Nisa KÜÇÜK

Eğitimde artan işsizlik ve atanmama sorunu, öğretmenlerin ya başka meslekler yapmasına ya da özel okullarda güvencesiz şartlarda çalışmasına yol açıyor. Atanmayan binlerce öğretmen, mesleklerini devam ettirebilmek için özel okullardaki yoğun çalışma koşullarını kabul etmek zorunda kalıyor.

Özel okullarda çalışan öğretmenler, çalışma koşullarını BirGün’e anlattı. Küçük bir şehirde özel eğitim kurumunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapan G.G., çalışma koşullarının çok kötü olduğunu belirtti. “Haftanın altı günü sabah 09.00’dan akşam 18.30’a kadar çalışıyorum. Haftada bir gün iznim var o da hafta içinde. Hafta sonu çalışmak psikolojik olarak insanı çok yoruyor” diyen G.G., şöyle devam etti: “Maaşlarımız da çok düşük. Ben dört yıllık öğretmen olduğum için 3 bin TL maaş alıyorum. Sigortam asgari ücretten yatıyor, paranın üstünü elden alıyorum. Maaşlarımız birkaç ay gecikmeli yatıyor.”

SOSYAL MEDYA BASKISI

Mobbinge maruz bırakıldıklarını da anlatan G.G, “Kurumda sosyal medya baskısı yapılıyor. Öğretmenlerin olduğu gruba kurum yönetimi tarafından ‘Kurumumuzun sosyal medya paylaşımlarını kişisel sosyal medya hesaplarınızdan paylaşın, paylaşım yapmamanız durumunda gerekli yaptırımları uygulayacağız’ şeklinde mesaj atıldı. Sırf bu yüzden kurumsal bir sosyal medya hesabı açmak zorunda kaldım. Hafta içi ise dersiniz erken bitse dahi mesainin bitmesini bekliyorsunuz. Benim hafta içi bir gün hiç dersim yok ama kuruma gidip mesaimi doldurmam gerekiyor” ifadelerini kullandı.

KÖLE GİBİ GÖRÜYORLAR

Fizik öğretmeni olan E.C. ise beş senedir kötü koşullarda çalışmak zorunda bırakıldığını kaydederek, “Yaz sezonu geldiğinde, ‘Acaba sözleşmemiz yenilenecek mi’ diye kara kara düşünüyoruz. Patron, öğrenci, veli hepsi özel okullarda çalışan bizleri köle olarak görüyor. İşimiz patronun iki dudağının arasında. Geçenlerde bir öğrenci sınıfta bana saygısızlık yaptı, durumu yönetime anlattım. Öğrenci haksız olduğu halde öğrenciden zorla özür dilettiler. Bir eğitimci olarak bu olay çok ağrıma gitti ama bu işe ihtiyacım olduğu için özür dilemek zorunda kaldım” dedi.

MESAİ KALMADI

“Pandemide haftalık 40 saat derse girdim” diyen A.C., “Salgında mesai saati diye bir şey kalmadı. Birçok arkadaşım işten çıkarıldı, sınıflar birleştirildi. Bir derste 90 öğrenciye ders anlattım” dedi.

NÖBET PARASI YOK

İstanbul’da özel bir temel lisede matematik öğretmeni olarak çalışan C.K., “Okullarda yedek öğretmenler bulundurulmuyor. Bu da bizi olumsuz etkiliyor. Pandemi koşullarındayız, öğretmenler hasta olabilir. Bir arkadaşımızın hasta olması demek diğer bütün arkadaşlarımızın boş derslerinin yok olması anlamına geliyor” dedi.

“Devlette olduğu gibi nöbet parası da almıyoruz. Yaz aylarımız da sıkıntılı” ifadelerini kullanan C.K., “Örneğin kurum, yapılan sözleşmelerde, ‘10 ay 3 bin 850 TL vereceğim iki ay da asgari ücret vereceğim’ diyor. Ancak bir sonraki yıl aynı kurumla sözleşme imzalamazsanız yaz ayı için anlaştığınız maaşınızı alamıyorsunuz. Kiram maaşımın yarısından fazla. Evliyim, kirada oturuyorum ve kiram 2 bin 170 TL” ifadelerini kullandı.

BİRGÜN