Muallim, hoca, eğitmen, müderris, öğretmen...

Hakları ödenmeyen sıfatların sahibi..

Evet bazı haklar ödenmez, ödeyemezsiniz. Bu vatandan ve bu dünyadan gelip geçmiş her öğretmene borcumuz var.

 Öğretmen kimdir peki?

 Öğretmen, küçük adımlarla başlayan koskocaman bir hayatın ilk temellerini atan kişidir.

 Sizi aileniz kadar olmasa bile çok sevecek ve hiçbir çıkarı olmamasına rağmen size elinden gelenin fazlasını katmaya çalışacak -belki de- tek insandır.

 Size cesaret verecek olan ve eğer gerçekten isterseniz bu dünyada yapamayacağınız hiçbir şey olmadığını gösterendir.

Öğretmen size hayal etmeyi öğretendir, kendi kabuğunuzu kırmanız için size yol gösterendir, farklı dünyaların varlığından haberdar edendir.

 Size ilham verendir. Sevdiğiniz şeylerle uğraşmanın ve peşinden gitmenin ne kadar güzel ve özel olduğunu gösterendir.

 Siz ne kadar yanlış yaparsanız yapın sabırla yaklaşacak olan ve size her zaman bir yanlış daha yapma hakkı verecek olandır.

 Geleceğe umutla bakmanızı sağlayan kişidir. İnanmasanız da tekrar tekrar dünyayı kurtaracak tek şeyin sevgi olduğunu hatırlatandır.

 Üzgün olduğunuzda merak eden, yüzünüzde ufak bir tebessüm yaratmaya çalışandır.

 Ne yaşarsa yaşasın size bunu yansıtmayandır. Sizi bir birey olarak dinleyen, dikkate alan, fikrinizi merak eden -belki de- ilk kişidir. Sizi sorumluluk sahibi yapandır.

Hiç fark ettiniz mi? Mutsuz olduğunuz, sınavlarla dolu bir hayatın ortasında olduğunuzu tekrar tekrar fark ettiğiniz ve gelecek konusunda umudunuzun kalmadığı anlarda size bir bakış atarlar.

 Bu bakış sizi yargılamaz, sizi değiştirmeye çalışmaz. Bilakis bu bakış, “Bak çocuğum biz insanlar düşeriz. Kendimizi çok yalnız hissederiz. Kimse bizi anlamıyor, dikkate almıyormuş gibi düşünürüz. Bu yaşadıklarımız ve bıkkınlıklarımız sanki sadece bizim başımıza geliyormuş gibi davranırız. Bazen sadece kendi problemlerimizi görürüz. Ama şunu unutma: Zaten herkes kendine ait problemlerle boğuşmuyor mu şu hayatta?

 Senin bilmemen ya da sana yansıtmaması bunların yaşanmadığı anlamına gelmez. Buradan kilometrelerce uzakta biri aynı senin gibi hissediyor olabilir; ki bu da kendini yalnız hissetmemen için yeterli bir sebep. Senin kadar umutsuz, yorulmuş, bıkmış hissediyor olabilir; fakat sen yine de devam etmelisin.

 Yola devam etmelisin, devam etmelisin, hoşuna ne gidiyorsa yapmaya devam etmelisin.

 Kendini başarısız hissetme, sonunda yüzünde küçük bir tebessümle bitiriyorsan günü, sen zaten başarmışsındır. Geçmişe takılma, bundan sonrası için çalışırsın ve düzeltirsin.

O bakış; "Üzülme, hiçbir şey senden değerli değil.” anlamına gelir ve biz bu bakışı atabilen kişilere “öğretmen” deriz.

Evet öğretmenim bakar mısın?

 Bismark, “Bana öğretmenleri verin, size yakın gelecekte yepyeni bir Alman milleti yaratayım.” diyor yani bir öğretmenin tesir gücüne dikkat çekiyor. Sen de gücünün farkında ol ve yaptığın mesleği en ince teferruatına kadar icra et.

 

  Öğretmenlik mesleği peygamberlik mesleğidir. Bu işi hakkıyla yapabilenlerin derecesi toplumdaki en yüce derecedir. Hem maddi hem de manevi karşılığı vardır unutma.

 Senin de geçmişinde ruhuna dokunan, yüreğini okşayan, farkına varan ve kozanın dışına çıkmana yardımcı olan mutlaka bir öğretmen olmuştur. Sen de bu tip öğrencilerin peşinden koş.

  Bu zamanın çocukları bilgi açlığı değil duygu yoksunluğunun sancılarını çekiyor onların yüreklerine sevgiyle ve muhabbetle dokun.

 Öğretmenlik sadece ders saati sınırları içine hapsolmuş bir alan değildir. Hayatının her anında bu mesleğin en muhteşem savunucusu ol.

  Yapılan araştırmalar öğretmenlerin % 60’a yakınının kitap okumadığını ortaya koyuyor. Bu istatistik bizim için utanç vericidir. LÜTFEN okumayı hayatının en nadide süsü yap.

 Üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmenler kendi alanlarıyla ilgili neredeyse hiç kitap okumuyormuş. Bu durum sadece “Öğrenciler bizi zorlamıyor.” cümlesiyle açıklanamaz. Lütfen kendini geliştir ve değiştir.

 

Kendini her türlü ortama hazırla. Kalabalık sınıflar, en zeki sınıflar, her şeye engel olmaya çalışan idareciler veya proje sevdalısı yöneticiler. Her ortamda kandilin ışıl ışıl parlasın.

 Geçmişi hatırlarsan en çok sevdiğimiz ders, öğretmenini en çok sevdiğimiz dersti. Sen de dersini sevdir ve öğrencilerin aradığı kişi ol.

 Not senin lügatindeki en son seçenek olsun. Not ile öğrenci terbiye edenlerden değil sevginle ve bilginle mesafeler aşanlardan ol.

 Şiddet ile adını yan yana getirmeye çalışanlar var lütfen bu hataya asla düşme. Öğrenci senden çok dövdüğün veya çok bağırdığın için değil sevgini kaybedeceği için korksun.

Kitap fuarlarına çok az katılıyor, sosyal kültürel faaliyetleri çok az takip ediyor ve bu manada senden beklenen yardım çığlıklarına duyarsız kalıyorsun. Kültür, sanat edebiyat ile donanmamış bir öğretmen bir kanadı kırılmış serçe gibidir. Kendin beslen ve ardından da etrafını teşvik et.

 Değişim ve dönüşümün çok fazla konuşulduğu, bilginin güncellenmesinin neredeyse saniyelerle ölçüldüğü bir zamanda yaşıyoruz. Bu anlamda sen de çağa ayak uydur. Bunu yapamazsak geleceğimizin tehlike altına girdiğini unutma.

 Çağımızın öğretmeni bilgiyi en iyi anlatan değil bilgiye ulaşma yolunu ve yöntemlerini en iyi öğreten olarak tanımlanmaktadır. O yüzden sahneye çık ve şovunu yap. Teknolojik aletleri amacına uygun olarak en iyi kullanan sen ol.

 

 Velilerle iletişim kurmadan başarı elde edebilmen mümkün değil o yüzden velileri yaptığın ortak amaca dahil et.

  Özür dilemekten ve teşekkür etmekten çekinme ve açık ol. Gönlü engin olanın zirvelerde adı olur unutma. Fakat öğrencilerin sana saygısızlık ve cıvıklık yapmasına asla müsaade etme.

 Bir tane bile öğrencimizi kaybetme lüksümüz yok. Akademik başarının yanında ahlaki davranış modelini kazandırmak da en büyük sermayen olsun.

 Yapılan toplantıları, seminerleri, etkinlikleri, projeleri zorla yaptığının farkındayım. Oysa almak isteyen için dünyanın en aptal insanından bile binlerce şeyin öğrenileceğini unutmadan katılım sağla.

 Kalbine dokunmadığın, sorununu bilmediğin, derdiyle ilgilenmediğin, şefkat göstermediğin bir yüreğin çiçek açmasını bekleme. Elinden geleni yaptıktan sonra sabırla bekle. 5 yıl toprak altında büyüyüp yeryüzüne çıktıktan sonra altı haftada 27 metreye çıkan bambu ağacı gibi sonradan açılan öğrenciler vardır, unutma.

 Bölünmüş ve parçalanmış aile çocuklarına karşı özellikle hassas davran. Koparılmış kanatlarla onlara nasıl uçması gerektiğini göster. Sen de diğer kanatları ol.

Sevgi evlerinden gelen çocuklar, BEP’li ya da kaynaştırma öğrencileri için en iyi sığınak sen ol. Onları sınıfının önünde bir engel olarak görme, ASLA rencide etme, eğitimde geri bırakma. Özel çocuklara özel davran.

 Öğrencilere dertlerini anlatacak kadar mesafe koy. Aradığında seni mutlaka yanında bulsun. Seni yanında bulamazsa dış dünyada onu ağına düşürmek isteyenlerin olduğunu daima hatırla.

 Toplantılarda sorun konuşanların değil çözüm üretenlerin safında ol.

 Kendi çocukların için nasıl bir öğretmen arıyorsan LÜTFEN başkalarının çocukları için de aynısı ol.

 Okula giderken ayakların geri gidiyorsa ya o okulu ya da mesleği bırak. Meslek seni bırakmadan.

 Öğretmenim iyi ki varsın, 25 Kasımlarda da seni hatırlayanlar olacaktır, unutma. 24 Kasım göz boyamasına, bir günlük sahte övgülere kanma. 2 çiçek bir takılık öğretmen olma..

 Öğretmenim çocuk tebessümünü hiçbir ideoloji engellemesin.

 Çocukların gözündeki yaşı silen ellerinden öperim.

Öğretmenim.

Öğretmenim.

Erhan Ziya SANCAR

Eğitimci Yazar