahim KAYA